Kefalette Eşin Rızasının Aranması Hususu Abartılıyor

31 Temmuz 2012 Salı
\n\n\n

Her gittiğimiz yerde iş çevreleri Hangi işlemlerde eşin rızasına gerek var, bankacılar bizi sıkıştırmaya başladısoruları ile yoğun olarak karşılaşıyoruz.

\n

Bu husus 1 Temmuz 2012de yürürlüğe giren Borçlar Kanununun 584. maddesinde düzenlenmiş. Aslında yeni Borçlar Kanunu Ticaret Kanunu kadar önemli, ama kamuoyunda pek konuşulmadı. Çok önemli değişiklikler var. Kefalette eş rızasının aranması da bu önemli yeniliklerden sadece biri.

\n

Bu hususu İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. İsmail Altayla konuştuk. İsmail Altay, Borçlar Kanunundaki değişikliklerinin özü için şunu söylüyor: Borçlar Kanununda yapılan değişikliklerin en temeli genel işlem şartlarının değiştirilmesidir. Bu şartlar ekonomik yönden güçsüz olanın da anlaşmada taleplerinin dile getirilmesine imkân sağlamakta, tarafların hukuki silahlarının eşitliğini sağlamaya yöneliktir. Bilindiği gibi, bazı kurum ve şirketler, vatandaşa, tüm haklarından peşinen vazgeçtiğine ilişkin sözleşmeler imzalatmakta, sözleşme serbestisi ilkesinin kapsamında olduğunu ileri sürerek vatandaşı teslim almaktadır.”

\n

Bir koca, banka kredisi alacaksa ve bu kredi sözleşmesini imzalarken kefaleti söz konusu olacaksa bu sözleşme imzalanmadan önce veya imzalanırken eşin rızası gerekmektedir. Ancak mahkeme kararı ile ayrı yaşayan veya yasal olarak ayrı yaşama hakkının doğduğu durumlarda eşin rızası gerekmemektedir.

\n

Kim kefil oluyorsa eşinin rızasını alacak. Kadın kefalet veriyorsa kocanın rızası gerekiyor.

\n

Bu hükmün gerekçesini İsmail Bey şöyle ortaya koyuyor: “Bu sözleşmelere dayanarak uygulanan baskılar, vatandaşlarımızı cendere altına almış, iflaslar, aile yıkımları, intiharlar gibi birçok trajediler yaşanmasına neden olmuştur. İşte bu kanunla getirilen genel işlem şartları, vatandaşın iradesinin sakatlanmasının önüne geçecektir.

\n

İsmail Altay, eş rızasının kamuoyunda yanlış algılandığı veya tartışıldığını belirterekkamuoyu oluşturmada, -eşin rızası olmadan kredi alınamayacak- veya -ticaret yapabilmek için karımızdan ayrılmak zorunda kalacağız- gibi aslı astarı olmayan söylemler kullanılmaya, ticari hayatın tıkandığı yönünde gerçekdışı beyanlar söz konusudur”.

\n

Aslında kredi sözleşmelerinin tümünde gerçek kişi ortakların tümünün kefaleti istendiğinden ve bu kefalet verilmediği takdirde kredi alınmasının mümkün olmaması yüzünden iş çevrelerinin kaygısını anlamak da gerekir. Burada belki bankacılar bunu abartabilirler.

\n

Borçlar Kanununun 584. maddesinde eşin rızasının gerekmediği haller de düzenlenmiştir: Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.

\n

Borçlar Kanununun 603. maddesine göre, eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanacaktır. Kişisel güvence sadece banka kredilerinde verilmemektedir. Kumar borcunun ödenmesinde, ödeme sözleşmelerinde kişisel güvence verilmesinde de eşin rızası gerekmektedir.

\n

Bu düzenlemeler aslında aile birliğini korumaya, eşin haberi olmadan ailenin geleceğini olumsuz etkileyecek işlemlerden ailenin farkındalığını yaratmaya ve eşin rızası olmayan işlemlerin gerçekleşmesini önlemeye yöneliktir.

\n

Bu bağlamda kefalet türlerinden de söz etmekte fayda var. 4 tür kefalet vardır. Adi kefalet, müteselsil kefalet, birlikte kefalet, kefile kefil rücua kefil.

\n

Adi kefalette, alacaklı borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez. Müteselsil kefalette ise alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehinini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Birlikte kefalette birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur. Kefile kefil rücua kefilde ise alacaklıya, kefilin borcu için güvence veren kefile kefil, kefil ile birlikte, adi kefil gibi sorumludur. Rücua kefil, kefilin borçludan rücu alacağı için güvence veren kefildir.

\n

Umarız Borçlar Kanunundaki bu önemli değişiklikler ekonomik yönden güçlü olanların veya feodal geleneklerden kurtulamayanların baskısı ile değiştirilmez.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları