İnsan tükenmez...

31 Mart 2019 Pazar

Birkaç günlük İzmir, Zonguldak seferinden sonra dün sabah güne bir süredir ihmal ettiğim, ağaç arkadaşlarımı ziyaretle başladım. Özellikle mart ve nisan ayında her gün değişiyorlar.
En büyük değişiklik erikler ve salkım söğütlerdeydi. O incecik dallardan fışkıran yapraklar, salkım söğüdün bütün kış baharı nasıl bir sabırsızlıkla beklediğini gösteriyordu. Geçen kasımdan beri rüzgârla birlikte savrulan dallar artık görünmüyor. Açık yeşil, hoş bir renk kaplamış her yanı. Rüzgârda sallanan dallar insanın yüzüne değdikçe onlarca el dokunmuş gibi heyecanlandırıyor.
Erik ağaçları, kış başında esaslı bir budamadan geçmişti. Daha alttan gelen sürgünler, “Büyüyen dalı buduyorlar” demeden, çiçeğe durmuşlar. Onların beyazla pembe arasında gidip gelen renkleri en güzel bahar tarifidir. Tomurcukların patlayıp çiçeğe dönüşmesi şunu söyletir:
“En büyük mucize, en doğal olan...”

***

Mevsimi gelen çiçeğin açmasını kim engelleyebilir ki?
Doğanın kendi içindeki ritmini kim durdurabilir ki?
Erik ağacının dallarında patlayan tomurcuklar iyice açılıp dalları örtecekler. Dallar, “Bu çiçekleri ben yaratmıştım, o zaman daha öne çıkmalıyım” diye tutturmayacak. Hele gövde, “Sizi taşıyan kim” yarışına girmeyecek. Hepsi köklerden başlayıp en uca kadar, lif lif tutuşup doğal bir mucizenin parçasını oluşturuyor. İki hafta sonra çiçeklerin ortasından minicik meyveler belirmekte başlayacak. Ardından çiçekler tümüyle dökülüp yaşama nöbetini meyveye devredecek. O sırada dallar bir yandan meyveye can verecek, bir yandan da sonraki yılın hazırlığına girilecek.
Sonbahara doğru dökülen her yaprağın dibinde sonraki ilkbaharın minicik tomurcuk uçları vardır.

***

Aslında insanın yaşamı da doğanın çevriminden farklı değildir; bir farkı, aklını kullanabilmesidir.
Akıl, yenilmez...
İnsan, tükenmez...
Tabii insan kendisine, “tükendim” dememişse...
O akıl ki, doğada en dengeli dağıtılmış olan şeydir. Zira, herkes kendi aklını beğenir. Anadolu’da büyükler şöyle der:
“Akılları toplayıp pazara çıkarmışlar, herkes kendi aklını seçmiş...”
İnsan, aklını kullanabildiği sürece, her durumda bir çıkış yolu bulur. Doğa için söylenen şu söz aslında insan içindir:
Dağlar ne kadar yüksek ve geçilmez olursa olsun, bir yanı yoldur...
Aklımızı iyi kullanmamız gereken günlerden birindeyiz. Yurttaşlık sorumluluğunu yerine getirip, oyumuzu kullanacağız. Diyelim ki, kullandığımız oydan pişman olduk; şunu söyleriz:
Hay elim kırılsaydı!
Ben hiç “kafam kırılsaydı” diyene rastlamadım. Sanki el, vücudu terk etti, “Sen bekle, ben bi oy kullanıp geleyim” dedi...
Belki de, aklımızı kullanamadığımızı itiraf etmek için, “elim kırılsaydı” diyoruz.
Yazıyı uzatmayalım, zamanınızı almayalım, daha oy kullanmaya gideceksiniz!
Bugün aklımızı kullanalım...
Yarın sabah nasıl bir Türkiye’ye uyanırsak uyanalım, unutmayalım:
İnsan tükenmez!


Yazarın Son Yazıları

Ş-ahlanış! 17 Ocak 2021
Demoktatörlük! 13 Ocak 2021