Ölüm Onlara Bir Kurtuluş Gibi Geldi

06 Aralık 2011 Salı
\n\n\n

11-13 yaşından itibaren bir kız çocuğunu babasının ya da ağabeyinin yanında, yöresinde, kucağında göremezsiniz. O yaştaki bir çocuk bile, çoğuna göre artık bir cinsel nesnedir. Kendi kızına ya da kardeşine böyle bakan biri elbette, yakınındaki en ulaşılabilir kişiye, yani kızına ya da kardeşine ya da yeğenine cinsel ihtiyacını gidereceği bir nesne olarak da bakabilir. Başka ne olabilir?

\n

Kocası Hizbullah örgütündendi, halen hapiste, ama yakında çıkması bekleniyor. Kocasının bütün ailesi Hizbullah yanlısı. Kadının yedi yaşındaki erkek çocuğu, kocasının 18 yaşlarındaki iki yeğeninin tecavüzüne uğradı. Kadın, kocasının ailesini terk edip kendi ailesinin yanına gitti, ama ailesi hem onu kocasının ailesinin yanına dönmeye hem de bu tecavüz olayını kapatmaya zorladı. Şu anda halen ailesinin yanında, ama kayınpederi ve kayınbiraderi, yani tecavüz edenlerin babası, onu ölümle tehdit ediyor.

\n

14 yaşında itin kopuğun biriyle evlenmeye zorlandı. Adam sabıkalı biriydi. İmam nikâhıyla evlendirildi. Ve hamile kaldı. Adamın ağır şiddetine maruz kalıyordu; dayak, işkence hepsi vardı. Dayanamayınca kaçıp ailesinin yanına geldi. Aile için kocadan ayrılmak orospu olmakla eşdeğer. Kocası da zaten artık istemiyor. Şimdi kızı böcek ilacı içip intihar etmeye zorluyorlar. Bir yıl önce de kız kardeşini, sadece telefonla bir erkekle konuştuğu için bir hafta odaya aç susuz hapsedip inanılmaz baskı yaparak böcek ilacı içmeye zorladılar. Kız sonunda ağabeyinin verdiği böcek ilacını içmek zorunda kaldı ve öldü. Bizim de elimiz kolumuz bağlı, hiçbir şey yapamıyoruz.

\n

10 yaşında kendine tecavüz eden bir adamla, üçüncü karı olarak imam nikâhıyla evlendirildi. Adam 52 yaşında. Daha önce iki ablasını da üvey babası satmış. Kız şimdi 22 yaşında. Kocasının dayaklarına dayanamayıp kaçtı ve bir arkadaşının evine sığındı. Kocasının öldüreceğinden korkuyordu, kaçtığı için. Ama öğrendiğimize göre ağabeyi bulmuş ve alıp götürmüş. Şimdi kendini öldürmeye zorlandığını düşünüyoruz. Bu da kayıtlara intihar olarak geçerse hiç şaşmayın.

\n

Benim yazarken, sizin okurken tüylerinizi diken diken eden bu olaylar, hasta ruhların uydurduğu birer korku hikâyesi değil, bütün bunlar ve bunlar gibi daha pek çok olay gerçek! Ve öyle çok uzaklarda değil, kentlerin varoşlarında ve Anadolunun pek çok yerinde, özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadoluda sıkça yaşanan olaylar. Yani artık töre ve sözüm ona namus cinayetleri küçük kardeşlere işletilmiyor. Daha kolay bir yol bulunmuş. Kurban kendini öldürsün diye inanılmaz baskılar yapılıyor ve sonunda gencecik kadınlar, kimi böcek ilacı içerek, kimi kendini asarak, kimi de nehre atlayarak intihar etmeye zorlanıyorlar. Güneydoğuda ve Doğuda şiddetle artan kadın intiharları, aslında el birliğiyle işlenen birer cinayet. Cinayeti işleyenlerse maalesef kadının, kızın yakınlarında bulunan erkekler...

\n

Babalar, kardeşler, erkek yeğenler... Popüler kültürün, her şeyin içini boşalttığı günümüzde, televizyonlarda hiç durmadan deforme olmuş insan ilişkilerinin en koyusunu izleyenlerin, sonunda bulduğu en kaçak yol bu: Kişiye baskı yaparak kendini öldürmeye zorlamak. Bu, bu ülkede çok iyi bildiğimiz bir işkence yöntemi. Gencecik oğlanların, kızların siyasi şube pencerelerinden atlayarak intihar ettiklerini hiçbirimiz unutmadık. Bu yeni zaman cinayetleriyle (intiharlarıyla), işkence arasında ne fark var!

\n

Bizler büyük kentlerde oturabiliriz, kendimizi pek çok şeyden soyutlayabiliriz, cinsel özgürlüğün her türlüsünü savunabiliriz ve uygulayabiliriz, ama yanı başımızda ortaçağ cinayetleri işleniyorsa yaşadığımız her türlü sözüm ona özgürlük havada kalır ve bir süre sonra bizi de boğmaya başlar.

\n

Ben burada kendi adıma, yasalarda kadınlarla ilgili bölümlerin yeniden gözden geçirilmesi için kahramanca savaşan ve hâlâ savaşmaya devam eden bütün kadın örgütlerine ve oralarda çalışan gönüllü kahramanlara teşekkür etmek istiyorum. Bu ülke onlara her zaman borçlu kalacak.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Belleğimdeki deprem 1 Kasım 2020