NATO 2030... Orta(daki) Asya!

20 Haziran 2021 Pazar

NATO’nun 14 Haziran Brüksel zirvesi, Türkiye açısından Erdoğan - Biden ilişkileri zemininde tartışıldı ama büyük fotoğraf ABD’nin yeni dönem hedefleriydi.

AB daha çok kendi derdine düştüğü için küresel anlamda Amerikan politikalarına teslim olmuş durumda.

NATO’nun 2030 hedefi şu sloganla ilan edildi:

Yeni bir çağ için birliktelik!

Bunun Türkçesi şu:

ABD - NATO’nun kapsama alanı dışında oluşacak tüm güçleri kontrol altına almak için yeni bir hamle!

Bunun da hedefi açık:

Rusya ve Çin.

Bu iki ülkenin arasında da Orta Asya var. Orta Asya’nın da en yumuşak karnı Afganistan. Erdoğan’ın ABD’nin çekilmesinden sonra Afganistan’da güvenliği sağlayabilecek tek gücün Türkiye olduğunu söylemesi işte bu bakımdan büyük önem taşıyor.

***

Gelinen durum son 30 yılın özetini gerektiriyor. 

1991’de Sovyetler Birliği’nin çökmesinin ardından Doğu Avrupa ülkelerini AB kendi bünyesine, ABD de NATO şemsiyesine aldı. Türkiye’nin etrafına da krizli bölgeler kaldı. Balkanlar’dan 10 yılda sekiz devlet çıktı. Her biri acılarla, sancılarla, iç savaşanlarla doğdu. AB’den ABD’ye bütün coğrafyalar Balkanlar’daki iç savaşlara bakışta önceliği kendi çıkarlarına verdi.

En kanlısı Bosna Hersek iç savaşı oldu. 1991 - 95 arasındaki dört yıllık iç savaşta 250 bin insan öldü, üç milyon nüfuslu ülkede bir milyon kişi göç etti, 50 bin kadın tecavüze uğradığı.

O yıllarda bu coğrafyaya yaptığımız gezileri şöyle kitaplaştırdık:

Balkanlar... “Bal” tadının ve “kan” kokusunun diyarı!

Balkanlar’a NATO şemsiyesi altında Türkiye de asker gönderdi. Türkiye orada bulunma şeklini uluslararası hukuk çerçevesinde en küçük tartışmaya meydan vermeyecek meşruiyette gerçekleştirdi.

Ardından Kafkaslar karıştı. Rusya 2000’lerin başında toparlandıktan sonra Kafkaslar’ın “iç işi” olduğunu ne pahasına olursa olsun ilan etti. Putin ilk göreve gelirken en etkili vaat olarak şunu söyledi:

Rusya’ya onurunu iade edeceğim!

Rusya, kötü giden ekonomisine karşın tüm askeri gücünün beşte birini Kafkaslar’a konuşlandırmayı göze alıp bölgeyi kontrol altına aldı.

O günlerden bugünlere geldik...

Görünen o ki sırada Orta Asya var. Balkanlar’ın yanı sıra Orta Asya’ya yaptığımız inceleme, araştırma gezilerini de şu başlıkla kitaplaştırdık:

Orta(daki) Asya Ülkeleri!

300 yıllık aradan sonra bağımsız devlet kurmayı başarmış bu ülkeler başlangıçta yön seçmede zorlandı. Rusya’nın Orta Asya’ya bakışını göstermesi bakımından bir anımı paylamak isterim. Moskova’dan Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e uçacaktım. Doğal olarak havaalanının uluslararası bölümüne gittim. Taşkent’e uçak yok. Sorduğumda şu yanıtı aldım:

“Tüm Orta Asya ülkelerine uçuşlar iç hatlardan yapılır!”

Orta Asya ülkeleri bu yaklaşımın gölgesinde bağımsızlığının 30. yılını tamamladı. Geçenlerde Kazakistan’ın Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekuli bu süreci çok güzel özetledi. Dedi ki:

“Herkesin iç karışıklık beklediği bir ortamdan barış içinde çıktık. Kurucu Cumhurbaşkanımız Nursultan Nazarbayev kendi isteğiyle görevi 2019’da Kasım Cömert Tokayev’e devretti ve demokrasi adımlarının en büyüklerinden birini attık.”

***

Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetilerinin yanında başta Afganistan olmak üzere içinde Türklerin de olduğu başka devletler var. 

Türkiye’nin Afganistan’da ABD’den görev devralıyor havası pek çok bakımdan tehlikeli. Her şeyden önce bu ülke içindeki Türklerin de Taliban tarafından hedef haline getirilme tehlikesi var.

Şahsım rejimi ile birlikte yurtdışına asker gönderilmesinde Meclis’in devre dışı kalması söz konusu. Biden o yüzden, “Erdoğan’la çalışılabilir” diyor.

Azerbaycan, ABD’nin bölgede yanına almak istediği ülkelerin başında geliyor. Kâbil-Bakû uçak seferlerinin haftada ikiye çıkması keşke turizm, ticaret merkezli olsa!

Önümüzdeki dönemin değişmeyecek başlıklarından biri şu olacak:

Türkiye 1’den büyüktür!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları