*Gül kokacağız (Korona günlüğü 9)

17 Mayıs 2020 Pazar

Herkes korkuyor, ölüm korkusu her şeyin ötesine geçti. Ama biz korkunun pençesinde kıvranırken, başka bir virüs dünyayı ele geçiriyor. Bu virüs, ölüm korkusuyla evlerine çekilen insanları daha kolay ele geçireceğini kısa zamanda öğrendi. Kısa zamanda özellikle Avrupa’nın en büyük dertlerinden biri olan yaşlı nüfusun korona nedeniyle azalacağını gördü ve bunun üstüne gitti. Hollanda gibi kişi başına düşen milli gelirin çok yüksek olduğu bir ülkede bir huzurevine yapılan baskında 400 yaşlı insanın ölüme terk edilmiş olduğu görüldü. Yoksul ölümlerinin çok yüksek olduğu Amerika’da faşist hareketler inanılmaz bir hız kazandı ve insanlar “çalışmak hakkımızdır!” diyerek protestolara başladılar. İnsanların kafalarına çip takılmasından söz ediliyor. Kısaca Büyük Birader için korona pandemisi, korku pandemisi oldu ve bu durumdan dünyayı gaddarca idare edenler pek hoşnut. Yaşasın tek bir yüce güçle yönetilen insan kalabalıkları!

Elbette ülkemiz bu durumdan muaf değil. Bizler evlerimize kapanırken, Meclis’i tatil eden iktidar, hiçbir sakınca görmeden HDP’li belediyelere kayyım atıyor. Eşbaşkanları tutukluyor. Tecavüzcüler, mafya liderleri affedilirken, yüzlerce genç insan içerde korona tehlikesiyle baş etmeye çalışıyor. Ve tehditler: Bir kadın çıkıyor, “Ben liste yaptım, sitemde götüreceğim 3-4 aile var” diyor, bir gazeteci bozuntusu “Eşlerinizi, çocuklarınızı bizden nasıl koruyacaksınız?” diye uluorta konuşuyor. Ülkü ocaklarının fedaileri ölüm orucunda yaşamını yitiren İbrahim’in Kayseri’deki mezarı önünde “Polisler gider gitmez, çıkarıp yakacağız!” diye haykırıyorlar. Adamın biri, elinde silah, önündeki kavanozda duran mermileri göstererek “işaret bekliyoruz!” diye uluyor. Bir dekan online konferans sırasında yanındakine “kızların fotoğrafını görüyoruz, çaktırma” diyerek yılık yılık sırıtıyor. Peygamberler kenti Urfa’da binlerce kişi yardım kuyruğuna giriyor, iktidarlar tarafından AVM’lerdeki yaşama alıştırılmış insanlar, artık ne alacaklarsa AVM kapılarında içeri girmek için saatlerce bekliyorlar.

Beni koronadan çok, önüne gelenin kendinden olmayanı tehdit etmesi korkutuyor. Bazılarınız bu tehditlerin meczuplar tarafından yapıldığını, ciddiye alınmaması gerektiğini söyleyebilirsiniz. Ben öyle düşünmüyorum, bu tehditleri duyduğumda aklıma Endonezya’da bir gecede palayla 1 milyon insanın öldürüldüğü geliyor, Çorum, Maraş kıyımları geliyor. Madımak geliyor.

Ve Yugoslavya geliyor. İç savaştan 10 yıl sonra gittiğim paramparça edilmiş o güzel yurdun Hırvatistan bölümünde bir rehber ağlayarak, “Kardeşimi burada Sırplar için savaşan ağabeyim vurdu” demişti. “Biz kahvelerde iç savaş olur mu diye konuşup bir yandan da okey oynuyorduk ve bir sabah komşu komşuyu öldürmeye başladı.” Ve Saray Bosna’da binlerce mezar taşı gördüm, yirmi yaşında çocuklara aitti. Şimdi bizi iç savaştan ne koruyacak? Binlerce silahın varlığından söz ediliyor, listelerden söz ediliyor ve biz inanılmaz bir rehavet içindeyiz.

Çünkü korkuyla evlerimize sığındık ve muhalefetin gıkı çıkmıyor. Arkadaşlar, siz ileride herhangi bir seçim olacağına inanıyor musunuz? Seçimde kazanılan belediyeler iktidar tarafından düşman ilan edildi. Ama ana muhalefet partisi kendi belediyelerine bile arka çıkmadı. Bu nasıl bir vurdumduymazlık. Ana muhalefetten Diyanet’in tuhaf fetvalarına karşı çıkan yok! Diyanet tüm camilerden sabah akşam sela okutuyor. Koronadan korkan halk kendini iyice ölüme yakın hissediyor.

Bütün bunları düşünürken önüme bir fotoğraf düştü ve tüm kaygılarımı alıp götürdü. Fotoğrafı burada da koydum. Küçük sıpayı kucaklayan Türkan Saylan. Bir zamanların en salgın hastalığı cüzamı Anadolu’da bitiren kadın. 30 bin üniversite öğrencisine burs veren, 28 yurt ve 56 okul yaptıran Çağdaş Yaşamı Destekleme vakfının kurucusu. Bu fotoğraf öyle güzel ki sizin de şu korku günlerinde içiniz açılsın, sıpa bizim buralarda pek yok ama bir kuzuyu sarılın, bir kelebeği uçarken takip edin, bir gül korusu sarsın hepimizi, Edip Cansever’in şiirini hep birlikte haykıralım: “…öyleyse dostlar bırakın bu yalnızlıkları/bu umutsuzlukları bırakın kardeşler/göreceksiniz nasıl /güller güller güller dolusu /nasıl gül kokacağız birlikte/amansız, acımasız kokacağız/dayanılmaz kokacağız nefes nefese.


Yazarın Son Yazıları

İmdat, Z kuşağı! 5 Temmuz 2020
İhtiyarlara yer yok! 28 Haziran 2020