Din zenginliği

26 Mayıs 2015 Salı

Şu günlerde aldığımız hızlandırılmış politik dersler sayesinde bir yandan dilin ne kadar zengin olduğunu öğreniyoruz; diğer yandan da dinin.
Maliye Bakanı, makam araçlarına yılda harcanan 3 milyar 300 milyon liranın devlet bütçesinin binde yedisi olduğunu söylüyor ve “Milli gelirde çerez parası bile değil” diyor.
Ardından bakanlıktan bir açıklama geliyor:
“Buradaki ‘çerez’ harcamanın küçüklüğünü ifade eden yani yük getirmeyen benzetme olarak kullanılmıştır.”
Şanslıyız, takıldığımız yerde devlet devreye girip, bizim anlamadığımızı kafamıza vura vura anlatıyor.
“Ba-kan bu-ra-da şu-nu de-mek is-te-di...”
Halkın yüzde 52’sinin onayıyla seçilen Cumhurbaşkanı meydanlarda elinde Kuran sallayarak dolaşıyor ya, büyük hata.
Aslında elinde dilbilgisi kitabıyla dolaşmalı.
İnsanlara göstere göstere bu kitabı sallamalı.
Anlamayanın kafasına fırlatmalı.
Çoğunluğu Müslüman olan halk dinini epeydir pekâlâ biliyor da, dilini daha doğru dürüst bilmiyor.
Zengin Türkçesinde çerezin ne anlama geldiğinden bihaber.
O yüzden teşbihte ısrarla hata arıyor.
Makam araçlarına ödenen para neden çerez kadar değer taşımaz, kafası basmıyor.
Bunu anlamayan halk, bütün bütçenin neden o kadar yüksek olduğunu tabii ki hiç anlamaz.
Teşbih, “benzetmek” manasına gelir.
Sözlü ve yazılı geleneğin temel kaidesidir: Benzetmekte hata olmaz.
Bugün bir bakan araç giderini çerez gideriyle bir tutar;
Yarın bir başbakan saray giderini havyar soslu ördek gideriyle...
Bir başkası seçmeni koyunla bir tutar;
Bir diğeri politikacıları şeytanla...
Bunlarda hata yok.
Ama politik tercihlerde hata olur, hem de çok kolay olur.
Yanlış insanları iktidara taşımak da mümkündür, iktidara gelir gelmez hata yapmak da.
Duymak istediklerini söyleyen herkese kanıp, daha önce söyledikleriyle bugün yaptıkları birbirini tutmayan politikaları destekleyen; onları iktidara taşıyan akıllar bu riski göze alırlar.
Sonra yoksulluk edebiyatıyla başa gelenlerin zenginlik destanları yazışlarını hayretle izlerler.
Dini politikaya alet etmeyeceğini söyleyenlerin ülkeyi camilerden cemaatlerle yönetmesini kanıksarlar.
Bu ülkede yoksulluk sınırının çok altındaki asgari ücretle evini geçindirmeye çalışan bir çoğunluk yaşıyor.
Ama zinhar itibardan tasarruf etmeyen bir azınlığın saltanatı hüküm sürüyor.
Yoksulluğa çoktan yabancılaşmış bir ahlak, küstahça ülke yönetiyor.
Onlar sayesinde dil gibi din de artık daha önce hiç olmadığı kadar zengin.
Halksa yoksul...
Çok yoksul; hep yok  yoksul...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Vatandaşın evi 23 Temmuz 2021
Mültecinin evi 21 Temmuz 2021
Uçağın kadar konuş! 9 Temmuz 2021