Yaşar Kemal…

02 Mart 2015 Pazartesi

İngilizler, “Bizim son bin yıldır en büyük başarımız nedir’’ diye bir tartışma açmışlar…
Önerileri tek tek sıralamışlar. Üzerinde güneş batmayan bir imparatorluk diyen olmuş. Sınırlar aşan keşifler sıralamaya girmiş. Bilimsel buluşlardaki başarılar hayli geniş yer tutmuş.
Bütün bunların üzerine Shakespeare çıkmış. “Bizim” demişler “yüzyıllar boyu en büyük başarımız Shakespeare gibi bir küresel değer yetiştirmiş olmamızdır.”
Edebiyatçılar, bir yanıyla çağının tanığıdır bir yanıyla da çağını aşan ölümsüz bir işlev üstlenirler. Onların bıraktığı eserler kalıcı olmaktan öte her dönem çoğalmaya devam ederler.
Yaşar Kemal Anadolu topraklarının en yerel ve en küresel yazarıdır.
Yereldir; Toroslar’dan Çukurova’ya insandan hayvana, taş topraktan havaya suya her şeyin dilini bilir. Bize dağ eteğinden patlayıp çıkmış bir pınar heyecanıyla anlatır.
Küreseldir; yeryüzünde insanların en güzel isteminin barış olduğunu bilir. Onu anlatır. Onu yazar.
Gazeteci tarih taslağının ilk aşamasını yazar. Mesleğini bir adım daha ileri götürdüğünde kendi attığı, o ilk adımdan kalıcı eserler üretir.
Yaşar Kemal bunun en eserli örneğidir.

***

Yaşar Kemal gibi yönünü iktidarlara, iktidar nimetlerine çevirmemiş, hep halkıyla kalemiyle nefes alıp vermiş bir aydının rahat bir ömür sürmesi zordu.
Öyle de oldu...
Yaşamı boyunca bir işi üretmekse öteki işi de ürettiklerinin hesabını vermek oldu.
Zaten gerçek aydın bugünkü iktidarın haracını yemek değil de. Geleceğin yapısına harç taşımak değil midir?
Yaşamı boyunca halkından hiç kopmadı.
Zaten gerçek aydın gücünü halktan. okurdan alan değil midir?
Sırtını, rant kapısı kolay açılan metropol kalelerine değil Toroslar’a dayadı. O yüzden yıkılmadı.
En büyük gücü diliydi. Bugün Türkçe dağarcığında “Yaşar Kemal sözlüğü” diye bir bölüm var. O sözlük ki; Yaşar Kemal’in Toroslar’dan, göçerlerden, kuşlardan, kaya kovuklarından toplayıp getirdiği, kalbinde, beyninde damıtarak sözcüklere çevirdiği bir hazinedir.
Türkiye gibi ülkelerde aydınlar hem yaptıklarından sorumludur hem de yapmadıklarından. Demokrasi, insan hakları mücadelesi aydınların mihenk taşı haline geliverir. Öyle anlar olur ki; herkes sussa aydınların susmaması gerekir.
Yaşar Kemal böylesi anların en kararlı sesiydi. Bu yönü zaman zaman yazarlığının da önüne geçti. Daha doğru anlatımla kişiliğini tamamladı.

***

Şimdi Yaşar Kemal’i daha farklı bir yaşambekliyor. Ölüm merhemi aydınlara bakıştaki şaşılıkları giderir. Onların ürettiklerini, hatta üretemeyip üretmek istediklerini öne çıkarır.
Yaşar Kemal ölümsüzlük şerbetini yudumlarken kendisinden sonrakilerin iyi ararlarsa bulabilecekleri en bereketli tohumları da saça saça yürüdü sonsuzluğa.
Evrensel bir benzetme ile başladık, öyle noktalayalım…
Çinlilerin bir sözü vardır:
Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek.
On yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik.
Yüzyıl sonrasını düşünüyorsan toplumu eğit.
Yaşar Kemal gibi değerleri selamlayıp, bu söze şu eki yapmak uygun düşer:
Bin yıl sonrasını düşünüyorsan aydın ve sanatçı yetiştir.
Nasıl ki türküleri yakanlar yasaları yapanlardan daha güçlüyse o türkülere konu olan yaşamları yazanlar da öyledir…
Türkçenin büyük bir eser üretme gücü olduğunu en iyi kanıtlayan Yaşar Kemal’in toprağı Toroslar kadar çok ve bereketli olsun…


Yazarın Son Yazıları

Seçim istemek yetmez! 26 Kasım 2020
Kılavuzu ABD olanın... 25 Kasım 2020
11 Mart’a dönüş! 19 Kasım 2020
40. yıl! 11 Kasım 2020