15 Temmuz Raporu kaybolursa…

15 Temmuz 2020 Çarşamba

15 Temmuz darbe girişiminin dördüncü yılında Türkiye’de demokrasi yara almaya devam ediyor. 

20’nci yüzyıl, Latin Amerika’dan Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya askeri darbelerle iktidarların değiştirildiği, kirli oyunların darbeler üzerinden yürütüldüğü bir dönemdi. 

21’inci yüzyılda işin özü devam ediyor, yöntem değişti. Başka yöntemlerle iktidarlar değiştiriliyor ya da mevcut yönetimler dize getiriliyor.

Demokrasisi rayına oturmuş, darbe dönemlerini geride bırakmış ülkelerin başlıca işi şu oldu:

Darbeleri bütün yönleriyle açıklığa kavuşturmak, bir daha yaşanmaması için, işi sulandırmadan ana sorumluları ortaya çıkarmak.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişimine bu pencereden bakıp söylenecek çok şey var. Bugün üç boyutu sütuna yatıralım:

1- 15 Temmuz gecesi,

2- TBMM’nin 15 Temmuz raporu,

3- ABD’nin duruşu.

Birinci kapı, 15 Temmuz gecesinin aydınlatılmasıdır. O gece her şeyi bilen, bilmemesi “suç” olan iki makam var:

Genelkurmay Başkanlığı ve MİT Müsteşarlığı.

O gece bu makamlarda Hulusi Akar ve Hakan Fidan oturuyordu. TBMM’de kurulan 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu her ikisine de çağrı yaptı. Ne yazık ki gelmediler. Sadece hazırlanmış “bilgilendirme notu” göndermekle yetindiler.

***

Akar ve Fidan’ın dinlenmediği TBMM komisyonu çalışmalarına 4 Ekim 2016’da başladı. Çalışma süresi, sayısal çoğunluğu olan AKP’liler istese uzatılabilirdi. Yapmadılar. 4 Ocak 2017’de çalışma tamamlandı. Rapor 12 Temmuz 2017’de dönemin Meclis Başkanı İsmail Kahraman’a verildi.

Buraya kadar normal… Komisyon, eksikli de olsa çalışmasını tamamlamış. Bundan sonrası Meclis Başkanlığı’nın sorumluluğunda. Alacak raporu, TBMM matbaasına gönderecek, Meclis Genel Kurulu’na getirecek. Böylece rapor, TBMM’nin aynı zamanda kendisine yönelik bir darbe girişimini araştırmasının bir sonucu olarak tarihteki yerini alacak..tı.

Olmadı…

Bugün, 15 Temmuz darbe girişiminin dördüncü yılında TBMM raporu kayıp!

Fıkra gibi…

Yeni Başkan Mustafa Şentop diyor ki:

“Başkanlığımıza sunulan, tamamlanmış bir rapor yok!”

O geceye ilişkin en kritik iki kişinin dinlenmediği rapor bile saklanıyor!

Neyi saklıyorsunuz, neden saklıyorsunuz, kimden saklıyorsunuz?

***

ABD boyutu en karanlık, affedersiniz kritik nokta…

FETÖ şu an nerede?

Memleketinde…

Geçelim…

ABD o gece ne yaptı?

Kestirme yanıt şu:

Kim kazanacak, ona baktı…

O gecenin saat dilimlerine ABD’nin tutumu açısından bakalım:

Saat 22.00: AKP, ABD’den destek açıklaması beklediği mesajını iletiyor.

Saat 23.15: ABD’nin Ankara’daki büyükelçilik görevlileri AKP hükümetine, “mesaj iletildi” mesajı gönderiyor. Ama ABD yönetiminden, “Türkiye’de meşru bir hükümet var” açıklaması gelmiyor.

Saat 23.55: Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Kerry, “Türkiye’de barış, istikrar ve devamlılık olmasını umuyoruz” demeci veriyor. (Türkçesi: “Biz, kim kazanacak ona bakıyoruz.”)

Saat 00.20: ABD: “Başkan gelişmelerden haberdar.”

Saat 00.45: Reuters: “ABD yönetimi Türkiye’de darbe girişimi olduğu görüşünde… Henüz kimin kazandığı kesinlik kazanmadı.

Saat 02.00: (Girişimin bastırıldığı kesinleştikten sonra) ABD’den resmi açıklama; “Tüm tarafları seçilmiş hükümeti desteklemeye çağırıyoruz.”

ABD bugün de FETÖ’yü terör örgütü olarak görmüyor. ABD Dışişleri’nce yayımlanan yıllık terör raporlarında 2019’a dek FETÖ’nün elebaşından “sürgündeki din adamı” diye söz ediliyordu.

Bütün parçaları birleştirince oyun içinde oyun olduğunu görüyoruz. FETÖ ile AKP’nin iktidarı paylaşma mücadelesi 2011’de su yüzüne çıkmaya başlamıştı. Zamanla su seviyesi düştü, pek çok şey ortalığa döküldü.

Bugün de hâlâ açıklanmayanlar, özenle gizlenenler var. 

Türkiye’nin gerçekten arınması için 15 Temmuz gecesinde hiçbir karanlık noktanın olmaması gerekir.

Ancak sorumlular bir elinde fener bir elinde perde ile dolaşıyor.

Demokrasi birikimimiz bütün bunları süpürecek güce sahip mi? 

Bu sürecin içinden geçiyoruz.


Yazarın Son Yazıları

Bağış-lanmaz israf! 23 Eylül 2020
O... 20 Eylül 2020
Sudan dersleri... 16 Eylül 2020
Siyasal ısınma! 10 Eylül 2020