Her şey masada!

24 Mart 2021 Çarşamba

AKP’nin yerel seçim yenilgisinden bu yana kurduğu üç maddelik yol haritası yüzde yüz başarısızlıkla devam ediyor.

Strateji şöyleydi:

1- Dış başarı elde etmek. Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den AB’ye her şeyi denedi, olmadı. Şimdi geldi, “Mısır kardeştir”e!

2- Ekonomi iyiye gidiyor havası vermek. Hiçbir alanda olumluya gidiş yok. Gece yarısı Merkez Bankası Başkanı’nı değiştirirseniz döviz de size gece yarısı karşılık verir. 

3- Millet İttifakı’nı parçalamak. Her yöntem denendi. İttifak çekirdeği erozyona uğramadı. En son HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarıyla CHP ve İYİ Parti’yi sözümona sınavdan geçirmek istediler. Kılıçdaroğlu ve Akşener bu oyunu da bozdu.

Bu üç yöntem de tutmayınca B planına geçtiler.

B planı iki parça:

1- 7 Haziran 2015-1 Kasım 2015 arasındaki sürecin ortak değerlere yönelik şekli. Toplumu gerilime, endişeye sürüklemek. Kimi kesimleri de aktif tepki vermeye zorlamak. Genel bir kaos ve korku ortamı yaratmak. Andımız ve İstanbul Sözleşmesi’nde amaçlardan biri de bu.

2- HDP üzerinde oynamak. 

***

Bugün HDP boyutunda derinleşelim.

HDP üzerinden CHP ve İYİ Parti’de oyun kuramayınca iş kendilerine kaldı. Kapatma davası açtılar.

Şimdi her şey masada...

Her şey HDP’ye oy veren seçmenin Cumhur İttifakı karşısında blok oy vermemesi için!

Bu nasıl olabilir?

Her birinin gerçekleşme olasılığı neredeyse birbirine eşit dört yol var:

1- HDP’yi kapatıp yerine aynı güçte bir partinin geçmemesini sağlamak. Halen Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) açık. Güneydoğu’da milletvekilleri HDP’den, belediye başkanları DBP’den seçildi. Bu partiden seçilen 72 belediye başkanının tümü alındı, belediyeler kayyımda. 1432 belediye meclis üyesinden 1408’i alındı. Parti açık. HDP’ye kapatma davası açıp tüm belediye başkanları tutuklu ya da alınmış olan partiyi açık tutmak bir siyaset mühendisliği olsa gerek. Belki orada seçime doğru adım atacaklar. Sonuçta birinci şık, Kürt kökenli seçmenin partisiz olarak seçime girmesini sağlamak.

2- HDP’yi anlaşmaya zorlamak. İlk bakışta, “yok artık”, “olamaz”, “hayal mahsulü” gibi tanımlarla karşılanabilecek bu şık, öteden beri gündemde. İstanbul seçimlerinde HDP yönetimi Binali Yıldırım’a oy vermeye yanaşmayınca, önce Abdullah Öcalan’a, buradan sonuç alamayınca Osman Öcalan’a başvurmalarını anımsamakta yarar var. 

3- HDP’nin açık kalması ama gücünü ve duruşunu yitirmesiyle seçmenin dağılmasını sağlamak. HDP, Cumhur İttifakı’nı desteklemese bile Millet İttifakı’na saldırması onlara yetecek.

4- HDP’nin yerine ya da yanına Cumhur İttifakı’ndan yana yeni bir partinin kurulmasını sağlamak. Bu parti CHP’ye, İYİ Parti’ye “faşist” diyecek, HDP’yi yetersiz bulacak, AKP’ye de geçmişte verdiği sözleri tutmadığı için “çok kızacak”!

***

Genel durum an itibarıyla böyle görünüyor.

Böylesine her şeyi göze almış bir anlayışa karşı aynı güçte siyaset üretmek gerek.

AKP’nin dört şıkkından hiçbiri istediği sonucu vermeyecek. Tümü demokrasiye zarar verecek yöntemler. 

Bütün dileğimiz ülkenin en az zararla bu dönemi aşması. 

Millet İttifakı, kimliğinden ödün vermeden, HDP’ye oy veren seçmenin kendisini bu ülkenin yurttaşı hissedeceği bir yol bulmak zorunda. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Malı ye bakanlığı! 4 Nisan 2021