Mehmet Ali Güller

Rusya’ya tehdit, Türkiye’ye çengel

25 Mart 2021 Perşembe

NATO dışişleri bakanları toplantısını bir cümleyle özetlemek gerekirse başlıktaki ifadeyi kullanabiliriz: Toplantıdan “Rusya’ya tehdit, Türkiye’ye çengel” çıktı.

1. NATO, Rusya’yı uluslararası terör, hibrit ve siber tehditler bağlamında “modern tehdit” ilan etti.

2. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, “Türkiye’yi ittifaka demir atmış (çıpa atmış) halde tutmakta ABD ve NATO’nun güçlü çıkarı var” dedi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de Türkiye’nin uluslararası terörle mücadeledeki rolü ve mülteci barındırması nedeniyle çok önemli bir müttefik olduğunu belirtti.

BİDEN’IN ATLANTİK ÇIPASI

Tablo sürpriz değil. ABD’nin Rusya tehdidi üzerinden AB’yi yeniden denetimine almak istediğini yazdık. Biden’ın Münih Güvenlik Konferansı’nda Rusya’yı Avrupa ve NATO için Çin’e göre “yakın” tehdit ilan etmesi bu amaçlaydı.

Keza “Biden’ın Atlantik çıpası” başlıklı makalemizde de Blinken’in senatörlere söylediği şu sözler üzerinden yeni ABD yönetiminin Türkiye’yi Atlantik’e çıpalı tutmaya çalışacağını belirtmiştik:

“Türkiye’yi Rusya’ya ve diğer düşmanlara yaklaştıracak adımlar atmaktansa Batı’ya dönük tutmak önemlidir. Bölgesel meselelerdeki farklılıklar ile Türkiye’yi transatlantik ittifakına geniş ölçüde uyumlu tutmaya çalışacağız.”

Nitekim bir yandan ABD, bir yandan da NATO, Türkiye’yi Atlantik’e çıpalı tutabilmek için AB’nin Türkiye’ye yaptırımlarını dondurmasını sağlıyorlar...

ERDOĞAN’IN GERİ ADIMLARI

Erdoğan’ın Biden seçildikten sonda ABD ve AB’ye “beyaz sayfa” açma çağrısı yapması ile ABD’nin NATO üzerinden Türkiye’yi Atlantik’e çıpalı tutma hedefi ilan etmesi arasında kuşkusuz bir bağ var.

Erdoğan yönetimi bu amaçla Doğu Akdeniz’de önemli geri adımlar attı; Oruçreis araştırma gemisini Antalya Körfezi’ne çekti, Yunanistan’la 60 tur yapılan Ege merkezli istikşafi görüşmeleri bu kez Doğu Akdeniz’i de konu ederek istişari görüşmelere çevirdi, Libya’daki proaktif tutumu bıraktı, Doğu Akdeniz’de (ve Karadeniz’de) ABD’yle ortak tatbikatlar yapmaya başladı...

S-400’lerin hâlâ etkinleştirilmemesini ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın “Girit modelini” dile getirmesini de bu kapsamda değerlendirebiliriz.

SORUNLARIN KAYNAĞI ATLANTİK ÇIPASI

Türkiye, Amerikan hegemonyasının zayıfladığı şartlarda, tıpkı diğer bazı Atlantik üyeleri gibi kendine bir “stratejik özerklik” alanı geliştirmeye ve yörüngenin dışına çıkmaya çalışıyor...

Bu gelişmenin sağlıklı ilerlemesinin önündeki en önemli engel ise iktidarını ABD’ye borçlu olan Erdoğan’ın, ortaya çıkan bu tabloyu yine kendi iktidarını sürdürebilmek için pazarlık konusu yapabiliyor olmasıdır...

Türkiye’nin önündeki en büyük gerçek, yeni bir dünya kurulurken artık ABD’ye bağımlı yol yürüyemeyeceği gerçeğidir oysa. Türkiye’nin hemen tüm sorunlarının kaynağı, 70 yıldır Atlantik’e çıpalı olmasıdır zaten.

TÜRKİYE’NİN ULUSAL ÇIKARI

O çıpa nedeniyle Cumhuriyet devrimciliği dondu, o çıpanın dayattığı antikomünizm üzerinden siyasal İslamcılığa iktidar yolu açıldı. O çıpa nedeniyle Türkiye ulusal silahlanmasını geciktirdi. O çıpa nedeniyle Türk ekonomisi serbest piyasa mekanizmasına eklemlenerek her türlü dalgalanmaya açık hale getirildi. O çıpa nedeniyle Türkiye’nin tarım arazileri boşaldı, fabrikalarının bacaları tütmez oldu. O çıpa nedeniyle Türkiye komşularına düşman edildi. O çıpa nedeniyle laiklik budandı. O çıpa nedeniyle Türkiye’nin başbakanı ABD’nin projesine eşbaşkan olabildi. O çıpa nedeniyle FETÖ 15 Temmuz’da darbe girişimi yapabildi.

O çıpa, Atlantik çıpası, Türkiye’yi ABD’ye bağımlı yaptı, AB kapısına bağladı...

Türkiye’nin ulusal çıkarı, Atlantik’e çıpalı olmakta değil, bağımsız ve bölge merkezli dış politika inşa etmesindedir.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları