Beyaz Kuğu Kara Kuğu Olurken…

16 Aralık 2014 Salı

Medyaya saldırı tamam, ilkeler gereği mağduru savunmak tamam ama doğrusu ben hep birlikte bir ortaoyunu oynandığını düşünüyorum. Nedenlerini açıklamaya çalışacağım.
Seçimler yaklaşıyor ve AKP iktidarının şiddetle korktuğu üç olgu var. Birincisi: “Yolsuzluklar.” Üstelik bu yolsuzluklar sadece bakanlarla ilgili değil, VIP torpilleriyle görüldüğü gibi geniş bir çevreye yayılmış durumda. Hatta ülke halkının büyük çoğunluğunun da bu işte payı var. İkincisi: “Çözüm süreci” yazılanlardan ve konuşulanlardan anladığımız gibi Abdullah Öcalan, bir tarih işaret etmiş. “Yirmi Mart! Ya bu tarihe kadar, bölgeye özerklik tanıyan ve benim ev hapsimi de içerecek bir metni açıklar ve Meclis’ten geçirirsiniz ya da…” Üçüncüsü: Seçim barajının aşağı çekilmesi. Anayasa Mahkemesi bunu görüşmek üzere. Çünkü öne aldıklarını açıkladı. Sonuca gitmek zorunda. Barajın düşürülmesi, Tayyip Erdoğan’ın başkanlık hayallerinin sona ermesi ve AKP iktidarının sarsılması demek.
AKP seçime kadar, bu üç şeyi çözmemek ve ülkeyi kaosa götürecek her şeyi denemek zorunda. İşte tam bu nedenle, bir pazar günü, çünkü hemen hemen herkes evde ve televizyon izliyor, bir ortaoyunu oynanmaya başladı.
Fuat Avni’nin listesinde bulunan herkes gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar içinde bir zamanlar Başbakan’ın uçağından inmeyen Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı da vardı. Doğrusu, daha önceki tutuklamalarda özellikle de gençlere oldukça gaddar davranan polis, pek bir uysaldı. Ve genel yayın müdürü kendi çalışanlarına ve bahçede toplananlara, okurlarına kahramanca sözler söylemek için bol zaman buldu. Beni de bir gülme aldı, yılların mesleki deneyimiyle, bu sahne bana gerçek değilmiş gibi gözüktü. Hele de AKP’den ayrılıp parti kuran ve tek oy alamayan parti başkanlarının, dramatik konuşmaları işi büsbütün bir tiyatro sahnesine çevirdi.
Olayları bilmeyen biri, bu tutuklanmanın, birilerini yeniden kahraman yapmak için düzenlendiğini söyleyebilir.
Bu arada, Samanyolu ve Bugün kanalları olayı canlı yayınlarla duyurdu ve pek çok gazeteciye ulaşıldı. Yılların sağcısı ve bir zamanlar gencecik çocukların idamlarını uygun bulan Nazlı Ilıcak, solcuların “Susma sustukça sıra sana gelecek!” sloganıyla Ekrem Dumanlı’ya arka çıkmaz mı? Yok artık; bu iş ortaoyununu aştı, tuhaf bir halkla ilişkiler komedisine dönüştü.
Bu arada Ahmet Şık ve Nedim Şener (ikisi de cemaat dedikleri için epey bir süre içerde yatmışlardı) şıklık yaparak olayı kınadılar. Zaman gazetesinin Amerika muhabirinden hemen yanıt geldi. “Biz sizi böyle koruyamamıştık.” Ortaoyununun yapısında özeleştiri yoktur, düz bir şeydir. Ama Fuat Avni’den sonra bunu da gördük. Günah çıkarma seansları, ne kadar içtendir bilinmez. Bendeniz bu günah çıkarmalara pek bir prim vermem.
Şimdi gelelim, kurguya! Allah Allah, içlerinde tanıdıkların da olduğu bir grup dizi yapımcısı, senaryo yazarı, yönetmen de gözaltına alındı. Üstelik dört yıl önce biten bir dizi nedeniyle. Sinema örgütleri hemen paslaşmaya başladı; kim, neden alınmış, avukatları var mı?
Ben burada koptum. Tamam bu gerçekten bir ortaoyunu. Çünkü eski Hakkâri Emniyet Müdürü’yle, bir dizi senaristi aynı kefedeyse, iktidar açısından durum iyice vahim demektir. Cemaatçiler, akla karayı birbirine karıştırarak Ergenekon davasını nasıl bir garip kara komediye çevirdilerse, bunlar da belli ki, dört yıl önce biten bir dizinin senaristlerinden, yönetmenlerinden medet umacak haldeler. Dizi ekibinin birkaç saat sonra bırakılacağını bilerek bahse bile girdim. Ancak şöyle olabilirdi, gözaltına alınanlar için parlak bir senaryo yazılması gerekiyor, hazır elimizde bir ekip var, işi onlarla çözelim de denilebilirdi. Neyse ki, bu kara düşüncem gerçekleşmedi.
Evet, gelelim “ne oluyor”a? Başta da söyledik, AKP üç önemli olguyla karşı karşıya, buna bir de giderek yoksullaşan geniş halk kitlelerini katarsak, durum biraz vahim. Bugünlerde bir şey öğrendim, kelebek etkisinin bir kara kuğuya dönüşmesi ihtimali. Bu şu demek, hiç kimsenin öngörmediği birtakım olayların ardı ardına patlaması demek. Beyaz bir kuğunun kara bir kuğuya devrilmesi nasıl acılı ve neredeyse ölümcül bir şeyse, öngörülemeyen olaylar da öylesine kara ve acılı olabiliyor.
Ortaoyunundan medet uman bir iktidar ve şaşkın bizler. Rüyamda gördüm, beyaz bir kuğu acılar içinde deviniyordu.  


Yazarın Son Yazıları

Koronayla söyleşi (3) 13 Eylül 2020
Alkollüydüm abi! 23 Ağustos 2020
İmdat! Fren patladı! 26 Temmuz 2020
Virüsle söyleşi (2) 19 Temmuz 2020