Son Seçim Olabilir…

31 Ağustos 2014 Pazar

Öncelikle şunu söylemek isterim, bazı CHP’liler bana kızabilir. Hatta daha ileri giderek gazetemizi almayacaklarını söyleyebilirler. Hayretle şunu söylemek isterim, herhangi bir yazara kızıp diğer yazarlardan vazgeçmek niye? Bir gazetenin en önemli erdemi, geniş bir yazar yelpazesine sahip olmasıdır. Tüm yazarlarca ve yönetimce kabul edilmiş ilkelere uygun olduğu sürece.
Şimdi bazı durumları açıkça konuşma zamanıdır. Yaklaşan genel seçimlere rağmen, CHP’li yerel belediyelerin bir kısmında işler hiç de iç açıcı gelişmiyor. Örnek verecek olursak, Bakırköy’de Bakırköy Belediyesi’ne yıllarca emek veren Bakırköy Kültür ve Sanat Danışmanı Üstün Asutay ile 2012’den beri tiyatroyu yöneten Kadriye Kenter’in işine ansızın son verildi. Sadece bir telefonla.
Öte yandan ben Kadıköy’de oturuyorum, Kurbağalı Dere’ye bir şeyler oldu, lağım kapaklarının açıldığı söyleniyor ve belediye sadece şu uyarıyla yetiniyor. “Denize girmek tehlikelidir.” Ama çoluk çocuk bu sıcaklarda kendini koli basili yüklü sulara bırakıyor. Kadıköy bölgesinde çok yakında bir salgın hastalık olabilir. Öte yandan, sanki belediye yok gibi. Belediye sadece Moda ve Bağdat Caddesi’ni önemsiyor. Minibüs caddesi, ara sokaklar süpürülmüyor bile. Ayrıca Bağdat Caddesi’nin bile bok koktuğunu söyleyebilirim. Bu bölgede bir başka salgın hastalık daha var. Bütün binalar yıkılıyor ve yerine yirmi katlı binalar yapılıyor. Yakında hepten bitecek olan altyapı için harekete geçilmesi gerekir. Çünkü mevcut altyapı yetmiyor. Ve hiçbir hareket yok.
Öte yandan evini bir müze ev yapılması için Kadıköy Belediyesi’ne bağışlayan büyük şair Dağlarca’nın 100. doğum gününe Kadıköy Belediyesi değil, Beşiktaş Belediyesi sahip çıkıyor. Kim bu Dağlarca? Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu bir müteahhit, Dağlarca’yı tanımıyor olabilir, peki ya kültür servisi? Öte yandan benim yaşadığım bölgeye yakın Kadıköy Belediyesi’ne ait bir kız öğrenci yurdu var. Aysel-Abdullah Öğücü Yüksek Öğrenim Kız Yurdu. Tekstille uğraşan Antepli bir aile, babalarının vasiyeti nedeniyle her yıl bir yurt ya da bir okul yaptırıp yerel idarelere bağışlıyorlar. Bu yurt da onların bağışı. Ben bu yurdu ve oradaki kurulan demokratik düzeni çok severim. Epey film gösterisi yaptım. Kızların özgür tavırları, soru sormaları ve korkusuzca idareyi eleştirmeleri çok hoşuma gider. Orayı dört yıldır hiçbir şikâyet almadan yöneten doğal olarak dostum Neşe Canyurt ansızın işinden atıldı. Nedeni, artık kayıtlarda son an olduğu için, babası ölmüş, kendisi tam burslu okul kazanmış bir kızcağızı başkana haber vermeden yurda kaydettirmekmiş.
Doğrusu ben yorulduğu için görevi başkalarına devretmesini istediğim Selami Başkan’ı arar oldum. Kadıköylü bir yurttaş ve bir yazar olarak.
Öte yandan, Kadıköy bölgesi okulları imam hatip yapılıyor. Biraz geç olsa da veliler isyanda. Geçen gün düşünüyordum, bizim İstanbul milletvekilleri ve hatta Kadıköy bölgesi milletvekilleri nerede? Adlarını ben bile bilmiyorum. İşte özerklik bunun için gerekiyor. En azından seçtiğimiz milletvekillerini daha yakından takip edebilmek için. Merkezin gücünün kırılması ve daha demokratik ilişkiler için gerekli.
Daha önce de yazdım. Urla’nın yeni Belediye Başkanı Sibel Uyar, benim de bizzat tanık olduğum gibi Türkiye’nin her yerinden kentine misafir gelen genç tiyatroculara bırakın kol kanat germeyi, oyunlarını engellemeye çalıştı.
Peki ya Adalar Belediyesi? Yaz başından beri Adalar’da çocuklar, aşırı sıcaktan, aşırı çalışmaktan ve bakımsızlıktan sapır sapır yollarda yıkılan atları izliyorlar.
Öte yandan sadece engellilerin ve yaşlıların kullanmasına izin verilen elektrikli arabalar on yaşındaki çocukların oyuncağı olmuş durumda. Çözüm yok. Çünkü belediye yok. Sivil toplum örgütleri çaresizce bağırıyorlar. Hey seslerini duyan var mı?
Ve hiç unutulmaması gereken bir durum daha var. CHP ne yazık ki, “benim bölgem” dediği İzmir’in sekiz ilçesini başka partilere kaptırdı. Kimse bunun hesabını sormadı. Ne oldu da bu ilçeler gitti? Yanarım yanarım işçi kenti Aliağa’ya yanarım. Aynı şey tüm Karadeniz’de de oldu.
Şimdi dost acı söyler deyip gelelim ana meseleye. Hiçbir zaman AKP’nin belediyelerden başlayan yükselişini unutmamak gerek. Kimselerin cezalandırılmadığı, herkesin yaptığının yanına kaldığı bir parti önümüzdeki seçimlerde yüzde yirmi dördün altında kalabilir. Bu da AKP’nin yüzde otuz dört alması ve sayı olarak anayasayı değiştirecek güce sahip olması demek. Açıkça söylüyorum, CHP’ye oy veren insanlarda derin bir hayal kırıklığı var. Bu hayal kırıklığını ateşlemek ve yeniden heyecanlandırmak için ne gerekiyorsa o yapılmalı. Aksi takdirde önümüzdeki seçim son seçim olabilir. Ve dostların sesine kulak verilmeli.  


Yazarın Son Yazıları

Belleğimdeki deprem 1 Kasım 2020
Koronayla söyleşi (3) 13 Eylül 2020
Alkollüydüm abi! 23 Ağustos 2020