CHP’nin 37. kurultayı CHP’nin değil, Türkiye’nin!

19 Temmuz 2020 Pazar

CHP’nin 37. olağan kurultayı, Türkiye’nin temel kurumlarının ortadan kaldırıldığı, hukukun evrensel değerlerden koparıldığı, ekonomide milyonların alın terinin değil, iktidar çevresinin kollandığı bir dönemde yapılıyor.

Türkiye’nin yolculuğu, öteden beri ya uçurumun kıyısında ya darboğazlarda sürer!

Ancak bu sefer kaptan koltuğunda oturanların Türkiye kaygısından önce kendi varlıklarını koruma, kendi devlet ve toplumlarını kurma hedefi var.

AKP, kendi devlet kurumlarını oluşturdu. Şimdi kendi toplumunu oluşturmayı hedefliyor.

Koronavirüsten FETÖ ile mücadeleye kadar her şeyi bu hedeflerin aracı haline getirdi.

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Köse’nin, “Bir FETÖ gitti, bin FETÖ geliyor” değerlendirmesi bir gerçeğin fotoğrafıdır.

Türk Tarih Kurumu Başkanlığı’na atanan Prof. Ahmet Yaramış’ın pişman olmuş FETÖ’cülere sahip çıkalım, affedelim anlamına gelen sözlerini de bunun yanına koymak gerekir.

AKP FETÖ’yle, devlete sızdığı için değil, iktidara başkaldırıldığı için mücadele ediyor.

Erdoğan’ın yıllarca karşı çıktığı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çıkarlarına ters bulduğu “Ayasofya açılımını” bir çırpıda her şeyi çiğneyerek hayata geçirmesi, “bu kadar da olmaz” denilen her şeyi yapabileceğini bir kez daha gösterdi.

***

CHP Kurultayı işte böyle bir süreçte yapılıyor.

Kurultayın sloganı, iktidar!

31 Mart 2019 yerel seçimlerinde elde edilen başarının ardından bu hedefle kurultay yapmak CHP’ye yakışır. Tabii ki içini doldurmak, bu hedefi başta CHP tabanı olmak üzere tüm topluma mal etmek koşuluyla!

Yıllardır 40’lık çivi gibi CHP kimliğini vazgeçmez bir benlik olarak yaşayan, partide kişisel olarak gelmek istediği bir yer bulunmayan bir ağabey geçenlerde aradı, şöyle dedi:

“Hedef, parti içi iktidarsa -bundan kuşkum yok- genel merkezin hâkimiyeti tam. Ama ülkede iktidarsa bu konudaki çalışmaları, daha geniş kesimlere ulaşmak için yapılacakları biz de bilmek isteriz...”

37. kurultay, CHP’nin içinden-dışından yükselen bu tür beklentilere cevap vermek için büyük bir fırsat. Ancak 25-26 Temmuz’daki kurultayın mevsimi, ortamı, siyasal iklimi, CHP tabanıyla araya konan sosyal ve siyasal mesafe buna engel görünüyor. Kurultay öncesi oluşan hava bu. Kurultayı düzenleme sorumluluğundaki yöneticilerde 27 Temmuz sabahı mutluluğu var. Eğer bu, toplumda yepyeni bir heyecan yaratacak takım ruhunun ve güçlü bir iktidar programının mutluluğu ise 27 Temmuz sonrası çoğalarak devam edecektir. Değilse yeni yeni tartışmalar gündeme gelecektir.

CHP, örgütlü kadro tabanı en geniş partidir. Bunun zorlukları ve çok büyük fırsatları var. Sadece zorlukları dikkate alınarak bu kadro-taban devre dışı bırakılırsa o CHP, CHP olmaz, herhangi bir parti olur.

CHP’nin önümüzdeki dönem iktidar olmaktan da öte sorumluluğu var. Türkiye’nin durumunu yazının başında özetledik. Bu bağlamda, Türkiye’nin çıkmış çivisini yerine çakmak, demokrasisini rayına oturtmak, devlet ve toplum düzeninde hukuku yeniden tesis etmek gerekiyor.

Bunu CHP yapmayacaksa kim yapacak?

Kollar şimdi sıvanmayacaksa ne zaman sıvanacak?

CHP, bu hedefi edinirken elbette toplamda en geniş mutabakatı arayacak. Bunu yaparken kendi içinde en geniş kucaklamayı da ihmal etmemeli.

CHP içinde kimse kendisini üvey evlat hissetmemeli.

CHP’nin kurucusu, ilk genel başkanı Atatürk’ün güzel bir sözü var:

“Bir insanın en büyük ihtiyacı önemsenmektir.”

CHP kadroları, her bakımdan önemsenirse bunun siyasal, sandıksal karşılığı da olacaktır.

***

Cumhuriyet Vakfı Başkanı, CHP’ye yıllarını vermiş Alev Coşkun’un yarın “CHP Kurultayları ve Türkiye Demokrasisi” başlıklı bir dizisi başlıyor.

Alev Ağabey, genel Cumhuriyet tarihine ilişkin üretkenliğini ulusal bayram günlerimiz başta olmak üzere yeri geldikçe ortaya koyuyor.

Demokrasi tarihimizle CHP’nin kurultaylar tarihi iç içedir.

Nutuk, Atatürk tarafından 15-20 Ekim 1927’de CHP’nin ikinci olağan kurultayında okundu.

CHP’nin kendi varlığını sürdürme ve demokrasiye katkısını devam ettirme bağlamında en önemli dönemeçlerinden biri 1950- 60 arasıydı. O 10 yılda CHP 7 kurultay yaptı, her biri ortalama 4 gün sürdü!

8. kurultay 29 Haziran-3 Temmuz 1950.

9. kurultay 26-30 Kasım 1951.

10. kurultay 22-27 Haziran 1953.

11. kurultay 36-31 Temmuz 1954.

12. kurultay 21 -24 Mayıs 1956.

13. kurultay 9-11 Eylül 1957.

14. kurultay 12-15 Ocak 1959.

Özellikle 14. kurultayda açıklanan ilk hedefler beyannamesi bugüne bile hitap eden demokrasi hedeflerini içerir.

37. kurultay, Cumhuriyetin 100. yılına giderken sadece CHP değil, Türkiye için önemli. Bu önemin karşılık bulmasını bekliyoruz.

İktidarda, Cumhuriyet değerlerini işkence çektire çektire söken bir anlayış varken...

CHP, 100. yılın sorumluluğunu ya taşır ya altında kalır!

Ortası yok... Ortası çürümüşlüktür!


Yazarın Son Yazıları

Seçim istemek yetmez! 26 Kasım 2020
Kılavuzu ABD olanın... 25 Kasım 2020
11 Mart’a dönüş! 19 Kasım 2020
40. yıl! 11 Kasım 2020