Kılıçdaroğlu ve Akşener’e açık mektup...

03 Ekim 2021 Pazar

Türkiye, direksiyonuyla tekerlekleri arasındaki bağlantı kopmuş bir araç gibi gidiyor...

Halk, tarihimizde ilk kez yedi yıldır, istikrarlı biçimde sürekli fakirleşiyor...

Fakirden alıp zengine veriyorlar...

Kendisine bin beş yüz odalı saray yapıp öğrenciye bir odayı çok görüyor...

Yüksek maliyetin adı fahiş fiyat, zammın adı fiyat ayarlama, sürekli savrulmanın adı makas değişikliği oldu...

Halkın kullanmak zorunda olduğu elektrik ve doğalgaz zammı otomatiğe bağlandı...

Merkez Bankası Başkanı talimatla faiz indiriminden sonra dövizdeki yüksekliğe anlam veremediğini açıklıyor...

Asgari ücret açlık ücreti haline gelmiş, Avrupa’nın en düşük seviyesine düşmüş...

***

Yukarıdaki tablonun anlamı şu:

İktidar kaybetmiştir!

Ama hiçbir iktidar gitmez, halkın onun yerinde görmek istediği götürür.

Millet, kurtulmak istiyor. Sokakta gördüğü her siyasiye, “Bizi bunlardan kurtarın” diyor. Burnundan soluyor. Aç olduğunu yüksek sesle söylüyor. Millet, “Bunlardan artık kurtulalım” diyor ama “Bunların yerine şu gelsin” demiyor. Millet, “Devleti bunlardan alalım” diyor ama “Şunlara verelim” demiyor.

Millet çok büyük bir karar verdi; bu iktidardan kansız ve kinsiz bir şekilde kurulmak istiyor. Buna karşılık iktidardakiler ne pahasına olursa olsun kalmak için plan yapıyor.

2017’de, 12 Eylül 1980 ve 12 Eylül 2010 anayasasından daha geri bir anayasa ile sistemi değiştirirken millete şunları söylediler:

- Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile ekonomimiz dünyada ilk 10’a girecek.

- Bürokrasi ortadan kalkacak, her şey çok hızlı çözülecek.

- Bakanlar siyasetten gelmeyecek, milletvekili olmayacak, doğrudan senin emrinde olacak...

Sözün özü, bu ucube sistemi getirirken, başta ekonomi olmak üzere her şeyin daha güzel olacağını söylediler. Gerçeği başta söyledik.

Böyle bir iktidarın kamuoyu yoklamalarında, değil muhalefetle baş başa, ortağı ile birlikte barajı bile geçememesi gerekir.

Başa baş seçimin kazananı, iktidar gücünü elinde tutan olur.

Bu seçimi seçimden önce almak zorundasınız.

Bu noktadan sonra sadece yaptıklarınızdan değil, yapmadıklarınızdan da sorumlusunuz.

Böylesine çökmüş bir iktidara giden her oy, sizin alamadığınız oydur.

***

Salt sistem değişikliğini önde tutarak, bu millete güven verilmez. Sistemler, ekmek arasına konup yenen bir şey değil. İktidar ve medyası, salt sistem değişikliğini gündemde tutarak, “adaylığa kim gelsin kim gitsin” tartışmasını köpürterek enkazını örtmeye çalışıyor.

Enkazı tarif etmek çözüm değil...

Enkazın ne kadar büyük olduğunu, bu enkazın altındaki halka söylemek çare değil...

Ve millet, Erdoğan’ı yenecek bir Erdoğan aramıyor. 

Erdoğan tartışmanın, kendisinin yonttuğu “şahsım rejimi” etrafında dönmesini istiyor.

Türkiye 1’den büyüktür...

Türkiye 2’den de büyüktür!

Türkiye 6’dan da büyüktür!

Türkiye, millet kadar büyüktür...

Bu ortamda muhalefetin de siyaseti “kişiler” etrafında yapması işi “şahsımlaştırıyor”!

Sorunların çözümü için süre vermek değil, güven vermek gerekiyor.

Hükümet bitmiş, götüreni yok!

Bir kişinin dev adımlarını değil, milyonlarca kişinin ortak adımlarını büyütün. Bir kadro hareketi yaratın...

Sarayına kurulmuş, bir adım atarken, “Milletim böyle istedi” diyor. Biliyor ki millet uyanırsa işler kötü. 

Her adımı gerçek anlamda milletle atıp sürekli asıl gücü arkanıza alın. 

Seçimden önce bu iktidarın bittiğini gösteremezseniz, Saray’ın oyunu bitmez. Küresel güçler de bağımsız karar verebilen bir devletle, bir yönetimle değil, bir kişiyle muhatap olup onu kuşatmayı sever!

En derin kaygılarımla...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları