Kiralık iktidarlar

19 Nisan 2020 Pazar

Yıl 1303. Avrupa’yı kasıp kavuran kara veba, yıkılış sürecine giren Roma İmparatorluğu’nun dokuz yüz elli üç yıldan beri başkenti Konstantinopolis’e henüz uğramamış.

İmparator İkinci Andronikos’un, cesetler karardığı için “kara veba” denilen salgından başka dertleri var. Ekonomisi çöken ve egemen sınıfı yozlaşan Kutsal Roma mülkü, bir yanda kurtarıcı diye gelip hükümranlığını vesayet altına alan Cenevizliler, öte yanda topraklarını kemirerek ilerleyen Türk boyları arasında ezile büzüle küçülüyor.

Devletin savaş gücü kalmamış. Askerini besleyemiyor. Ordusu bozgun. Sadık komutanlar harcanmış, kalan kifayetsizlerin hepsi yoz...

O yıllarda Katalonya’da konuşlanan kiralık askerlere, Almogoveres deniyor. Çoğu Haçlı seferlerinin artığı bu başıbozuklara Germen kökenli, Sicilya doğumlu, afarozlu Malta şövalyesi bir soylu komuta ediyor: Roger de Flor. Kılıcı keskin, gözü kara, acımasız bir savaşçı. 1291’deki son Haçlı seferine Malta şövalyesi olarak katılmış, yağma parasının büyük bölümünü iç ettiği anlaşılınca şövalyelikten atılmış. Paralı asker olarak Katalonya ve Sicilya’nın da hükümdarı Aragon Kralı Federico’nun emrine girmiş. Mayorka ve Valensiya’yı fetihle Aragon’a bağlayınca, kral tarafından Almogoveres bölüklerine başkomutan atanmış.

Konstantinopolis’te Katalan bölüğü

Roger de Flor, tıpkı silah arkadaşları gibi kuralsız, maceracı, serseri ve çapulcu ama iyi komutan. Parayı bastırana ordusuyla hizmet veriyor.

Zor durumdaki Konstantinopolis tahtına mektup yazıp yardım öneriyor. İmparator Andronikos, kabul ediyor.

Eylül ayı başında Barselona’dan yola çıkan 39 kadırga, birkaç gün sonra Haliç’e demir atıyor. Roger de Flor komutasındaki 4 bin Almogoveres’ten oluşan “Büyük Katalonya Bölüğü” önce Ceneviz vasiliğine saldırıyor. Konstantinopolis’te yaşayan üç bin Latin Katoliği kılıçtan geçiriyor. Ceneviz vesayetinden yaka silken Roma İmparatoru, çok memnun. Roger de Flor’dan Anadolu’ya geçip ilerleyen Türkleri geri püskürtmesini istiyor.

Avrupa’dan gelen paralı askerlerle mevcudu büyüyen başıbozuk Katalan ordusu, gemilerle Kapudağ’da karaya çıkıyor.

Anadolu’da Katalan derebeyliği

Askerlerin teçhizatları hafif, çok hızlı ve dehşetengiz savaşçılar. Roger de Flor komutasında Karesi Türkmenleri, Aydın, Menteşe, Karaman, Saruhan, Germiyan beylik güçlerini yeniyorlar. Vura kıra ilerliyor ve Türk boylarını Kilikya’ya kadar geriletiyorlar.

İmparator Andronikos, Katalan savaşçılar fetih bölgelerinde yaptıkları yağma ve talanda Rumlara zarar verseler de hâlâ memnun. Komutan Roger de Flor’a Megadük unvanıyla emperyal donanma kaptanlığı ve kardeşi İrena’nın kızı Maria’yı zevce veriyor.

Ancak zafer sarhoşu Roger de Flor’a artık böyle ödüller yetmiyor. Anadolu’da aldığı topraklarda hüküm sürmek istiyor. Andronikos korkmaya başlıyor ama çaresiz. Al takke ver külah pazarlıklar sonrası, Katalan serdengeçtiye Emperyal Sezar unvanıyla, kentler haricindeki fetih topraklarında, zamanın özerk bölgesi diyebileceğimiz derebeylik hakkı veriyor.

Ancak veliaht oğlu Dokuzuncu Mihailos, davet gerekçesiyle Edirne’ye getirttiği Roger de Flor ve beraberindeki 150 şövalyeyi 5 Nisan 1305 gecesi, bir ziyafet sofrasında öldürtüyor. Veliahtın niyeti, başıbozuk ordunun kafasını kopardıktan sonra kuyruğunu ezmek.

Katalan öcü

Ne var ki kuyruktaki Almogoveres’lerin içinden, öldürülenlerin öcünü almaya yeminli yeni başlar çıkıyor. Kiralık askerler ordusu, Katalan soylusu Berenguer d’Entença’nın komutasında Trakya ve Makedonya’yı yakıp yıkarak Konstantinopolis’e giriyor. Sarayda söz sahibi olup iç çekişmelerden yararlanarak Atina ve Neopatria dükalıklarını Aragon Krallığı’na bağlıyorlar!

Roger de Flor’un Roma’ya hükmü hepi topu iki yıl sürüyor ama tarihte “Katalan öcü” diye anılan süreçte elden çıkan iki dükalık, Konstantinopolis’teki imparator tarafından ancak 1390’da geri alınabiliyor. Çok da elde durmuyor.

Anadolu’nun fethini tamamlayan Türkler, 1390’ı izleyen 60 yıl içinde Roma İmparatorluğu’ndan geri kalanı yutuyor.

Alman tarihçi Hieronymus Wolf’un, salt Kutsal Roma’yı Türkler fethetti dememek için 1562’de uydurduğu Bizans etiketi yapıştırılan Roma İmparatorluğu, bin yıldan fazla hüküm sürdüğü toprakları kiralık asker, kiralık orduyla savunmak zorunda kaldığı zaman bitmişti zaten!

Türkiye’de korona salgını gerekçesiyle yapılan infaz yasasının kiralık silahşorları salıp, kiralanamayan kalemşorları tuttuğuna bakıyorum da... Bu topraklardaki bir egemenliğin daha kiracı kontratı bitiyor, galiba.

Baharsız Bahar

Nasıl hayal ettik bu baharı

bir dal nisan yağmuru

bir dal badem çiçeği

sevdiklerimizin elleri

sıcacık yürekler

gökyüzü bile karantinada

yok olmuş sokaklar

bir baktık karşımızda

baharsız baharlar

 

A.KADRİ ERGİN


Yazarın Son Yazıları

Asla vazgeçme, asla! 5 Temmuz 2020
İman tamam, ya ahlak? 7 Haziran 2020
Bakteri yiyen virüsler 31 Mayıs 2020
Bir hâkim anlatıyor 10 Mayıs 2020
Kiralık iktidarlar 19 Nisan 2020
Kahreden çaresizlik 12 Nisan 2020
Despotun ölümü 5 Nisan 2020