Son Savunma Yarışması!

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Bu yazıyı okumaya başlayanları empati yapmaya çağırıyorum.

\n

Diyelim ki, bir gün kendinizi, \nçoğunu tanımadığınız 20 kişi ile birlikte yargı önünde buldunuz. Mesleğiniz, yaşam biçiminiz, dünya görüşünüzle ilgili her şeyden olağanüstü suçlar üretilmiş.

\n

Her şeye karşın kendinizden eminsiniz, nasıl olsa çok geçmeden gerçek ortaya çıkar, dediniz.
Ancak süreç öyle işlemedi, sizinle bağlantılı buldukları 20 kişi ile birlikte suçsuzluğunuzu ispatlamadan kurtuluş yok.
Avukatlar tuttunuz, binlerce sayfalık iddianameyi, eklerini okudunuz, yargıç karşısına çıktınız. Süre de yeterli, 2-3 gün boyunca kendinizi anlattınız.
Tam davanın tümüyle anlaşıldığını düşündüğünüz anda, 30 kişilik bir başka davayı sizinki ile birleştirdiler. Sizin onlarla da birlikte aynı terör örgütünün üyesi olduğunuz iddia edildi. Daha bu yeni davanın sizinle nasıl bir bağlantısı olabileceğini çözmeden bir dava daha bağlandı, sonra bir daha. Bu arada gizli-açık onlarca tanık da ifade verdi.
Başlangıçtaki hacminin 15-20 katına çıkan davada sıra son ve esas savunmaya gelince mahkeme,
“2 saatlik süreniz var. Süre dolunca mikrofonu keserim” dedi.
İtiraz edince de şu karşılığı aldınız:
“Başlangıçta çok konuşmuştunuz!”

\n

***

\n

Silivri’deki son savunmaların seyri yukarıda aktardığımız gibi.
Sanıklar son savunmalarını yapıyor ama, mahkeme heyeti de son yargılamasını yapıyor. Geçen yıl temmuz ayında çıkan 3. yargı paketi ile tasfiye edilmesi kararlaştırılan özel yetkili mahkemeler, ellerindeki davaların tamamlanmasından sonra kapatılacak. Bunların yerine benzer yetkilerle kurulan bölge mahkemelerinin işlevi ayrı konu. Ancak yıllardır tartışmalı davaların merkezi olan özel yetkili mahkemelerin durumu bu.
Silivri’deki son savunmalarda mahkeme heyetinin gözettiği iki konu var:
Sanık süreye uyuyor mu?
Suç unsuru oluşturacak şeyler söylüyor mu?
Duruşma salonunun dev ekranının ortasında salonun büyüklüğüne yaraşır süremetre yansıtılıyor. 2 saatten geriye doğru saniye saniye zamanı gösteriyor. Süresi azalan sanık bir zamana, bir önünde hazırladığı savunma destesine, bir avukatına bakıyor. Yarışmadaymış gibi ani tercihler yaparak ilerliyor. Sayfa atlıyor, bazı bölümleri hızla okuyor, bazı konular için,
“Bunu daha önce açıklamıştım, umarım aklınızda kalmıştır” deyip yenisine geçiyor.
Savunmanın suç unsuru taşıması bugün olmasa bile ileride, Türkiye hukuk zeminine oturduğunda çok tartışılacak bir konu. 5 yıldır tutuklu yargılanan, hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istenen bir sanığın 2 saate sıkıştırılan son savunmasını özgürce yapması temel bir adil yargılama hakkıdır. Yargıtay’ın, AİHM’nin bu yönde kararları var ama, Silivri’de bunların hükmü yok.
Böyle bir iklimde oluşan hükmün, hükmü ne kadar olur? Bunun çok konuşulacağı bir dönem geliyor.
Silivri’de yavaş yargılamadan yakınırken birden hızlanmanın nedenlerini sıralarken öne çıkan şıklardan birinin şu olduğunu söyleyebiliriz:
Uzun tutukluluk Avrupa’da anlatılamaz hale geldi. Ne olursa olsun bir hüküm verip, bu eleştiriden kurtulmak.
Böylece sorunu
“çözmüş” olmak!

\n

***

\n

Tutuksuz sanıkların son savunma yaparken takındıkları tutumu daha önce paylaşmıştık.
21 Mayıs Salı günü akşam geç saatlerde tutuksuz yargılanan, mütalaaya göre ömür boyu hapsi istenen gazeteci
Hayrullah Mahmut Özgür 2 saat savunma yaptı. Savunmasında kullandığı cümlelerden biri şöyleydi:
“Bu iddianameleri yazanlar hakkında da iddianame yazılacak, o iddianame de aynı dille yazılırsa onlara şimdiden acıyorum.”
Bu, hafif cümlelerden biriydi.
Böylesi sözleri tutuklu sanıklardan biri söylerse yukarıda aktardığımız gibi hemen uyarılıyor. Özgür’ün tam bir özgürlük içinde verdiği savunmanın tam metninin sosyal medyada yayımlanmasını dilerim.
Savunmayı ilginç kılan, içeriği ve heyetçe
“sessiz” dinlenmesiydi.

\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları