‘Allah’ın Azizi’ Kahire’de…

15 Eylül 2011 Perşembe
\n

Kahire sokaklarındakiAllahın azizikarşılamalarını hayretle izlerken, yirmi yaşındayken bir Arap ülkesine yaptığım ilk ziyareti hatırladım.

\n

Beyrutta oturaklı bir burjuva evinde resmi bir akşam yemeğindeydim. Masada yanı başımda oturan kerli ferli beyefendiyle gayet güzel sohbet ederken, sohbetin tonu bir anda değişiverdi. Adam, şimdi niye olduğunu hatırlamadığım bir sebepten, birden saldırganlaştı ve bana Biz zaten sizin (Osmanlı İmparatorluğu!) yüzünüzden geri kaldık! dedi, ardından da kin ve öfkeyle devam etti: Türkler olmasaydı, biz şimdi kim bilir nerelerde olurduk?

\n

Konuk olarak bulunduğum bir evde, yaşını başını almış bir adamın, hasbelkader yanında oturan benim gibi genç bir insandan durduk yerde böyle tarihin hıncını almaya çalışmasına hiçbir anlam verememiş ve bugün dahi hatırladığım derin bir şaşkınlık hatta afallama duygusu yaşamıştım.

\n

Sonra gittiğim çok Arap ülkesinde, bilhassa Suriye ve Mısırda, benzer çıkışlar/dokundurmalarla -heyhat!- sık karşılaştım. En çok da Filistinlilerden gelen benzeri tepkilere şaşardım

\n

Kendilerini -gelişmişlik ve kültür düzeyleri açısından!- Arap halklarının en gelişmişi sayan ve (bu meyanda Türklerden de!) üstün gören Filistinliler, Osmanlı dönemini hayırla anmazlardı.

\n

Beni en çok şaşırtan, geçmişin emperyal güçlerine duyulanbu yerleşmiş öfkenin yalnız Osmanlı/Türklere yönelik olmasıydı.

\n

Halbuki örneğin Yahudileri Ortadoğuya yerleştiren güç zamanında Britanya İmparatorluğu olmamış mıydı? Arap halkları bu süreç içinde Filistinli kardeşlerinin haklarınıgöz önünde satmamış mıydı?

\n

Ama Araplar; Ortadoğu tarihinin labirentlerine girdiklerinde, seçici oluveriyor ve yalnız Osmanlı zulmü”, “barbarlığınıhatırlıyorlardı. İngilizlerin her şeye rağmen, white mans burden/gelişmiş beyaz adamın çilesikontenjanından, çöl topraklarına medeniyet getirdiği varsayılıyordu. Kaba saba Türkler ise orayı burayı yalnızca işgal etmiş”; “kelle sallandırmışlardı

\n

‘Tarih şuuru’ olmadığında

\n

Mısırın rakipsiz kahramanıolarak karşılanan Erdoğan için kabına sığmayan Arap sokağı tezahüratlarınıizlerken, ister istemez aklıma, geçmişte yaşadığım -bir o kadar kabına sığmayan!- bu tepkiler geldi.

\n

Evet doğru dünya, Türkiye ve algılar değişti.

\n

Bırakın gençlik yıllarımın Ortadoğusunu, bir yıl öncesinin Ortadoğusunda bile değiliz.

\n

Tüm taşları yerinden oynatan bir Arap baharıyaşandı.

\n

Bunların hepsi doğru.

\n

Ama bütün bunlar tarihin ağırlığını”, “tarihin tortularınıyok etmez.

\n

Uluslararası ilişkilerde tarih her zaman hesaba katılması gereken bir değişkendir.

\n

Erdoğanla Arap halkları arasındaki çiçeği burnundaki balayını izlerken, beni en çok şaşırtan şey,geçmişin ivmesininTürkiyede tamamıyla göz ardı edilmesi, görmezden gelinmesidir.

\n

Geçmiş derken -ezelden beri araçsallaştırılan- Arap bizi hançerlemişti!edebiyatını kastetmiyorum...

\n

Kastettiğim bunun çok ötesine giden bir geniş genel tarih bilincive şuur

\n

Erdoğan milat olabilir mi?

\n

Kahire yorumlarınınçoğunun, bahsettiğim tarih şuurundan-ne yazık ki!- yoksun olduğunu görüyorum….

\n

Erdoğan Araplarla sanki bir tabula rasa/beyaz sayfaaçıyor...

\n

Böyle bir şey olabilir mi?

\n

Yerli medyadan Batı medyasına döndüğünüz anda hemen Türk-Arap ilişkilerinin Erdoğan ile başlamadığını görüyorsunuz.

\n

Mısır sokaklarında Erdoğan için yapılan tezahüratları flaşhaber geçen BBC, örneğin önceki gece, gelişmeleri ilk üç cümlede şöyle değerlendirdi:

\n

Mısırda yeni Nasır olarak karşılanan Erdoğan, aslında bir Arap bile değil. Tersine. Türk Başbakanı, Mısırı yüzyıllar boyunca boyunduruk altında tutmuş ve üstüne Kahireye on yıllar boyunca sırt çevirmiş olan bir ülkenin başbakanı!”

\n

Üç cümle...

\n

Bu üç cümlede, Erdoğanın Araplar için sadece biroutsider/yabancıolduğu hatırlatılmakla kalmıyor; aynı zamanda, haberin girişinde daha yöredeki emperyal geçmişin mirasçısıolduğu hatırlatılıyor.

\n

Türkiye televizyonlarında sözgelimi Cameronın Delhiye yaptığı bir gezinin -hemen ilk cümlesinde!- Eski sömürge gücü İngiltere Başbakanı’nın Hindistan ziyaretivurgusuyla verilmesi gibi

\n

Laf arasına ayrıntıymış gibi sokuşturulan böylesi bir cümle, tarihin tüm ağırlığını anında devreye sokuyor.

\n

İngilizler; bilginin gücü(ve manipülasyonuyla!) Yahudileri Araplara, Arapları Türklere karşı kolaylıkla kullanabilmiş; ardından bölgeden, her şeye rağmen medeniyet getiren güçolarak ayrılmayı başarabilmişler

\n

Erdoğan, bu coğrafyada bir milatolmadığını/olamayacağını anlamak zorundadır.

\n

Türk-Arap ilişkilerinin çok uzun bir mazisi var.

\n

Bu maziyi biz ve (Arap baharı gazıyla!) din kardeşlerimizhesaba katmasa; görüldüğü üzere başkaları hesaba katıyor

\n

Türkiyenin Arap dünyasıyla ilişkilerindetarihten arındırılmışbu havalanmayı izlerken, şaşkınlık duymamın nedeni budur.

\n

Buradan devam ederiz.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020