Bu kez öfke mi önde?

12 Ekim 2021 Salı

10 Ekim 2015’teki gar katliamının yıldönümü, siyasi mesajların da sertleştiği bir döneme denk geldi.

Erdoğan, partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında aynen şu cümleyi kullandı:

“Ülkeyi yönetmeye talip olduklarını söylemekten vazgeçmelerinin kendileri için daha iyi olacağını belirtmek isterim…”

Cümlenin düzeltilecek bir yanı yok!

Ya da Erdoğan’ı en iyi tarif eden cümlelerden biri.

Diyor ki:

“Muhalefet partileri olsun ama iktidara gelme iddiasında olmasın!”

Yani dekor olarak bulunsunlar yeter…

Daha ne desin?

Yine geçen hafta Kılıçdaroğlu da aynen şu cümleyi kullandı:

“Siyasi cinayet kaygım var. Gerilimi doruk noktasına çıkarıp seçime gitmek ister!”

Ve bu açıklamalar 10 Ekim’in yıldönümü haftasında yapılıyor!

***

Bu ülkede her şeye karşın demokrasiyi, toplumsal barışı gıdım gıdım oturtacaksak 7 Haziran 2015, 1 Kasım 2015 arasında yaşananları unutmamak, iyi analiz etmek gerekiyor.

7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP iktidardan düşmüştü. Tek başına hükümet kurma gücünü yitirmişti. Ancak seçim sonuçlarını kabul etmedi. Bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilkti. İlk kez bir iktidar, düştüğünü kabul etmiyordu!

Bunu şu şekilde kamuoyuna duyurdu:

“Halk hata yaptı… Hatasını düzeltecek!”

Bu nasıl olacaktı? 

Önce sonuç almamak üzere görüşmeler yapıldı. Hükümet kurma görevi AKP’den başka bir partiye verilmedi. Siyasi tarihimizde seçimden sonra hükümeti kurmak üzere görev alan bir genel başkan en çok 14 gün bu sorumluluğu elinde tuttu. Ecevit ve Demirel, 1970’li yıllarda aynı süreyi kullandı. Sonuç alamayınca emaneti teslim ettiler.

AKP için iktidar emanet değil, tapulu mülk!

Haftalar süren oyalama sonrası seçimin yenilenmesi kararı alındı. Bu zaman diliminde art arda bombalar patladı. Dört ayda 500’e yakın yurttaşımız terör saldırıları sonucu yaşamını yitirdi. En korkuncu 10 Ekim’di. Bir saldırıda en çok canımızın gittiği katliam olarak tarihe geçti. Bu saldırı sonrası AKP’nin değerlendirmesi şu oldu:

“Oylarımızı iki puan artırdı!”

103 kişinin yaşamını yitirdiği katliamla ilgili açılan dava, IŞİD ekseninde devam ediyor. Olayın Adıyaman’dan Ankara’ya uzanan pek çok boyutu hâlâ karanlık.

Katliamdan 20 gün sonra 1 Kasım’da yenilenen seçimlerde AKP yeniden tek başına hükümet kuracak çoğunluğu aldı. Tabii ki seçim sonuçlarını beğendi.

***

Aradan altı yıl geçti. Yıldönümündeki siyasi tabloyu girişte aktardık…

Seçmen üç temel duygu ile sandığa gider:

Umut, korku, öfke…

7 Haziran 2015’te umutla gitmişti. Ayakkabı kutuları belleklerdeydi… CHP’nin seçim beyannamesi umudu besliyordu. Dönemin öteki muhalefet partileri hem HDP hem MHP yükselişteydi. 

1 Kasım’da ise korkuyla sandığa gitti. Ne oluyordu? Canımız her an tehlikedeydi… 

Umudun yerini can korkusu almıştı.

Bugün hangi duygu öne çıkıyor?

Görünen o ki öfke bir adım önde…

İktidarın hikâyesi bitti. Halka verebileceği yeni bir şey yok. Tek yolu var: Seçeneksizim demek! Erdoğan, muhalefete ülkeyi yönetmeye heveslenmemesini söyleyerek bu yola bir taş daha döşedi!

İktidar, seçmenin muhalefete öfke duyması için her şeyi yaptı, olmadı. 

Korku duyması için plan yapılır mı?

Kılıçdaroğlu buna işaret ediyor.

Burnundan soluyan millet, sandık öfkesini iktidara yöneltebilir!

Kılıçdaroğlu’nun önerisi ise şu:

Sabır!

Halk katında, hukuk katında meşruiyeti tartışmalı hiçbir adım atılmamalı…

Ama halkın öfkesine sabır taşı dayanır mı?

Bu kısırdöngüyü kırmak gerek ama nasıl?

Ya sabır!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları