Sözle uslanmayanın hakkı kötektir

09 Ağustos 2020 Pazar

Önüme Hindistan’dan bir haber düştü. 1 milyar kişinin yaşadığı Hindistan’da korona olup da hafif geçirenlerin sokağa çıkmamaları için alınlarına sabit boyayla bir işaret konuluyormuş. İşaret, 15 günden önce çıkmıyormuş, işaret alınlarında sokağa çıkanları da çevredekiler döverek eve sokuyormuş.

Gülmeye başladım ve hemen aklıma temizlik imandan gelir düsturunu benimsemiş çok muhterem halkımızın geride bıraktıkları piknik alanları, deniz kıyıları, orman içleri geldi ve hemen bazı projeler oluşturdum: Bir, yolu yok, plaj girişlerine, orman girişlerine, kıyılara üniformalı iki adam koyacaksın. Ve ilan edeceksin, büyük boy çöp paketin yoksa buraya giremezsin! Bu iki üniformalı adam (üniforma gerekli çünkü bizim halk üniformadan korkar) giriş yapan aileleri tek tek kontrol edecek. Yanlarında büyük boy çöp paketi olanları içeri salacaklar. Paket yoksa kıyı da yok, orman da. Şimdi bu önleme gülmeyin, karşı çıkmayın, bu bayram sonrası kıyılardan toplanan çöp 400 ton olmuş. Herkes pisliğini bırakıp yoluna devam etmiş. En çok da boklu çocuk bezi bulunmuş, üstelik bunu kıyılarda kuma gömmüşler. Bu arada ormanlarda her bir kilometreye dört üniformalı düşmeli, kim çalı çırpı toplayıp ateş yakmaya çalışıyorsa anında para cezası kesilmeli. Yaktıkları ateşi söndürmeyi bile bilmeyenler ancak bundan anlar.

İnsanoğlunun çağlar boyunca değişmeyen pozu.

Fotoğraf: Işıl Özgentürk

İki, iyice şımarık bir halk olduğumuz, şu üç ay içinde evde kalınca kendini fazlasıyla belli etti. Millete bir hal oldu. Özellikle kıyılarda her beş dakikada bangır bangır uluyan bir müzik eşliğinde partiler veriliyor. Millet kucak kucağa dans ediyor, adeta kendinden geçiyor, mesafe, maske hak getire. Sanki yıllarca süren bir hapisten çıkmışlar ya da yıllarca süren savaş bitmiş gibi inanılmaz bir haz patlaması. Arkadaş kusura bakmayın, ne bu be! Evet, sözle anlamayanın hakkı kötektir. Ne oluyoruz, devletin size verdiği tatil kredisini siz ödeyeceksiniz. Çocukların okul parasını siz ödeyeceksiniz. Binlerce dükkâna kilit vuruldu, haberiniz yok mu? Eski normale dönmek mümkün olmayacak. Ha bu tatilde de kucak kucağa dans etmeyin! Bunları yazarken kendime kızıyorum ama bence bu çılgın eğlencelere yasak gelmeli! Biraz sakinlik, biraz başkalarına saygı. “Nedenmiş efendim, insan dünyaya bir kere geliyor, kim benim eğlencemi yasaklayabilir” mi diyorsunuz, o zaman ne yazık ki köteği hak ediyorsunuz.

Şimdi üniformalı yasakçılardan söz ediyorum diye bana kızıyorsunuz. Ama siz sözüm ona özgürlüğün keyfini sürerken üniformalılar başka yerlerde kadın cinayetlerinin peşinden koşan, çocuk ve köpek tecavüzcülerinin en yüksek cezayı alması için protesto yürüyüşleri yapan kadınların kollarını kırmayı kahramanca beceriyorlar. Size de toplum sağlığı için birkaç yasak gelse iyi olmaz mı?

Geçenlerde bir psikolog arkadaşımla konuşuyordum, söz “insanların geleceği düşünmeden nasıl bu kadar aşırı davrandıklarının nedenine” geldi. Ve çok tehlikeli bir analiz yaptık. Bu korona gösterdi ki hiçbir şeyin garantisi yok, ne gelecek belli ne de geçmişin değerleri içinde bulunduğumuz zamanı açıklıyor. Hani bir vezir fıkrası vardır, efendim padişah vezirine emrediyor, “Vergileri artır!” Vergiler artıyor, padişah soruyor, “Halk ne yapıyor?” Vezir, “Kara kara düşünüyor” diyor. Padişah, “Öyleyse vergileri biraz daha artır!” Vergiler artıyor, padişah soruyor, “Halk ne yapıyor?” Vezir, “Kara kara düşünüyor” diyor. Padişah, “Öyleyse vergileri biraz daha artır!” Vergiler atıyor, padişah soruyor, “Halk ne yapıyor?” Vezir yanıt veriyor, “Meydanlarda çalıp oynuyorlar.” Padişah “tamam” diyor. “Artık vergi artırmak yok.” Bence durum böyle, kıymetli bir analiz oldu değil mi?

Ah unutmuşum, bütün bunlar olurken yollarda, sokaklarda tam bir sokak faşizmi yaşanıyor. Minibüslerde, taksilerde maşallah tüm sürücüler maske çene altında dolaşıyor, söz söylemeye korkar olduk, çünkü anında patlıyorlar! Müşteri de öyle. Yollar tam bir korku filmi gibi. Fethiye’de gece dört aylık gebe bir kadınla, kocası bir arabayı sollayıp geçtikleri için yolları kesilip tartaklanıyorlar, polise gittiklerindeyse “şikâyetinizi geri alın baskısı” yapılıyor ve kapıya çağırılan mağdur adam, “Bak daha çok yolun var,ona göre” diye tehdit ediliyor. Bir dostum arabada çocuklarıyla kırmızı ışıkta bekliyor, arkadan bir araba gelip çarpıyor, arkadaşım dışarı çıkıyor, “ne oluyor” diye soruyor ve kırmızı ışığı gösteriyor, öbür araba içinde çocuklar olan arabaya bir kez daha vuruyor, arkadaşım hızla arabaya binip kapıları kilitliyor ve polise haber veriyor, polis geliyor ve arkadaşımı bir köşeye çekip “abi arabada çocukların var, bunlar belalı, sen yoluna git” diye nasihat veriyor. Bir başkası bankadan para çekerken, maskeli bir adamın bıçaklı saldırısına uğruyor. Ve bu ülkede hiç durmadan kadınlar öldürülüyor. Hâkimler iyi hal indiriminden bir türlü vazgeçmiyor. Öyleyse her yerde haykıralım: Polisler, gerçek işinize dönüp toplum sağlığını korumak için uğraşın, kadınların kollarını kırmayı bırakın! Hâkimler, siz de şu indirimden vazgeçin, sokaklarda sizin de kızlarınız, çocuklarınız dolaşıyor ve hatta varsa köpekleriniz!


Yazarın Son Yazıları

Koronayla söyleşi (3) 13 Eylül 2020
Alkollüydüm abi! 23 Ağustos 2020
İmdat! Fren patladı! 26 Temmuz 2020
Virüsle söyleşi (2) 19 Temmuz 2020
İmdat, Z kuşağı! 5 Temmuz 2020
İhtiyarlara yer yok! 28 Haziran 2020