Aslında Tartışılan Ne?

10 Aralık 2011 Cumartesi
\n

Lise yıllarımızda, münazaralar yapılırdı. Ben bu garip yarışmayı hep çok anlamsız bulmuşumdur. Çünkü iki taraf seçilir ve bir konu verilir, kesinlikle haksız bile olsa tezini iyi savunan taraf birinci olurdu.

\n

Herhalde, bir tezi savunma, iyi konuşma, ikna yeteneği, tartışma yöntemi, kendine güven gibi özelliklerin gelişmesi için düşünülmüş bir şeydi ama sonraki dönemde de iyi konuşup, baskın çıkanların, en saçmasapan şeyleri bile karşısındakilere savunup durduğunu gördüm.

\n

Üstelik bunu yaparken söylediğine kendisi de inanmayanların yine de karşısındakine baskın çıkmaktan büyük keyif aldığını, bu insanların iyi hatipdiye nitelendirildiğini de gördüm.

\n

Bu özellik, bir konuda gerçek anlamda bilgi sahibi olmadan ileri geri fikir yürütme alışkanlığı da getiriyor.

\n

İkincisi ve belki daha da kötüsü, kendi düşüncelerimi başkalarına kabul ettireceğim iddiasıyla, başkalarını hiç düşünmemeyi ve empati yapmamayı...

\n

***

\n

Televizyon kanallarında siyaset, tarih, hukuk gibi konularda yapılan tartışmaları izlerken o günler geliyor aklıma.

\n

Anlı şanlı üniversitelerin profesörleri, doçentleri, gazeteciler, yazarlar, araştırmacılar tartışırken de aynı hisse kapılıyorum.

\n

Zaten belli bir misyonla orada olduğunu anladığımız kişileri, mutlaka saplantılı biçimde bir şeyi savunanları, bilimsel formasyonu olmayanları az çok anlayabiliyorum.

\n

Ama bir akademisyenin, bilim adamının tarihe, hukuka bakarken taraf tutması, birilerini karalayıp ötekileri haklı çıkartmaya çalışması, üstelik bunu yaparken adeta tarihin o dönemindeki kişilerle çok yakın bağları varmış gibi hiddete kapılması beni çok şaşırtıyor.

\n

Aynı şekilde, kendi savunduğu kişilere ya da olaylara gelince farklı bir yöntem izlerken tersi olduğunda bambaşka bir yönteme başvuranları, sıkıştığı zaman karşısındakini alaya alır bir poza girenleri, tartıştığı kişiyi geçmişine, tipine, aidiyetlerine göre yargılamayı, yaftalamayı da hayretle izliyorum.

\n

***

\n

Çoğu zaman aslında tartışmanın tarih, hukuk ya da siyaset değil de bu kişilerin geçmişlerindeki sorunlarla ilgili olduğunu düşünmeye başlıyorum. Yani bir konu, bir tarihi kişilik, bir dönem, bir olay tartışılırken aslında o değil de, tartışmaya katılan kişilerin kendi varoluş sorunları, kime taraf, kime karşı oldukları öne çıkıyor.

\n

Böyle olunca hangi dönem, hangi konu, hangi tarihsel kişilik tartışılırsa tartışılsın aslında bir sonuca varılmıyor. Çünkü tartışma karşıtlıklar üzerinden prim yapmaktan başka bir amaca yönelik olamıyor.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Görüşmek Üzere... 10 Ocak 2013
Vergiler ve Zenginler 8 Ocak 2013
Kitap Korkusu 5 Ocak 2013
Böcek Deyip Geçme... 29 Aralık 2012
Öğrenciler Hizaya! 27 Aralık 2012
Efsane Katiller Kültürü 25 Aralık 2012
Öküz Altında Honduras 22 Aralık 2012
Eurovision Ne İşe Yarar? 20 Aralık 2012
Şimdi Reklamlar 18 Aralık 2012
Hukuksuzluk 15 Aralık 2012
Peki ama Cinayet Nerede? 13 Aralık 2012
Güven Sorunu 8 Aralık 2012