Miyase İlknur

Çilehane’de can cana

17 Haziran 2018 Pazar

Orta Anadolu bozkırının kasaba görünümlü ilçesi Hacıbektaş, kışın ayazı, karı, boranı geçtikten sonra baharla birlikte mihmanlarını karşılamaya hazırlanır. Önce 17 Mayıs’ta Mahzuni’nin sevenlerini, dostlarını onun adına ağırlar. Mahzuni’nin ve yaşıtı cümle ozanların yıllarca Hacıbektaş’ta Bahriye Ana’nın evinde kurduğu erenler meclisindeki gibi sazlar çalınır nefesler söylenir, lokmalar paylaşılır her 17 Mayıs’ta... Bir ay sonra yani 21 Haziran’da bu kez İlhan Selçuk’la Turhan Selçuk’un yarenleri, yoldaşları sökün eder Hacıbektaş’a. Nesimi, Fuzuli, Yunus Emre, Şah İsmail Hatayi, Kul Himmet, Virani, Aşık Veysel, Mahzuni ve Davut Sulari’nin iki sıra dizili büstlerinin olduğu Ozanlar Yolu’nu tırmanarak kucaklaşırlar.

Abdülcanbazı’ın babası Turhan Selçuk ile “Pencere”si her daim açık olan ve o pencereden yayılan ışık ile zihinlerini aydınlatan İlhan Selçuk’la... 10 Ağustos’ta ise bu kez Selçuk kardeşlerin yanı başında yatan Fikret Otyam’ın misafirleri gelecektir bu tepeye. Tablolarındaki ceylan gözlü Harran kızlarının, semahta pervaz vuran canların selamlarını getireceklerdir Otyam’a... 16 Ağustos’ta ise bu kez Hünkâr’ın muhipleri pirlerinin huzuruna varmak için akın edecek bu yoksul ama konuksever ilçeye. Dedebağı’nda, gülleri artık açmasa da Hanbağı’nda, Beştaşlar’da cemler yapılacak, lokmalar pişecek, semahlar dönülecek, aslanlarla ceylan kucaklaşacak üç gün boyunca. Adı daha Hacıbektaş olmadan da misafir perverdi bu diyarın insanı. Sulucakahöyük olarak anıldığında ilk mihmanları Hacı Bektaş namıyla bilenen bir derviş olmuşu ta 13. yüzyılda. Çepnilerden oluşan yöre halkı, bu uluyu içlerine alıp gönüllerinin hünkârı yapmıştı. “Gönülde bir hünkar olunca başa bir hünkâr gerekmez” deyi yaşayıp gittiler yüzlerce yıl.

Hünkârdan sonra da mihmanları eksik olmadı zaten. Kimleri mihman edip ağırlamadı ki bu diyar. Yunus gibi dervişler gelip geçti bu dergâhtan devlet adamları da... Dergâhın içindeki çeşmeyi yaptıran Malkoçoğlu Bali Bey fazla eğlenmedi amma Kanuni’nin sadrazamı Server Ali Paşa burayı yurt belledi kendine. Sadrazamlıktan istifa edip Hacıbektaş dergâhına hizmet edeceğini söylediğinde Kanuni’nin kızıp “Sen Server Ali Paşa değil Sersem Ali Paşa’sın” dediği Sersem Ali Paşa, paşalığı bırakıp Sersem Ali Baba olup dergâha varıp postta oturdu. Kurtuluş günlerinde de Gazi Mustafa Kemal Paşa mihman oldu Hacı Bektaş Dergâhı’na. Anadolu’da verilen iki büyük kurtuluş savaşının da merkezinde yer aldı. Moğol istilasına karşı direnen Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı ile yoldaşları Moğollar’dan kaçıp Hacıbektaş’ın gölgesine sığındılar.

1919’da ise Mustafa Kemal, kurtuluş mücadelesine başlarken de buraya uğrayıp canların desteğini aldıktan sonra yola koyuldu. O nedenle Mahzuni’nin, İlhan ve Turhan Selçuk’un, Fikret Otyam’ın koynunda yattığı bu toprakların halkı, her geleni “Mihman Ali’dir” deyi bağrına basar, kucaklar ve en iyi şekilde ağırlar. Nâzım’ı da ağırlamak istedi Hacıbektaş halkı. Köy mezarlığındaki yeri de başında dikilecek çınarı da hazırdı oysa. Belediye de resmi başvuruda bulunmuştu ama olmadı olamadı. Madem Nâzım gelemiyor bu topraklara bari heykeli olsun dediler ve diktiler Nâzım’ın heykelini geçen ay Ozanlar Yoluna. Çınar demişken İlhan ve Turhan Selçuk’un başında da birer çınar dikilmişti birkaç yıl önce. Turhan Selçuk’un çınarı nedense kuruyuvermişti aniden. Ama yeniden dikildi o çınar yerine. Bu kez tuttu, kurumadı ve hızla büyüyüp yetişti kardeşi İlhan’ın çınarının boyuna. Bugün 17 Haziran. Seçim nedeniyle öne alındı İlhan ve Turhan Selçuk’un anma günü. İyi de oldu. Türkiye’nin karanlıktan aydınlığa çıkacağını umduğumuz son düzlükte onların zor zamanlarda verdiği mücadeleden ilham alarak, büyük bir kararlılık ve direnme ruhuyla evlerimize döneceğiz. Biz o mücadele ruhuyla evlerimize dönerken dört güzel insanı Çilehane Tepesi’nin ayazında bırakacağız. Ama 24 Haziran sabahı tüm ülkeyi aydınlatan güneş doğduğunda yaşamlarında birbirleriyle dost olan bu dört yoldaşın mezarlarında da gonca güller açacak.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları