Miyase İlknur

Masayı deviren altında kalır

12 Şubat 2022 Cumartesi

Muhalefet kanadında yer alan altı partinin liderleri bugün bir araya gelecekler. Hem muhalefet hem iktidar cenahının gözü kulağı bu toplantıdan çıkacak sonuçta. Yuvarlak masa etrafında yapılacak bu toplantı tarihi önemi haizdir. Bu masayı deviren taraf tarihe hiç de hoş olmayan ifadelerle geçecektir. 

Ana omurgasını CHP - İYİ Parti - SP ve DP’nin oluşturduğu Millet İttifakı hem genel hem de yerel seçimlerde de rüştünü ispat etmiştir. İktidarın yollarına ektiği nifak tohumlarına rağmen Millet İttifakı ile ona dışarıdan destek veren partiler yandan dolanarak bu çabaları boşa çıkarmayı başarmışlardır. HDP ile ilişkiler ve cumhurbaşkanı kim olacak konularını yaklaşık üç yıldan beri sakız gibi çiğneyen iktidarın kışkırtmalarına ara ara çıkan çatlak seslere rağmen kulak asan olmamıştır. Özellikle de CHP, SP ve DP kanadında. İYİ Parti’de durum biraz karışık. Genel başkan Meral Akşener’in Kılıçdaroğlu ile kurulduğu günden başlayan karşılıklı güven anlayışına dayalı ilişkide bugüne kadar bir sorun çıkmasa da partisi içinde bazı yöneticilerin söylemleri ittifakın ruhunu örseleyici tarzda olmuştur. Yandaş medyanın kışkırtıcı sorularına soğukkanlı yaklaşmak yerine ittifakın surlarında gedik açmaya yarayacak bu söylemler, CHP’lilerin soğukkanlı tutumu nedeniyle bertaraf edilmiştir. İYİ Parti yöneticileri bu söylemlerine, her defasında tabanlarının hassasiyetini gerekçe göstermişlerdir. Ancak ittifakı oluşturan başta CHP olmak üzere diğer partilerin de tabanlarının hassasiyeti olduğunu akıldan çıkarmamalarında yarar var. Öyle ki 1980 öncesinde CHP’li milletvekilinin katledilmesinde azmettirici rolünü üstlenen birini il başkanı yaparken göstermeyenlerin CHP’nin her eylem ve söylemini “Ama olmaz ki, bizim tabanımızın hassasiyeti ne olacak?” demeleri sadece iktidarın işine yarar.

AMAN HOCA, ARIZA ÇIKARMA

DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nin, ittifakta yer almamalarına karşın bugüne kadar hem CHP hem de İYİ Parti ile ilişkilerinde bir arıza çıkmadı. Ancak son günlerde Davutoğlu’nun “Millet İttifakı’nı sil baştan yeniden dizayn edelim” çıkışı, muhalefet tabanında yürekleri ağza getirdi. Yandaş medyada Davutoğlu’nun grup kuracak kadar milletvekili ve cumhurbaşkanı adayının AKP tabanından oy alabilecek mütedeyyin kesime yakın biri olmasında direttiği gibi iddialar çıksa da Davutoğlu bunları yalanladı. Ancak Millet İttifakı’nın adının değişmesi konusunda ısrarı var. Bu isim meselesine neden bu kadar taktığını anlayan varsa beri gelsin. Seçmen Millet İttifakı’nı da bileşenlerini de, dışındaki partilerle ilişkilerini de yakından takip ediyor. Seçimlerden sonra nasıl bir politika izleneceği içinse zaten çalışma grupları kendi aralarında toplanıyor ve görüş alışverişinde bulunuyor. Davutoğlu başka ne istiyor, daha açık anlatmalı. “Ben oyun kurucu olmak istemiyorum” dese de oyun kurucu gibi davranıyor.

DEVA ve Gelecek Partisi, ittifak sisteminde “Yüzde 1’in bile önemi var ve bize mecburlar” yaklaşımı içindelerse akıllarından bile geçirmesinler. CHP tabanı hem başbakanlığı hem de Cumhurbaşkanlığı’nın ittifakın küçük partilerinin belirlediği isimler olmasına asla ve kata razı gelmez. Ayrıca bu son derece riskli bir adım olur. Dimyat’a pirince gidilirken evdeki bulgurdan olunur. 

KARAMOLLAOĞLU DENEYİMİ

MSP’nin 70’li yıllardaki gibi “Anahtar biziz” diye kök söktürücü pazarlıklar sonucundaki kazanımlarını düşünüyorlarsa o dönem ile bugünkü dönem oldukça farklı. Zira o dönemde parlamenter sistem içinde birden çok çözüm yolu mevcuttu. O dönemleri yaşayan Temel Karamollaoğlu bu dönemi iyi okuduğu içindir ki partisine yapılan salvoları savuşturmayı başardı. Deneyim böyle bir şey işte.

Karamollaoğlu demişken, kendisiyle yapılan Nehir Söyleşi kitabı “Son Tanık”ı okuduk. Su gibi akıp giden ve ilgi çekici anekdotların olduğu bir kitap olmuş. Tayyip Erdoğan’ın il başkanlığı ve belediye başkanlığı dönemindeki anılar aslında bugünkü durumunun ön habercisiymiş meğer.

Basında bu anekdotlar yerine CHP Senatörü dayısı Şebip Karamollaoğlu ile ilgili konu öne çıkarıldı. Kitapta yer almasa da Şebip Karamollaoğlu’nun Ecevit tarafından İçişleri Bakanı olarak düşünüldüğünü, ancak polislerin sendika kurma meselesi yüzünden görüş ayrılığına düşmesi nedeniyle vazgeçtiğini duymuştum.

Temel Bey ailesinde tek aykırı olan dayısı Şebip Karamollaoğlu değil. Anadan üvey kardeşi Ömür Marksist harekette tanınan bir isimdir. THKP-C/HDÖ üyesi Ömür Karamollaoğlu, ağabeyi ve dayısı gibi demokratik mücadele yerine silahlı mücadele yöntemini seçmiş ve bu uğurda yaşamını yitirmiştir. Karamollaoğlu, sanırım bunu iktidar cenahının kullanmasından çekindi. Pudraşekeri çekme, yolsuzluk, hırsızlık, ırza tasallut gibi suç işleyen kardeşleri görmezden gelenler bu konuyu istismar edeceklerse varsın etsinler. Aynıca söz, eylem ve suçun şahsiliği unutulmamalıdır. Siyasette aynı aileden farklı kutuplar içinde yer alan aile bireyleri sadece Karamollaoğlu ailesine özgü değil. MHP milletvekili iken Yaşar Okuyan’ın devrimci kardeşi Arif Okuyan, abisine kızdığı için soyadını Ekim Devrimi’nden esinlenerek Arif Ekim yapmıştı. Nihal Atsız’ın oğlu Yağmur Atsız sol hareket içinde boy gösterdi. Kılıçdaroğlu’nun kardeşi Gökçek’in vaatlerine kanıp AKP’ye üye olmuştu. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Ders vermeyin ders alın 6 Ağustos 2022