Madımak ve şaka yapmak

20 Mart 2020 Cuma

Bir stand-up gösterisinden alınıp dolaşıma sokulan birkaç dakikalık bölümü izlerken, Madımak ile ilgili esprileri duyduğumda, ben de yüzümü buruşturdum. 

Hiç sevmedim. Çünkü benim hassasiyetlerimin de sınırını fazlasıyla zorlayan bir şakaydı. Ama şakaydı.

O şakayı yapan kişiye özür diletilmesi, yaptığından pişman edilmesi, polise şikâyet edilmesi, yargılanması, cezalandırılması, gerçekten gerekir miydi?

Bu konuda sosyal medyada yazılanları tek tek okumaya çalıştım. Çok sert başlayan eleştiriler zincirleme bir şekilde ayyuka çıktı ve ağır hakaret boyutuna vardı.

Pınar Fidan’ın yargılanmasını isteyenler...

Onun bir “fahişe” olduğunu söyleyenler...

Genç kadını yerin dibine sokup çıkaranlar...

Ona hakaret üzerine hakaret edenler...

Madımak konusunda benden çok daha fazla mı hassastılar?

Bu kontrolsüz saldırıların kaynağı sadece Pınar Fidan’ın ölçüsüzlüğü ya da aymazlığı ya da terbiyesizliği miydi? 

Yoksa Madımak meselesine duyarlı olanların birikmiş ve gerçek hedefine doğrudan hiçbir zaman ulaşamamış, hep baskılanmış öfkesi miydi?

Emin değilim.

İnsanların bir otelde canlı canlı ateşe verilmesiyle ya da Alevi kültürüyle ilgili otosansürsüz şakalar yapacak kadar umursamaz ya da küstah ya da şuursuz ya da gözü pek olan bir insan...

Mahkemelerde sürünürse...

Bir daha sahneye çıkamazsa...

İnsan içine bile çıkamazsa...

Kim terbiye edilmiş olur?

Madımak’ı ateşe verenler mi?

Madımak’ı ateşe verenleri koruyan siyasiler mi?

Dinsizleri” bir kez daha ateşe vermek için fırsat kollayan diğerleri mi?

Ondan da emin değilim. 

Emin olduğum tek şey şu; dünyada kara mizah diye bir şey vardır ve onu yapmak da, ona katlanmak da fazladan bir direnç ve cesaret (bazıları için mide) ister.

O yüzden tehlikelidir. 

Hele kara mizahı saldırgan bir üslupla (offensive) yaparsanız çok sert tepkilere hazırlıklı olmak zorunda kalırsınız.

Özellikle ırkçı ve cinsiyetçi klişeleri kullanarak yapılan ve kutsal değerlere, tabulara dil uzatma olarak algılanabilecek kadar hassas noktalarda dolaşan bu saldırgan mizahın iyisi bile, yaratıcısına güvenli bir alan vaat etmez. Hele bu kültürde, bu coğrafyada ve bu zamanda...

Ama mizah özgürlüğünün de tıpkı fikir özgürlüğü gibi “biraz”ı olmaz.

Özgürlüklerin fikir ve mizah alanında esnek sınırları olduğunu düşünmeye başladığınız anda, sizin fikir ve mizah özgürlüğünüzü sınırlayanlara da hak vermek zorunda kalırsınız.

Hassasiyetler üzerinden çizdiğiniz sınır sadece kişisel tercihlerinizi belirleyebilir.

Siz öyle bir espri yapmazsınız ya da yapanları izlemezsiniz, en fazla, yapana teessüf eder, geçersiniz.

Onun yargılanmasını, cezalandırılmasını, ona diz çöktürülmesini, onun özür dilemesini istemeye başladığınız noktada, hiç fark etmeden, karşısında olduğunuz faşizme siz de göz kırpmaya başlamış olursunuz.

Bir düşüncenin, ifadenin, hele hele mizahın sınırını, hukukla ya da toplum baskısıyla çizmeye başladığınızda eliniz ayağınız farklı yüksekliklerdeki çıtalara takılır durur.

Sonunda hiç kimseden, hiçbir yerden çıt çıkamaz olur. 

O yüzden, Pınar Fidan’ın sahnede yaptığı şakaları, kendisini aklamaya çalıştığı tüm açıklamalarına rağmen, yine de son derece kötü ya da hatalı bulabilirsiniz. O sözler sizi incitmiş olabilir. Onu kınayabilirsiniz. Ama tehdit edemezsiniz, can güvenliğini tehlikeye atamazsınız, özgürlüğünü kaybetmesine yol açacak çağrılar yapamazsınız.

Madımak katliamında, suçluların ve sorumluların gerekli cezaları almadığı ve ülkenin yeni Madımak olaylarına her an gebe bir atmosferden hiç çıkmadığı şu siyasi iklimde... 

Tekrar düşünmek gerekir;

Bu riskli espri dilinin böylesi hadsiz bir saldırıya uğraması, belki kaçınılmazdır ama doğru mudur?

Çünkü bu tür “kaçınılmaz” şeyler çoğu zaman yanlış olur. 


Yazarın Son Yazıları

Gezi darbesi? 29 Mayıs 2020
Geçmiş olsun 22 Mayıs 2020
Fotoğraflardaki kızlar 15 Mayıs 2020