Bizim çok erkek (!) hâkimlerimiz!

28 Şubat 2016 Pazar

Can ve Erdem’le yeniden sarılmanın sevinciyle...

Kadınlar ölürken...

Filmlerde görürdüm, İngiliz mahkemelerinde hâkimler ve tüm dava yöneticileri kıvır kıvır omuzlarına düşen peruklar takarlardı. Kendi kendime sorardım, neden bunları takıyorlar? Meğer bunun sembolik bir nedeni varmış. Bu perukları takarak, onları izleyenlere, davalı ve davacılara şu mesajı veriyorlarmış: Bu mahkeme cins, ırk, din ayrımı yapmaz! Bizim cinsiyetimiz, ırkımız, dinimiz mahkeme dışında kalmıştır. Bu bilgileri araştırırken şunu da öğrendim. İngiltere’de hâkimler maaş almazlarmış, ne kadar ihtiyaçları varsa ellerindeki banka kartıyla o kadarını çekerlermiş. İsterse bu bir milyon sterlin bile olabilirmiş.
Bu bilgilerden sonra bizim çok erkek (!) hâkimlerimize gelmek istiyorum. Evet fazlasıyla erkekler ve toplumda kadına bakışı belirleyen tüm negatif öğretilerden geçmişler. Ve taraftırlar! Evet, iddialı bir sav ortaya atıyorum. Çünkü ne kadar tecavüzcü, ne kadar kadın katili erkek sanık varsa, hemen hepsi hâkimlerin takdir yetkisi denilen bir durumdan yararlanıyor. Ve sanık çoğu zaman alması gereken cezanın yarısını bile almıyor, hatta serbest bile kalıyor. Şimdi indirim gerekçelerine bir bakalım: “Beni tahrik etti efendim.” “Ben onu deliler gibi seviyordum, o beni istemedi, ben de dayanamadım, başka erkeklere gitmesini istemedim, bu nedenle öldürdüm.” “Efendim, benim tecavüzüm yarım kaldı, sonuna kadar gitmedim.” “Efendim, şeytana uydum!” Bunlar erkek sanığın savunmaları. Bir de hâkimlerin kendi gerekçeleri var: Örneğin: “Kız direnmemiş”. “Kız on üç yaşında ama rızası varmış. Hem bakireliği gitmemiş”. Bu gerekçelere bir de, sanıkların kravat takım, ezilip büzülüp “hâkim bey” demeleri yok mu? Bizim hâkimler her türlü tarafsızlığı unutup, basıyorlar ceza indirimini!
Bu neden böyle oluyor. Çünkü hâkimler de bu toplumun insanları. Ve çoğunluk erkekler!
Onlar da, “Benim erkek oğlum her şeyi yapar” diyen anne babalar tarafından yetiştirildi. Onlar da kadını bir cinsel obje gibi gören bu toplum içinde büyüdüler. Mahalledeki dul Fatma teyzeyle ilgili yapılan esprileri duydular, hatta kendileri de bu esprilere ortak oldular. Büyük çoğunluğu ilk cinsel deneyimlerinde hayal kırıklığına uğradılar.
Büyük çoğunluğu evlenmek için kız oğlan kız aradılar. İlk olmak toplum tarafından öylesine kutsanmıştı ki, çok sevdikleri kız arkadaşlarını sırf bu nedenle bıraktılar. Neşeli, girişken kızlardan korktular. Onlar açıklarını yakalayabilirlerdi. Onları sevmeyi denemediler, korktular, kaçtılar.
Daha da ileri gidebilirim. FBI’nın takip ettiği çocuk pornosu müdavimi bir öğretim üyemiz var, tescilli. FBI bir yaptırım uygulanması için Türk emniyetini uyarıyor. Ama bizim savcılar nedense bunu bir suç olarak görmüyorlar. Belki hâkimler de! Ama gerçekler tokat gibi yüzümüze vuruyor, Türkiye en çok çocuk pornosu izlenen ülkelerin başında geliyor. Bu nedense bizi hiç şaşırtmıyor. Çünkü cinselliğin gizlendiği, bastırıldığı bir toplumda yaşıyoruz. Her şey halının altına süpürülüyor. Ve hâkimlerimiz de sanki hiç küçük çocukları, hiç yetişkin kızları, oğlanları yok gibi basıyorlar ceza indirimini.
Ama daha vahim bir şey var: Hukuk giderek, dinselleşiyor. İlahiyat hocaları, “Başı açık dolaşan kadınlar satılıktır” diyerek, hâkimlerin ceza indirimine kılıf hazırlıyor. Diyanet İşleri adeta aile içi cinselliği doğal sayan fetvalar veriyor. Bu sözlerin yankı bulduğu, onaylandığı bir toplumda özellikle de hukukun etkilenmemesi mümkün değil. Hâkimler de, kendilerini ve tarafsızlıklarını hiç sorgulamadan, adeta bu fetvaları kabul ediyorlar. Yoksa bu kadar ceza indirimi neden? Galiba, hâkimleri tarafsız yapmamız mümkün değil, öyleyse Meclis’in acilen bu hâkim takdirini ve indirimini önleyecek bir yasa çıkarması gerekiyor. Bir son söz, kadın öldüren ya da tecavüz eden erkek yurttaşlar, bu ceza indirimi konusunu yalayıp yutmuşlar. Haberiniz olsun.  


Yazarın Son Yazıları

Koronayla söyleşi (3) 13 Eylül 2020
Alkollüydüm abi! 23 Ağustos 2020
İmdat! Fren patladı! 26 Temmuz 2020
Virüsle söyleşi (2) 19 Temmuz 2020