Dâhi ve muzaffer

29 Ağustos 2021 Pazar

26 Ağustos’tan 9 Eylül’e yaşanan savaş süreci, Atatürk’ün satranç mantığıyla kurduğu, kusursuz işleyip işgalci Yunan ordularına ölümcül darbenin vurulduğu süreçtir.   

Başarıyı sağlayan mantığın oluşmasında Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Çanakkale ve Doğu cephelerine ilişkin analizler vardır. 

26 Ağustos’ta kurulan cephe, nice savaşlardan sonra durup dayandığımız son cephedir. Anadolu’nun bağrıdır. 

Mustafa Kemal Paşa, “Savaş yalnızca iki ordunun değil, iki ulusun tüm varlıklarıyla karşı karşıya gelmesi ve vuruşması demektir. Bu nedenle bütün Türk ulusunu, cephede dövüşen ordu kadar düşüncede, duyguda ve eylemde savaşla ilgilendirmem gerekir. Yalnız düşman karşısındakiler değil, ulusun tüm bireyleri, köyünde, evinde, tarlasında bulunan herkes, silahla vuruşan savaşçı gibi kendisini görevli sayarak tüm varlığını dövüşe yöneltmelidir” diye yazar.

Büyük zafere giden süreci, zaten en yalın biçimiyle Başkomutan Mustafa Kemal’in askeri yazışma, özel mektup ve telgraflarından izleyebiliriz. 

SÖZ UÇAR, YAZI KALIR

15 Ağustos 1922. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa Hazretlerine: “Yetkimde bulunan altı yüz bin liradan fazla parayı, kaçınılmaz askeri gereksinmeler için Maliye Bakanlığı’na verdim. Bir iki güne, Konya yolundan cepheye gitme düşüncesindeyim. Oraya varışımda hemen harekete geçilmiş olacaktır.

Demiryolları Genel Müdürlüğü’ne:

General Gouraud, istediğimiz lokomotiflerden biraz daha güçsüz olmak üzere dört lokomotifle, olanaklar ölçüsünde vagon verilebileceğini aracılarla tarafımıza iletmiştir. Bu öneri konusundaki görüşünüzün bildirilmesini rica ederim.” (Çoktan cephede olan Başkomutan Mustafa Kemal’in Ankara’dan göndermiş gibi yaptığı bu yazışma, düşmanın beklediğinden önce gerçekleşecek saldırıyı gizlemeyi amaçlar.)

20 Ağustos 1922. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa Hazretleri ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa Hazretleri’ne “çok ivedi” ileti: “Bugün saat 10.00’da Konya’dan hareket eden trenle Akşehir’e geliyorum efendim.”

20 Ağustos 1922. Bakanlar Kurulu Başkanı Rauf Beyefendi’ye:

Batı Cephesi’ndeki ordularımız, Tanrı’nın yardımına dayanarak Ağustos’un 26 Cumartesi günü düşmana saldırıya başlayacaktır.” 

BAŞARI TANRI’DANDIR

26 Ağustos 1922. Dumlupınar. BBM Başkanlığı’na: “Bugün 26 Ağustos saat 05.00’te bütün cephelerde saldırıya geçilmiştir. Başarı Tanrı’dandır.” 

Günün sonunda, Bakanlar Kurulu Başkanı Rauf Beyefendi’ye: “Düşmanın bir yıldan beri sağlamlaştırdığı ve tel örgülerle güçlendirdiği Afyon güney cephesindeki tepeler subay ve erlerimizin canlarını esirgemeden yaptıkları saldırılarla ele geçirilmiştir. Başkomutan Mustafa Kemal. Dumlupınar.

27 Ağustos 1922. BMM Başkanlığı’na: “İki günden beri kesintisiz süren çarpışmalar sonunda Afyonkarahisarımız geri alınmıştır. Asker ve subaylarımızın dünyaca beğenilen şaşırtıcı yiğitlik ve kahramanlığı bu kez de görülmüş ve doğrulanmıştır. BMM ordularının seçkin değer ve yeteneği nedeniyle Yüce Meclis’i kutlarım.”

28 Ağustos 1922. Rauf Beyefendi’ye: “Savaş sürmekte. Düşman bozulmuş bir durumda çekiliyor. Askerlerimiz pek sevinçlidir, yorulmak bilmiyorlar. Bu gece Karahisar’dayım, halk şenlik yapıyor.” 

