Umut toprağın altında!

30 Haziran 2022 Perşembe

Temmuz beklentilerinin olağanüstü yükseldiği, ekonomideki tüm denemelerin de istenen sonucu vermediği günlerden geçiyoruz.

Napolyon savaşı kaybedince kurmaylarını toplayıp, nedenini sormuş. En kıdemlisi, “Beş neden var” deyip devam etmiş:

“Birincisi barut bitti...”

Napolyon sözünü kesmiş, “Barut bittiyse ötekileri söylemene gerek yok” demiş!

Ekonominin bu hale nasıl geldiğini anlatmak için onlarca madde sıralanabilir. İlk sıraya “planlama ve üretimin bitmesi”ni koyarsak sanırız ötekileri maddelemeye gerek kalmaz.

2011 yılında Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kapatıldı. Yerine de bunu karşılayacak bir kurum konmadı. 

Başta tarım ürünleri olmak üzere pek alanda da planlamaya dayalı üretimden vazgeçildi. 

Sonuçta yıllar sonra şeker ithal eden ülke haline geldik.

Üretim-tüketim dengesinde çok iş o noktaya geldi ki örneğin buğday alım fiyatını yüksek tutunca ekmek fiyatları fırlıyor, düşük tutunca çiftçi üretemem diyor. 

Hemen her alanda bu döngüyü yaşıyoruz.

***

Dün Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Merkez Bankası’nın ortak çalışması sonucu oluşturulan güven endeksi açıklandı. Son bir yılın en düşük seviyesi: 200 puan üzerinden 93.6.

İktidar medyası sadece oranı vererek sanki 100 üzerindenmiş gibi göstermeye çalışıyor. Gerçek şu ki 100’ün altı eksi demek!

Yukarıda sıraladığımız iki eksiğin altına şunu koyabiliriz:

Türkiye’de en büyük açık, güven açığı!

Ozan Bingöl’ün yeri geldikçe vurguladığı bu gerçek dün bir kez daha kendini gösterdi. Kaldı ki iktidar güven endeksinin yüksek çıkması için de kimi göstergeleri kaldırmıştı.

Böyle bir ortamda bütün toplumsal kesimler kendi kaybının azaltılması için çırpınıyor. 

Asgari ücretli yılbaşındaki yüzde 50’lik zammın iki ayda erimesinin hesabını yapıyor, temmuzda ek zammın altı aylık enflasyon kadar olmasını istiyor.

Emekliler tabanı asgari ücretle eşitleyip üstüne zam istiyor.

Yanında asgari ücretli çalıştıranlar, devlet külfete ortak olsun diyor.

Bütün bunlar pastadan alınan dilimi büyütmeye yönelik. Oysa pastanın aslan payı el değiştirdi. Bunun hesabını sormadan, payı dengelemeden dilimi büyütmenin hiçbir faydası yok. 

Büyük gerçek şu:

Pastadan alınterinin aldığı pay yüzde 15’e kadar düştü. AKP geldiğinde bu pay yüzde 35 civarındaydı. 

***

Geçmişte hukuk için verdiğimiz bir örneği şimdi ekonomide düzelme umudu için verebiliriz.

Geçen yılın ortasında, “Turizm patlayacak, sonbaharda düzlüğe çıkacağız” dendi.

Sonbaharda adres yılbaşı oldu.

Yılbaşında, “Gözünüzü kapatın, haziranda açın, her şey ışıl ışıl” dendi.

Mayısta her şey sonbahara ertelendi. Öyle ki gerçekten iyileşme olasılığını dikkate alarak seçim hayali bile kurdular. 

Haziran başında yılbaşı, sonunda 2023 Mart dendi...

Düşünün İstanbul’dan Ankara’ya geliyorsunuz. Tabela: Ankara 250 km.

Basıyorsunuz gaza, tabi yakıt yeterliyse, bir tabela daha: Ankara 350 km!

Hiç mi umut yok. Var tabii, Erdoğan açıkladı, yeraltındaki nadir minerallerden milyarlarca dolar kazanacağız!

Doğalgaz ve petrol rezervlerimiz güven verici seviyeyi aştığı için sırada toprak altı madenleri var.

Her anlama gelecek farkındayız ama durum şu:

Umut toprağın altında!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Türkiye’nin y-önü! 11 Ağustos 2022