Kılıçdaroğlu ile sohbet: Derin kaygı, büyük umut!

24 Mayıs 2022 Salı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İstanbul mitingi öncesinde, öncelikli konu SADAT olmak üzere güncel gelişmeler üzerine sohbet ettik.

2012 yılında, 28 Şubat gibi çok anlamlı bir günde kurulan SADAT, on yıldır değişik nedenlerle gündem konusu oluyordu. Kılıçdaroğlu’nun kapısına dayanmasıyla tartışma daha da derinleşti. SADAT yöneticileri kendilerini ifade etmeye çalışıyorlar,  Erdoğan da işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. “Benim ilgim yok” deyip tartışmanın dışına çıkmak istediğini ortaya koydu. Kılıçdaroğlu’nun buna yanıtı şu:

“SADAT’ın yaptıklarını göğüsleyemeyeceğini görüyor ve sorumluluğu üzerinden atmak istiyor. Bu tartışmadan kaçmak istiyor. Ancak ortada gerçekler var. Kaçamaz. SADAT gibi bir örgütten haberi yoksa, o da suç! Ben savcıları göreve çağırıyorum. Eğer bu ülkenin cumhuriyet savcısı iseler bir soruşturma başlatsınlar. Olağanüstü askeri eğitim kime, niçin veriliyor? Türkiye’nin bilmediğimiz bir ordusu daha mı var?”

***

Son günlerde Kılıçdaroğlu ile görüşen gazeteciler doğal olarak ilk şu soruyu soruyorlar:

- SADAT’la ilgili elinizde kamuoyu ile paylaşacağınız bilgi, belge var mı?

Biz de aynı soruyu yöneltince, her zaman kalabalık duran masasını gösterdi, şu yanıtı verdi:

“Bugün bir dosya getirdiler…”

İçinde ne olduğunu sorduk. Bir gazetecinin almak isteyeceği en son yanıtı verdi:

“Henüz açmadım…”

 Bir an birlikte açalım diyecek oldum ama...

Kılıçdaroğlu’nun SADAT’ın kapısına dayanmasına ilişkin sorularımıza verdiği yanıtlardan çıkardıklarımız şunlar:

1- 2015 yılında, 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki beş aylık dilimde yaşanan, 500’e yakın yurttaşımızın yaşamını yitirmesine neden olan olaylar seçmen tercihini iktidar lehine değiştirdi. Bu tür karmaşalardan yeniden medet ummak felaket olur. 

2- Bu medet ummanın akıldan dahi geçmemesini sağlamak gerekir. Bunun yolu, böyle bir süreç başlamadan önlem almaktır. Olası kaosun muhtemel kaynaklarını erken teşhir etmek gerekir.

3- Akıldan geçenlerin farkında olduğumuzu kamuoyunun da bilmesi, herkesin meşruiyet içinde kalmasını sağlayabilir.

4- Devlet kurumları içinde iktidara teslim olanların yanında, iktidarın memuru olmayıp devletin memuru olarak çalışmaya devam edenler de var. Bu güvenlik bürokrasisinde de söz konusu. Onların hukukun dışına çıkan işlerden çok rahatsız olduklarını biliyoruz. 

5- SADAT’ı gündeme getirirken işin iki ucu var: halkın gerçekleri bilmesinin sağlanması ve halkın bu tür kaygı verici durumlar karşısında kendisini güvende hissedeceği kurumların olması. O kurum CHP’dir. Bunu sadece söylemde değil eylemde de hissettireceğiz.

***

Kılıçdaroğlu’nun bu değerlendirmelerinden sonra yapılan İstanbul mitingi korku duvarının aşıldığını bir kez daha ortaya koydu. 

Kılıçdaroğlu aynı görüşmemizde, bu yöndeki planı şöyle özetlemişti:

“Halkı sokağa dökmek, sonra kaos yaratıp kan dökmek... Halkı korkutmak... Buna izin vermeyeceğiz. Halkın sabırla sandığı beklemesini istiyoruz. Sandık güvenliğini de biz sağlayacağız. Yeter ki o gün gelsin...”

İstanbul mitingi bir bayrak göstermek, mücadelenin altını çizmek. Bunun dışında CHP’nin halkı sokağa davet etme planı yok. Elbet bu da tartışmalı bir durum.

Kılıçdaroğlu’nun seçim sürecine giden yolda derin kaygıları var ama bir o kadar da böyle bir yönetimi sandıkta yenmek üzerine büyük umutları var.

Bizim de son sözümüz şu olsun:

Yürümekle yollar aşınmaz ama iktidar aşınır!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Türkiye’nin y-önü! 11 Ağustos 2022