İktidarda-kiler... İkti-dardakiler!

18 Temmuz 2021 Pazar

 Türkiye’nin maddi-manevi bütün değerlerinin satışa çıkarıldığı bir sürecin içindeyiz. 

 Erdoğan’ın “Türkiye’yi kendimizden başka kimseye teslim edemeyiz” yaklaşımı, içinde her şeyi barındırıyor. 

 Bunun Türkçesi şu:

 Türkiye’nin üstüne çöktük, kalkmaya niyetimiz yok!

 15 Temmuz’un ardından 20 Temmuz’da başlayan olağanüstü halin (OHAL) üç yıl daha uzatılması şu anlama geliyor:

 Ne zaman yapılırsa yapılsın, seçimler OHAL şartlarında yapılacak!

 Saray’da önümüzdeki dönem için pişen yemeğin kokusu şöyle:

 1- Ne pahasına olursa olsun iktidarı vermeyeceğiz. 

 2- Bundan sonraki ilk seçimi kazandıktan sonra, tıpkı Rusya’da Putin’in yaptığı gibi iki dönem, üç dönem tartışmalarına son vereceğiz. Ömür boyu başkanlığın önünü açacağız.

 3- Seçimlerde yüzde 50 artı 1 şartını kaldıracağız.

 4- Bütün mesele bundan sonraki ilk seçimi almak. Bunun için tabanımızı koruyup üç gücü kontrol edeceğiz; Kürt siyasi hareketi, milliyetçi hareket, medya...

***

 Yukarıdaki her madde ayrı yazı konusu. Erdoğan’ın konuşmalarını kazıyınca altından bunlar çıkıyor. Zaman zaman Bahçeli’yle ters düşmüş gibi görünse de kazın ayağı öyle değil. 

 Erdoğan, açılım havası verip alan genişletmeye çalışıyor. Bahçeli, bunun tersini söyleyip başka bir alan tutuyor!

 Bu da bir başka yazı konusu!

 Geçelim...

 Cumhuriyet tarihinin en büyük satışlarını yaptıktan sonra hâlâ yeni satışlara gereksinim duyulması önümüzdeki günlerde ekonominin yeni krizlere gebe olduğunu gösteriyor. 2010’lu yılların başına kadar AKP içinde yer alan ekonomistler de bu kaygıyı dile getiriyorlar.

 Yazının başında maddi-manevi satışlar dedik... İktidarın piyasaya sürdüğü değerlerden biri de Türkiye’nin bugüne kadar biriktirdiği uluslararası güven ve sorumluluklarını hukuk içinde yerine getirme çizgisi.

 Afganistan’la ilgili gelişmeler bunun son örneği. Sızan haberlere göre iktidar, Afganistan’da Taliban’a haber yollayıp “Biz de Müslümanız. Bizden daha iyi koruyucu mu bulacaksınız” diyor. ABD’ye haber yollayıp “NATO’yu ve seni Afganistan’da bizden daha iyi temsil edecek ülke mi olur” diyor.

Sonra da plan yapmaya başlıyor:

 Özgür Suriye Ordusu’ndan (ÖSO) parasıyla iki bin kadar asker ayarlar Afganistan’a yollarım. ABD’den alacağım paranın az bir bölümünü onlara veririm, olur biter!

 ABD, bu şekilde gelişe karşı çıkıyor. ÖSO’cuların ne yapacağı belli olmaz diyor.

Yoruma gerek yok, sadece sorular sormakla yetinelim:

 ÖSO, Suriye’de ne yaptı?

 Libya’da ne yaptı?

 Bunlardan sonra Afganistan’da ne yapacak?

 Çok şey yaptı da biz mi bilmiyoruz?

***

 Sonuç olarak iktidar, işbaşında kalmayı Türkiye’nin bütün değerlerini, birikimini kendi malı gibi kullanmak olarak algılıyor, uyguluyor.

 Buna karşın Saray’daki hesap halka uymuyor.

 Boğaziçi Üniversitesi direnişinin karşılık bulması...

 Adıyaman tütüncülerinin hapis tehdidine karşın direnmesi...

 Soma madencilerinin ölümü göze alıp hakkını aramaya devam etmesi...

 İktidardakilerin kileri istediği gibi kullanırken darda olduğunu ortaya koyuyor!

 Yazıyı önceki gün aldığımız bir mesajla noktalayalım. Haziran sonundaki Ankara Kitap Fuarı’nda Cumhuriyet standına bir genç çift geldi. “Kendimizi ülkemizle hissedeceğimiz kitaplar alacağız” dediler. Mühendis, Hollanda’dan çok cazip bir teklif almış. Şartlar git diyor, yüreği gitme diyor. Ben de şunu söyledim:

 “Gidersen bir şey diyemem. Orada beyin gücümüz olmanı dilerim. Gönlüm gitmemenden yana... Ülkeyi namerde bırakmayalım...”

 Önceki gün aldığım mesaj şöyleydi:

 “Eşimle ölçtük, biçtik... Kalıyoruz!”

  Gözlerinizden öperim...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları