Eğitimde bir iflas öyküsü!

20 Mayıs 2020 Çarşamba

Genel kabul öyleydi ama önceki akşam Erdoğan’ın açıklamasıyla ilkokul, ortaokul ve liseler için 2019-2020 eğitim öğretim yılı sona erdi. 19 Haziran’a kadar uzaktan eğitim yapılacak. Üniversiteler ise her biri kendi başının çaresine bakacak. YÖK işin kolayını buldu, “Uzaktan eğitim için teknik donanımı olmayan öğrenciler kaydını dondurabilir” dedi.

Müthiş bir çözüm! 

“Biz böyle bir salgına zaten hazır değildik, orta vadede de toparlayacak durumda değiliz. Bu yıl başınızın çaresine bakın, seneye görüşürüz” dediler.

7 milyon üniversite öğrencisinin ortalama yarısı başka şehirden geliyor. Salgından sonra büyük çoğunluğu memleketine gitti. Uzaktan eğitim için yeterli donanım olsa bile internet altyapısı sorunları var. Mezun olma aşamasındaki öğrenciler de belirsizlik içinde. 

Türkiye’de üniversite eğitimine ulaşmak geçmişe oranla biraz daha kolaylaştı, kontenjanlar arttı. 131 devlet, 74 vakıf olmak üzere 205 üniversite var. Ancak iki bina, dört akademisyen bulup fakülte açmak, sonra üç fakülteyi birleştirip üniversite kurmakla iş bitmiyor. Eskiden lise mezunu işsiz sayısı çoktu, şimdi üniversite mezunu işsiz rekor düzeyde: yüzde 30!

***

Salgın, Türkiye’nin pek çok alandaki hazırlıksızlığını ortaya çıkardığı gibi geçmişte başlatılıp tamamlanamayan projelerin de önemini gösterdi. 

Bundan tam 10 yıl önceydi. Herkesi heyecanlandıran bir proje başlattılar:

Fırsatları Arttırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi!

Kısaltması muhteşem:

FATİH!

Bu projeyle 10 milyon öğrenciye tablet dağıtılacaktı. Bunun yanında bir proje daha vardı: 

Eğitim Bilişim Ağı (EBA).

Bununla da içerik hazırlanacaktı. Bu ağla öğrencilere ulaştırılacak kitaplara “yaşayan kitaplar” adı verilecekti. Öğrenciye kitap dijital yolla ulaştıktan sonra içeriği yenilenecek, böylece canlı kitap olacaktı. 

2010’da FATİH başlayacak, 2012’de EBA. Proje 2014’te tamamlandığında dünyada benzeri olmayan bir başarıya imza atılacaktı. Bu tanımlar bizim değil, o günün başbakanı Erdoğan’ın. Erdoğan, 2011-2012 öğretim yılında ilk 200 tableti dağıtırken Sabahattin Zaim Anadolu Lisesi’nde şöyle diyordu:

“Sadece Türk milli eğitim sisteminde değil, küresel ölçekte yeni bir dönemi başlatıyor, bir çığır açıyoruz. Zira şu anda tüm dünyanın gözleri Türkiyemizin üzerinde… Türkiye’de bugün başlatılan FATİH projesi dünyada örnek olarak gösteriliyor. Şunu hiç abartmadan ifade etmek istiyorum: Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethederek karanlık çağa, ortaçağa son vermiş, yeniçağı başlatmıştı. İşte biz de bugün FATİH projesiyle sadece eğitim sisteminde değil, eğitimin etkilediği her alanda bir çağı kapatıyor, yeni bir çağı, bilgi çağını, bilgi teknolojileri çağını hep birlikte burada açıyoruz.”

İşte böyle başladı… Dört yıl dolduğunda 10 milyon değil, 1 milyon tablet dağıtılmış, öğrenciler de bunun üçte birini elden çıkarmıştı. Bir yıl uzattılar 2015, olmadı 2 yıl uzattılar 2017, yine ilerleme yok. 2018 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz şu açıklamayı yaptı:

“Tablet yerine klavyeli bilgisayar dağıtacağız.”

Çöpe giden bu projeye 3 milyar liradan fazla para harcandı; sekizinci yılda iflas! 

Fatih İstanbul’u 54 günde almıştı!

***

Aradan 10 yıl geçti… Keşke FATİH başarılı olsaydı, şimdi uzaktan eğitim tıkır tıkır işlerdi. Oysa bugün AKP iktidarının yedinci Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un kabul ettiği ve açıkladığı verilere göre, öğrencilerin yüzde 20’si internete hiç ulaşamıyor, yüzde 5’i televizyon olmayan evde yaşıyor. Yüzde 5 bile 900 bin öğrenci eder.

EBA’ya ulaşabilen öğrencinin de yüzde 10 civarında olduğu tahmin ediliyor. Bakanlığın armağan ettiği 3 gigabyte (GB) internet ancak derse ısınmaya yeter.

Sınavları turizme, projeleri ihaleye, kitapları siyasete endeksli eğitimde sistem olmadığı için her şey ailelerin verdiği önem kadar ilerliyor!


Yazarın Son Yazıları

Siyasette bu yaz tufan… 27 Mayıs 2020
Yalnız milyonlar! 17 Mayıs 2020
Silahlar konuşurken... 12 Mayıs 2020