30 AĞUSTOS, ŞİMŞEK GİBİ ZAFER

Batı Cephesi Komutanlığı’na: “Orduya yazdığım bildirge ekte sunulmuştur. Bunun bütün Batı Cephesi’ndeki birliklere genelge edilmesini ve subaylar aracılığıyla erlere okutulmasının sağlanmasını rica ederim:

Büyük Millet Meclisi’nin Orduları,

Amansız Afyonkarahisar-Dumlupınar Savaşı’nda böbürlenen düşman ordusunun temel kuvvetlerini inanılmayacak bir sürede yok ettiniz. Büyük ve soylu ulusumuzun özverisine yaraşırlılığınızı kanıtlıyorsunuz. Sahibimiz olan Büyük Türk Ulusu, geleceğinden güven duymaya layıktır.

Ordular! 

İlk hedefiniz Akdenizdir. İleri! 

Başkomutan Mustafa Kemal. 

Çakırsaz, 1 Eylül 1922.

BATI FABRİKALARININ ÇELİK ZIRHLARI

9 Eylül 1922. Bakanlar Kurulu Başkanı Rauf Beyefendi’ye:

Birliklerimiz, İzmir’in doğu sırtlarında düşmanın en son direnişini kırdıktan sonra bugün önünde kaçan düşmanla birlikte İzmirimize, kazandığı zaferle girdi. Vapurlara binmekten alıkonan düşman subay ve erler, teslim olmaktadır. Ben, yarın öğleyin İzmir’de bulunacağım. Başkomutan Mustafa Kemal.”

Ulusa Bildirge: “Büyük ve Soylu Türk Ulusu. Ordularımız 9 Eylül 1922 sabahı İzmirimizi ve yine 9 Eylül akşamı Bursamızı, kazandıkları zaferle kurtardılar. Akdeniz askerlerimizin zafer çığlıkları ile dalgalanıyor. Düşmanın Başkomutanı General Trikopis, buyruğundaki generaller, kurmay başkanları ve komuta ettiği muharip kalıntıları ile teslim oldu.

Batı fabrikalarının çelik zırhları ile kaplanan koca Yunan ordularından geriye, artık Anadolu dağlarında subaylarınca terk edilmiş acınacak sürüler, döktükleri kandan korkarak kudurmuş kitleler ve ağaç diplerine sığınmış çaresiz yaralılardan başka düşman kalmadı. 

Büyük Türk Ulusu! Orduların on dört gün içinde büyük bir düşman ordusunu yok ettiler. Dört yüz kilometre boyunca aralıksız bir kovalamaca yaptılar. Anadolu’daki bütün işgal edilmiş yerlerimizi geri aldık. Bu, büyük zafer senin eserindir. Büyük ve soylu Türk Ulusu, Anadolu’nun kurtuluşunu kutlarken sana İzmir’den, Bursa’dan, Akdeniz’den ordularının selamını sunuyorum.

BMM Başkanı Başkomutan Mustafa Kemal

13 Eylül 1922, İzmir.”*

ER YA DA GEÇ, ZAFER BİZİMDİR!

Değerli okurlarım, Mustafa Kemal Paşa ve Türk ulusunun orduları İzmir’e girdiğinde duyulan silah sesleri, Hasan Tahsin’in düşmana sıktığı ilk kurşunun Ege göğündeki yankılarıdır. Bugün Türkiye’yi işgal ettiren dahili ve işgal eden harici düşmanlar da er geç aynı bozguna uğrayacaklardır.  

Atatürk’ün tarihsel yazışmalarını bu yazılar için derleyen değerli dostum A.Kadri Ergin’e teşekkür ederim. 



*Kaynakça: Mustafa Onaran, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları/Kültür Bakanlığı, 1985. Alptekin Müderrisoğlu, Sakarya/1985. Türk İstiklal Harbi Batı Cephesi/Genelkurmay Başkanlığı,1985


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Göç deposu Türkiye 12 Eylül 2021
Koyunlar Vadisi, Puslu! 10 Eylül 2021
Dâhi ve muzaffer 29 Ağustos 2021
Devleri yenen dâhi 22 Ağustos 2021