Atatürk Sevda’sı...

06 Ağustos 2011 Cumartesi
\n

Haziran ortasına dek aldığım mektupların çoğunda şu tür cümleler vardı:

\n

Dilerim bu mektup elinize ulaşmaz. Mektup Silivriye geldiğinde, siz İzmire gitmiş olursunuz...

\n\n\n

İçimde, size hapiste mektup yazan son kişi benmişim gibi bir his var...

\n

Haziranın ikinci yarısında çok az mektup aldım. Onlar da sürekli yazmayı gelenek edinmişlerden. Başta Atilla... Son iki ayda, Çin, Ermenistan ve Gürcistandan 5 kartını aldım.

\n

Temmuzda içinde umudu da barındıran ama hüzün ağırlıklı mektuplar aldım.

\n

İstanbuldan bir mektuptaş, şu ara mutlak bana ulaşmak gerektiğini düşünmüş, mektubun bana ulaşmama olasılığını da hesaba katmış, benzer içerikte 4 ayrı mektup yazıp 4 ayrı postaneden göndermiş.

\n

İçeride, birebir iletişim yolu yalnızca mektup olunca gelen postalar bir kâğıt parçasından çok farklı bir değer kazanıyor.

\n

Her satır adeta bir kılcal damar gibi bedenle bütünleşiyor. Sözcükler ete-kemiğe bürünüyor.

\n

***

\n

Temmuz ortasında aldığım bir mektubun genişçe özetini paylaşmak istiyorum:

\n

Merhaba, ben Sevda. Geleceğin gazetecisi olarak yazıyorum. Bu sene lise bitti. Sınavlara girdim. Ege Üniversitesi gazetecilik istiyorum. Çünkü siz de oradan mezunsunuz.

\n

Umarım iyisinizdir. Mutlak iyisinizdir. Bana gazeteciliği sevdiren Mustafa Balbay, o yerde bile mutlu olmayı, iyi olmayı başarabilmiştir.

\n

Evimize Cumhuriyet gazetesi her gün benimle girmeye başlamıştır. Günlük yazılarınızı ve sizi ekranda görmeyi o kadar çok özledim ki...

\n

Doğrusunu söylemek gerekirse siz gazetecilere yapılanlar, gazetelerin, televizyonların hoşuma gitmeyen durumları hevesimi kırmıştı. Ama sonra düşündüm, Cumhuriyet çocuğu, Atatürkün kızı o kadar kolay pes edemez. Sizlerin kurtuluşu için bir şeyler yapmayı o kadar çok istiyorum ki... O günler olacak biliyorum. Ve biz beraber program yapacağız. Söz almış saydım.

\n

Milletvekili olduğunuzda o yerden çıkarsınız diye çok umutlanmıştım. İlk oyum bu kutsal amaç içindi. Ama hâlâ inanıyorum, sizin deyiminizle o zulümhaneden en kısa sürede çıkacaksınız.

\n

Şu an ne söylerlerse söylesinler, ismi cismi belli olmayan bir örgütten de bahsetseler, siz düşünceleriniz nedeniyle ordasınız. Türkiyede aydınların kaderi bu herhalde. İleri, aydınlık düşünceleri hemen zulümhanelere koyuyorlar.

\n

Ama inanıyorum, sonunda iyiler kazanacak.

\n

Umarım en kısa zamanda Mecliste olursunuz. Meclisin ve bizim güler yüze ihtiyacımız var. Kendinize çok iyi bakın. Umut ve kaleminiz hep yanıbaşınızda olsun.

\n

Haber, habercinin namusuna emanettir. Ve namus menfaatla takaslanamaz. Söz veriyoruz, dümen suyuna değil, ÖZGÜRLÜĞE yelken açacağız...

\n

***

\n

Sevgili Sevda,

\n

İçten mektubun için çok teşekkür ediyorum. Özellikle genç kuşaklardan, hele senin gibi lise çağındakilerden aldığım mektuplar, beni ayrıca sevindiriyor.

\n

En büyük dileğim Ege Üniversitesi İletişim Fakültesini kazanman. Ben, Ege Üniversitesini çok isteyerek yazdım. Mesleği de çok sevdim. Yazmak hâlâ en büyük tutkum. Yaşamımın bundan sonraki diliminde ne yaparsam yapayım kalemi elimden hiç bırakmayacağım. Ama benim bu duygularda olmam yetmez. Alt kuşaklardan eli kalem tutanlar gelmeli. Onlarla mesleği bir süre paylaşmalı ve bayrağı onlara devretmeliyiz.

\n

İşte senin mektubun bu yüzden beni çok sevindirdi. Bizi bu zulümhanelere atanlara verilecek en büyük cevap senin gibi gençlerin filizlenmesi.

\n

Bu satırları okuyanların önünde sana söz veriyorum; mesleğe atıldığında yapacağın haberlere, programlara istediğin şekilde konuk olacağım.

\n

Senin gibi gençlerin sayısı önemli değil, var olması önemli. Gün gelir, gece karanlığında binlerce kişinin geçmesi gereken doğru yolu birkaç ışık aydınlatabilir.

\n

Senin şahsında bayrağı bizimle taşıyacak ve bizden devralacak yeni kuşaklara selam olsun...

\n

Bu topraklarda Atatürk Sevdası bitmez...

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tayyiban... 25 Temmuz 2021
Kıbrıs defteri... 21 Temmuz 2021