Kılıçdaroğlu’nun aldığı büyük risk!

14 Eylül 2021 Salı

Siyaset, sıcak bir sonbahara hazırlanıyor. Saray’ın, siyaset işleri başkanı Ali Erbaş’ın, Meclis kolları başkanı Mustafa Şentop’u da topa sokarak gündeme getirdiği sosyal medya sansüründen anayasa hesaplarına kadar pek çok konuda hazırlıklar yaptığı anlaşılıyor.

İktidarın bu süreçten istediği sonucu alması için gerilim gerekiyor. Böylece, “onlar ve biz”, “teröristler ve milliler” gibi ayrımlar yapıp her şeyin özünü geri plana itmek istiyorlar. Bugüne kadar yaptıklarının devamı...

“Gerilimde” muhatap taraf CHP bu “oyuna” gelmiyor. Erbaş’la hedeflenen olmayınca Bahçeli devreye girdi, yine olmadı! CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisi gerilime taraf olmadığı gibi tabana da sık sık “sakin olun” mesajı veriyor. İktidara yürüdüklerini, önceki seçimlerden daha inanmış, tam inanmış şekilde dile getiriyor.

***

Saray’ın iktidarı kaybetmemek uğruna her şeyi yapacağı bir süreçte Kılıçdaroğlu’nun izlediği siyasetin toplumda hissedilen eksileri şunlar:

- Erdoğan’a anladığı dilden karşılık verecek bir yapı yok. Bu tabloda siyasi yelpaze değişmez.

- Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temelleri bir bir yıkılıyor. Buna “sakin” bakarak engel olunmaz. CHP bu tutumuyla, yıkıma karşı çıkmak yerine adeta şahitlik ediyor.

- CHP’nin varlığı, içte ve dışta “Türkiye’de demokrasi var” izlenimi yaratıyor. Bu açıdan bakınca CHP, AKP’nin hedeflerinin kolaylaştırıcısı gibi.

- CHP örgütleri “sakin” kalarak siyasetin doğasındaki aktiviteyi kaybediyor.

Artılar ise şunlar:

- AKP’nin toplumu germekten, dini değerleri kullanıp her şeyin önüne koymaktan başka bir siyaset üretemediği ortaya çıktı.

- Başlangıçta “Müslüman demokrat” gibi söylemlerle ideolojik bir anlam da yüklenen AKP’nin her iki değeri de Müslümanlığı da demokratlığı da amaç değil, araç edindiği görüldü.

- Uluslararası alanda “ılımlı İslam” adıyla öne çıkarılan AKP’nin özelliğinin “ılımlı” değil, “kullanımlı” olduğu satışlarla, peşkeşlerle, göç deposu siyasetiyle de netleşti. 

- Sıkışınca “dinsiz CHP” diye başlayıp alkış alma dönemi bitti. 

- Kılıçdaroğlu’nun ve öne çıkan belediye başkanlarının söylemleri siyasetin iktidar dışındaki renklerinde de karşılık buluyor. Millet İttifakı’nın toplumsal tabanı genişliyor.

- Gerilim siyasetinin karşılık bulmaması, ip çekme oyunu gibi oldu. Taraflardan biri ipi bırakırsa karşı taraf vücudunun yumuşak yerlerinin üstüne oturur.

***

Böyle bir ikilemde sıcak sonbahara giriyoruz. 

Kılıçdaroğlu, “diktatörü sandıkta yenmek” gibi dünya siyasi tarihine yazılacak bir iddiayla siyasetini sürdürüyor. 

Yakın geçmişin muhasebesini yaptığımızda Kılıçdaroğlu’nun bu siyaseti 2-1 yenik görünüyor. 

7 Haziran 2015’te AKP sandıkta yenilmiş, tek başına iktidar çoğunluğunu yitirmişti. AKP sonuçları beğenmedi, “millet yanlış yaptı, düzeltecek” dedi. CHP, 4 ay süren “istikşafi” görüşmelerin tarafı oldu. Yani demokrasi “var”mış göründü, 500’e yakın yurttaşımız bu sürecin tamamlayıcısı gibi görünen terör eylemlerinde can verdi. 1 Kasım’da, AKP yeniden tek başına geldi.

16 Nisan 2017 referandumu bugünkü şahsımrasinin başlangıcı oldu. O referandumda mühürsüz oyların da sayılmasıyla başlayan usulsüzlükler, “sokağa çıkılırsa ortalığın kan gölüne döneceği” efsanesinin gölgesinde kaldı. CHP, değişik nedenlerle ya da kaygılarla sandık sonuçlarını koruyamadı.

Bu 2-0’lık yenilginin ardından 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde, kucaklama, gerilim yaratmadan sandığa sahip çıkma siyaseti tuttu. İktidar 2015 gibi İstanbul seçimini yeniletti, ters tepti. Bu, büyük bir başarıdır, hâlâ hazmedilememiştir.

2023 bütün bunların ötesinde bir anlam taşıyor. 

Kılıçdaroğlu’nun aldığı büyük riskin olumlu sonuç vermesini bekliyoruz, istiyoruz. Bize göre bunun temel yolu şu:

Seçimi seçim gecesine bırakmamak. O güne şimdiden hazır olmak. Sandık gününü beklememek, yeni bir Türkiye umudunu diri tutup, bunu topluma hissettirmek, şimdiden yaşatmaya başlamak! 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bürokrasi sendeliyor! 20 Ekim 2021