Virüs her yere bulaşır... İktidara bulaşmaz!

24 Mart 2020 Salı


Hemen vurgulayalım, başlık bize ait değil... İktidarın geçen hafta yaptığı krizle ilgili değerlendirme toplantısında, salgının ucunun nerelere varacağı, iktidarı etkileyip etkilemeyeceği konuşuluyor. Olasılıkların sıralandığı kritik anda, şu görüş dile getiriliyor:

Merak etmeyin, bu salgın her yere bulaşır, iktidarımıza bulaşmaz!

Alınan önlemlerde de ilk iki sıra gerçekte şöyle görünüyor:

- Ne olursa olsun, iktidarın çok başarılı olduğu algısı yerleştirilecek.

- Kamuoyuna verilecek bilgilerin nasıl algılanacağı dikkate alınarak adım atılacak.

Böyle bir anda bile, “önce iktidarım, sonra iktidar çevrem, ardından ülke” mantığının güdüldüğünü görüyoruz.

Oysa AKP, öncelikle Türkiye için devamında da kendisi için çok büyük bir fırsat kaçırdı. Salgını, toplumsal olarak tam bir birlik beraberliğin oluşturulması zemini olarak görebilirdi. Bunun yerine her şeyin önüne parti iktidarını koydu. Geçmişteki pek çok büyük sorunda olduğu gibi yine ilk düğme yanlış iliklendi...

***

AKP iktidarı, salgın bağlamında tarihe şunlarla geçecek:

Bir iktidar düşünün ki, değil Türkiye’nin dünyanın en ciddi sağlık sorunuyla ilgili önlemlerin koşulacağı toplantıya Türk Tabipleri Birliği’ni çağırmıyor. Bunun siyasal kaygılar dışında hiçbir gerekçesi yok!

Bir iktidar düşünün ki, umreden dönenlerin karantinaya alınması gerektiği yine kendi seçtiği bilim insanlarından oluşan toplantıda önerildiği halde, “yukarıya sormamız gerek” kararından sonra reddediliyor. Sonuç? Kamuoyuna tamamı açıklanmayan belirsizlik!

Bir iktidar düşünün ki, her bakan ayrı açıklama yapıyor. İçişleri, Dışişleri, Çalışma, Ekonomi bakanları durumun ciddi, her şeyin mükemmel olduğunu anlatıyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise daha çok bakanlığın basın ve halkla ilişkiler daire başkanı kadar yetkiye sahip bir havada konuşuyor. Koca, ancak Meclis’te sorulduktan sonra “vaka sayısının 3’e çıktığını” söyleyip eski Kara Kuvvetleri Komutanı’nın ölümünün salgından olduğunu kabul etti. Ölüm yerini ise şöyle açıkladı:

Eski GATA diye bilinen hastanede...

Orası böyle mi anılıyor? 2016’da adı Haydarpaşa GATA iken, Sultan Abdülhamit Eğitim ve Araştırma Hastanesi olmadı mı?

Sağlık sektörünün içinden gelen bakanın bunu bilmemesi mümkün mü?

Tartışmalı bir ölümle Abdülhamit’in adını mı yan yana getirmek istemiyorsunuz?

Bir iktidar düşünün ki, açıkladığı bütün rakamlara kamuoyu kuşku ile bakıyor. Tartışma en somut şekliyle enflasyon rakamlarında başlamıştı. İnsanlar, TÜİK’in “enflasyon düşüyor” rakamlarına mı inansın, çarşı pazardan dönünce cüzdanının düştüğü duruma mı? Yıllarca işsizlikle enflasyon hep yüzde 9.9’da kalmıştı. Hiç çift haneli rakama çıkmamıştı! Şimdi de salgından ölümlerde en sık kullanılan rakam kaç? 9...

Kara mizahlık bir durum yok, ama insan sormadan edemiyor:

Yoksa bu rakamları da mı TÜİK hazırlıyor?

Bütün bunların üstüne Milli Eğitim Bakanlığı’nın uzaktan eğitimi, “kindar kuşak” politikasının gölgesinde başladı. Çocuklara animasyonla Menderes’in idamını anlatmak için bulunmaz bir fırsat mı yakaladınız?

***

Vurgulanacak çok “keşke” var...

Keşke, başta aşı olmak üzere araştırma kurumları kapatılmasaydı...

Keşke, sağlık çalışanları oy uğruna hakaret yeri haline getirilmeseydi...

Keşke, aralık sonunda Çin’de başlayan salgınla ilgili Türkiye’deki kurumların uyarılarını iktidar ciddiye alsaydı...

Keşke, salgın ciddileştikten sonra hemen tüm kurumları kapsayan bir koordinasyon yapılabilseydi...

Keşke, lig maçlarından cuma namazlarına kadar alınan önlemler kamuoyu baskısı yükselmeden önce hayata geçseydi...

İnsanın yaşamında “keşke” olabilir. Ama iktidarların buna hakkı yoktur.

En azından bu aşamadan sonra akıl ve bilim öne çıksın...

Sorunu aşmak için bütün dünyanın izlediği yol bu...

Gerçekleri bilmek değil, bilmemek ürkütücüdür...

İnsan bildiği tehlikeye karşı önlem alır, bilmediğinden korkar, endişe eder...


Yazarın Son Yazıları

Sırıtıyor... 22 Ekim 2020
Hukuksal soykırım! 18 Ekim 2020
Bütöv Azerbaycan! 30 Eylül 2020