Doğa Kimseyi Düşünceleri Yüzünden Cezalandırmaz

30 Ağustos 2011 Salı
\n\n\n

Samimi olarak dinini yaşayanlar bir ramazan ayını geride bırakarak bayrama kavuştular. Ancak hoşgörü ayı olan ramazan ayında bile yaşadığımız anormallikler ve son yıllarda bizi sarsan her travma, laik düşüncenin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü laik düşüncenin temelleri doğruyu araştırmak, gerçeği söylemek, adaleti uygulamak, insanların serbestçe konuşmasını sağlayarak düşüncelerine engel olmamaktır. \n

\n

Hz. Muhammetin de önerdiği düşünmek, araştırmak, denetlemek yolları ile değil, sadece ve körü körüne olağanlar ve olasılıklar üzerinde düşünmeden kutsal sayılan kişilerin söylediklerine inanmaya bağlanmış ulusların uykudan uyanabilmeleri mümkün değildir. Oysa Düşüncelerimiz ellerle mukayese edilebilir; zira elleri, bizden gerçeği saklayan duvakları çekmek için kullanırız diyen ünlü düşünür Cemil Senaya kulak vermeliyiz.\n

\n

Doğa kimseyi düşünceleri yüzünden cezalandırmamış ve bu hakkı da kimseye vermemiştir. Ama ülkemizde bu yetkiyi nereden aldıkları belli olmayanlar duvakları çekmemize engel oluyorlar. \n

\n

Bizi yöneten siyasetçiler düşüncelerimiz nedeniyle bize ceza vermek için dini siyasi amaçlar için kullanarak ulusal duygularımızı yok etmektedir. İnsanlar imanlılar ve imansızlar diye iki düşman tarafa ayrılmış, vicdan ve düşünce özgürlüğü yıkılmıştır. Ulusumuz bu haliyle çağın ve insanlığın uzağındadır. Çılgınca tüketmeyi emreden hastalıklı kapitalizmin emrine girmişiz. Şaşkınız, vefasızız ve korkağız.Ey Amerika! Tamam dünya şirketinin en büyük ortağısın; belli altın hisselerin var. Ama bu şirkette benim de hissem var, benim de söz hakkım var. Bu kadar bencil olma. Bu kadar zalim olma. Paylaş güzel şeyleri diğer ortaklarınla diyemiyoruz, diyemeyeceğiz; çünkü kapitalizmin zalim ve doğayı ve insanlığı mahveden karakteri çökmeden önce sosyalizm ile dengeleniyordu. Bu denge yok olunca dünyayı yönetenler sömürecekleri ülkelerin uyanmaması için dini kullanmaya başladılar. Vefa, maneviyat, vicdan gibi duyguları mahvettiler. Allahla kulun arasına girdiler. \n

\n

Sefaletten beli bükülmüş ve mideleri boş insanların ruhundan fışkıracak duygu selini din duygularıyla frenlemeyi yol olarak bulan kapitalist vahşi Batı, dünyayı ve bizi felakete sürüklüyor. \n

\n

Uyuyan ulusumuzun merhamet duygularının okşanması yoluyla uyumaya devam etmesi sağlanıyor. Fatih, Kanuni ve Yavuz zamanlarındaki haşmet ve zenginlik hayal ettirilip onuru okşatılıyor. Somali yardımı, Libyada miting yapma, Suriyeye kafa tutma hep bunların sonucu. Ama unutulmamalıdır ki; hayat savaşı, zekâ ve ahmaklığın yarışmasına dayanır. Rejimlerin adı ne olursa olsun, dine tekel koyan açıkgözler, kandırdığı saf halkımızın sırtını sıvazlayarak ulusumuzu meçhule giden bir gemiye bindirirken onu ahmak yerine koyuyor. \n

\n

Tarihte din üzerine devleti yönetenler kendine özgü bir uygarlık yaratmış olsa bile, insanın özgürlüğünü ve mutluluğunu gerçekleştirememişler; korkuya, kaygıya, cehalete, zulme mahkûm toplumlar oluşturmuşlardır. Bizim bundan artık ders almamız ve dinsel iklim duvarlarıyla hapsedilmişlikten kurtulmamız lazım. \n

\n

Laik düzenlerini kurarak uygarlaşmış Batı ve dinden uzaklaşmış toplumlar uygarlığın her alanında doğa ve insanlık için çok büyük başarılara ulaşmışken, neden İslam ülkelerinin içinde Atatürk ülküsünde çağdaşlığa adım atmış tek ülke olan bizim ülkemizden elini, kolunu çekmiyor; neden bize rol biçiyor? Neden bizim haysiyetimizle oynuyor? Çünkü bakıyor ki uyuyoruz, futbolla bir uyanır gibi oluyoruz, sonra tekrar uyuyoruz. Ne olacak ülkemizin ve dünyanın geleceği demiyoruz. Ne olacak Türk futbolunun hali diye kaygı duyuyoruz. \n

\n

Meçhule giden geminin rotasını düzeltmek için dayanacağımız en büyük ilke Nisa suresindeki Emanetleri ehline vermek, adaletten ayrılmamaktıremridir. Bunu sağlayacak en güzel rejim laiklik ve adalete dayanan demokrasidir. Bunun ilkeleri de her gün yerden yere vurdukları Atatürkün uyanmış Türk halkı ile birlikte vahşi Batıyla savaşarak yerleştirdiği çağdaş uygarlık ülküsüdür.

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları