Meriç Velidedeoğlu

6 Mayıs

13 Mayıs 2016 Cuma

Yıllar önce bir “6 Mayıs” günü, “Denizler”imiz kurutulup yok edilmeye kalkışılmıştı; tam “44 yıl” olmuş; geçen hafta cuma akşamı onlarla, Bozkurt, Kamil, Namık Kemal, Mustafa, Gökalp, Rahmi, Cavit, Şükran, kuşkusuz “3 Fidan”la “Deniz, Yusuf, Hüseyin” ve de “Türkiye Liseliler Birliği”nden (TLB) gencecik Bora ile buluştuk; Mustafa Mutlu’nun çok tutulan izlencesi “Kral Çıplak”ın canlı yayınındaydık, “Caddebostan Kültür Merkezi”nde.
“68” gençliğinin bu önderleri yaşadıklarını anlatırken, Mustafa Mutlu’nun sorularını yanıtlarken, “27 Mayıs 1960 Devrimi’nin sağladığı “özgürlük” ortamından yararlandıklarını altını çizerek dile getirdiler.
Gerçekten de öyleydi. “27 Mayıs”ın ürünü olan “1961 Anayasası”nın temel direklerinden biriydi ‘evrensel insan hakları’, dolayısiyle “özgürlük.
“68’liler” aynı zamanda, “1961 Anayasası”nda ilk kez “emek” değerlendirmesi yapıldığının, dolayısiyle de ilk kez “sendika” kurma, “sendika birlikleri” oluşturma, “toplusözleşme”, “grev” hakkı ve “sosyal güvenlik” dolayısiyle de “sosyal sigortalar” kurumu oluşturma gibi haklar sağlandığının da ayrımındaydılar.
Öte yanda, böyle çağdaş, demokratik bir düzen içinde ekonomik bir planla “kalkınmak”, kimilerinin canını sıkmış olmalıydı ki, “12 Mart 1971 Faşizmi”nin mimarı Genelkurmay Başkanı M. Tağmaç’a: “Toplumsal uyanış, ekonomik gelişmeyi aştı; bunu durdurmak gerekir!” dedirtmişti...
Kuşkusuz bu söylem tam anlamıyla “faşist görüşün bir göstergesi”ydi.
Değerli dostlar, yine araya girip, “12 Mart Faşizm”inin “muhtıra”sını alınca görevini bırakan “Başbakan”a, o günlerde yapılan bir seslenişi anımsayalım diyorum, şöyle: “Eğer o Başbakan, halka ve dahası hakka ve kendi kişiliğine dayanıyorsa yani koltuğunun adamıysa, ‘ben çekilmiyorum; bu eyleminiz Anayasa ihlalidir; beni Meclis’teki makamımdan ancak zor kullanarak aşağı alabilirsiniz; bu ise bir suçtur!’ der ve dayatır; püf denilince uçup gitmez!” (H. V. Velidedeoğlu, Cumhuriyet, 18.4.1977)
Günümüze de uygun düşer mi? Ne dersiniz?
“6 Mayıs” akşamı, “Kral Çıplak”ın canlı yayınında konuşan “68’liler”in çoğu, direnişlerini başta “Kürt” gençleri olmak üzere, Anadolu’nun her yöresinden gelmiş gençlerle birlikte kaynaşmış olarak yaptıklarını, herhangi bir “ayrım”ın sözü edilmesi
bir yana, akıllarından bile geçirmediklerini dile getirdiler.
Hemen ardından da, bugün TBMM’de, “HDP” milletvekillerinin “Serok PKK!” çığlıkları atmaları karşısında, büyük üzüntü duyduklarını da...
Meclis’teki bu “Serok PKK” çığırtkanlarının, “96 yıl” önce de, bu Meclis’in oluşturulup açılması sürecinde de, “Diyab Ağa”nın sağladığı Atatürk’e destek birlikteliğini haince bozan, İngiliz emperyalizminin güdümündeki atalarının yolundalar, tek ayrım şimdikilerin “ABD” ve “AB” güdümünde olmaları...
‘68’liler, bu “ABD” emperyalizmiyle, yaşamlarını hiç sayarak savaşırken, “12 Mart Faşizmi”nin palazlanmasına izin verdiği bir partinin silahlı militanları da “komünist avı”na çıkarlar; sosyalist ve komünistlikle hiç ilgisi olmayan Doç. Dr. Bedrettin Cömert’i kurşun yağmuruna tutarlar, ardından Prof. Dr. B. Karafakioğlu’nu, Prof. Dr. Ü. Doğanay, Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil’i...
Düşünce (fikir) bağlamında yarattıkları “Türkİslam Sentezi” ile de, “Atatürkçü” çizgide çağdaşlaşmanın, dolaysiyle laikliğin yolunu kesmeye yöneldiler; kişiler ve kurumlar üzerinde olmadık “baskı” yöntemleri kullandılar; “insan hak ve özgürlükleri”ni hiçe sayan “tek kişi” egemenliğini öne çıkardılar; bakanları kullaştırmasına göz yumuldu...
“O”, her şeydi; “dur!” derse “durulur”, “yürü!” derse “yürünür”; “Duçe”yi anımsatırcasına... Kuşkusuz “Führer”i de...
Günümüzde artık, “Duçe”, “Führer” yok; ne ki “Reis” var; özellikle “Duçe”nin “Faşizm”ini neredeyse“dört dörtlük” uygulayan... Ama yine de bir ayrımı belirtelim; kadınları bir “kuluçka makinesi” gibi algılayan “Duçe” doğurmalarına bir “sınır” getirmiyordu; doğurdukça doğurmalarını istiyordu... Oysa “Reis”in bu konudaki isteği sınırlı, sayılı; öyle değil mi?
Not: Lütfen, “Reis”in “rabia” (dört) sayısıyla karıştırmayın! M. V.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Erasmus 19 Mart 2021
‘12 Mart 1921’ 12 Mart 2021
‘Manifesto!’ 5 Mart 2021
‘Elli Yıl’ 26 Şubat 2021
Haddini Bil! 19 Şubat 2021