Umutsuzluk manevi intihardır!

20 Temmuz 2021 Salı

Pazar günkü yazımız üzerine birkaç okurdan art arda birbirine benzer eleştiri alınca sevindim! 

18 Temmuz günü yayımlanan “İktidarda-kiler... İkti-dardakiler!” başlıkla yazıda, Saray’ın hesaplarına değinmiştik. Rusya’da Putin’in yaptığı gibi fiilen sonsuz başkanlık anlamına gelen sınırsız seçilme hakkı, iktidarı devretmeme üzerine hesaplar...

Okurların eleştirisi bunların gerçek olup olmaması üzerine değildi. Şunları söylüyorlardı:

- İktidarı devretmemenin olasılığından bile söz etmemelisiniz. Bu onlara cesaret verir. Bunu yapamazlar, yapamayacaklar. 

- Siz bunların gitmeme hesaplarına ilişkin bilgi alsanız bile kaleme almamalısınız. Ne demek devredemeyiz. O kadar da değil. Arada bir bahsettiğiniz bir cümle vardı, “seçimi seçimden önce kazanmak”... İşte burada derinleşin. 

- Gerçek anlamda demokratik bir seçim ortamı olsa barajı bile geçemeyecek bir iktidarın gitmeme hesabı yapmasının ciddiye alınacak tarafı yoktur...

Okurların değerlendirmeleri bu fikirler etrafında uzayıp gidiyordu.

***

Başta vurguladığımız gibi toplumun, iktidarın olağanüstü hal (OHAL) koşullarını uzatma, her yöntemi kullanarak muhalefeti susturma girişimlerine karşın yeni bir iktidar beklentisini diri tutması umudun büyümeye hazır olduğunu gösteriyor. 

Okur iletilerini okurken Jean-Paul Sartre’ın şu sözü aklımıza geldi:

Umutsuzluk insanın kendisine karşı hazırladığı suikastların en korkuncudur. Umutsuzluk manevi bir intihardır.”

Hemen ekleyelim siyasetin en güzel tariflerinden biri de şudur:

Siyaset, umut üretme sanatıdır!”

Elbette biz de mesaj gönderen okurlar da içi boş bir umuttan söz etmiyoruz. Böyle bir durum hem siyaseti hem toplumu tembelleştirir. Sonuçları da yıkım olur. 

Umut, tıpkı sevgi gibi emek ister.

Umut, tıpkı rotalı bir gemi gibi hedef ister.

Umudu çıkardınız mı, toplumsal yaşamın oksijeni biter.

Yaşamakta olduğumuz yıkım, içinde çıkış yolunu, umut çiçeklerini de barındıran bir süreç. O nedenle biz de günlük gelişmeleri yorumlarken umudu hiç göz ardı etmemeye özen gösteriyoruz.

Bütün bunların yanında gerçek o ki iktidarda halkı umutla değil, kinle beslemeye niyetli bir anlayış var. Zaten otoriter rejimlerin en büyük özelliği odur, hep daha çok düşman üretmeyi isterler. Düşman olduğu sürece onlara ihtiyaç bitmeyecektir. Düşmanla mücadele her şeyin önüne konacağı için halkın yaşadığı sıkıntı arka plana atılacaktır.

Tarih göstermiştir ki halkı kinle beslemek mümkün değildir. Çünkü kin doymaz, hep daha fazlasını ister. Sonuçta kin, onu büyüteni boğar.

***

Bayramlık yazımızı umut üzerine oturttuk. 

Anadolu insanı diyor ya dağlar ne kadar yüksek olursa olsun, bir yanı yoldur!

Türkiye’nin sorunları ne kadar çok olursa olsun, asıl olan sorunlar değil, onu aşma iradesi. Bunun da başlıca enerjisi umuttur. 

Umudu kimse kimsenin elinden, yaşamından alamaz. Sadece insan kendisi umudu üretir ya da tüketir.

Atatürk’ün dediği gibi. Umutsuz durum yoktur, sadede umutsuz insan vardır. 

Bayramınızı bu duygularla kutluyoruz.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları