Artık ‘kısmen’de özgür değiliz…

18 Ocak 2018 Perşembe

Bir dostum İsrail’in tanınmış yazarlarından Gideon Levy’nin Washington “Ulusal Basın Kulubü/National Press Club”da yaptığı bir konuşmayı göndermiş.
14 dakikalık konuşmayı “Google”dan bulup dinlemek imkânınız varsa kaçırmayın.
İsrail’i artık demokrasi ile bağı kopan “işgal bağımlısı” bir “apartheid ülkesi” şeklinde tanımlayan Levy; “İsrail’de (Arap yurttaşlar dışında tutulan) Yahudilere tanınan demokrasinin de kısıtlı” olduğunu, “demokrasinin yalnız çoğunlukla aynı doğrultuda düşünenler için geçerli olduğunu” söylüyor.
İsrail’de demokratik haklar ve özgürlüklerin muazzam zemin kaybına uğradığını ve “iç dinamiklerle” değişmek ümidinin hiç kalmadığını, militarist, dinci, milliyetçi çizginin her gün güçlendiğini, İsrail toplumuna bu sebeple güven yitirdiğini; İsrail’in “umutsuz vaka” haline geldiğini belirtiyor.
Biricik ümidin “Batı baskısıyla gelecek değişim” olduğuna işaret eden yazar, İsrail’de sayıları azalan demokratların bu nedenle sürekli Batı’dan gelecek değişim sinyalini beklediğini anlatıyor.
Levy’nin konuşması yakın zamanlara dek “Ortadoğu’daki tek demokrasi” olarak övülen İsrail’deki durumun içyüzünü samimiyetle ortaya koyması açısından çok ilginç. Yazarın otoriter ve ağır baskıcı ülkeler için kullanan “rejim” sözüyle tanımladığı ülkesi için söylediklerini, oto sansürsüz hâlâ ifade edebiliyor olması, her şeye karşın olabildiğince dikkat çekici.
Geniş ilgi yarattığı anlaşılan Levy’nin konuşmasını dinledikten sonra gazeteleri aldığımda Freedom House’un 2018 “Özgürlük raporu” ile karşılaştım.

Trump Stalin’le anılıyor
Karşılaştırmalı uluslararası demokrasi ve insan hakları araştırmaları ile tanınan Washington merkezli düşünce kuruluşu Freedom House; özgürlüklerin tüm dünyada gerilediğini ve son 12 yılın en düşük seviyesine indiğini değerlendiriyor.
“Demokrasi krizde”
girizgâhı ile başlayan raporda, gerilemenin baş nedeni olarak ABD’nin küresel insan hakları mücadelesindeki liderliği bırakması ve Trump’ın başkanlığa çıkması gösteriliyor.

Pazartesi günü daha CNN International’da Christian Amanpour’un “Cumhuriyetçi Parti”den bir senatörle yaptığı bir söyleşiyi izledim.
Trump’ın partisinden olan senatör, “Trump’ı Stalin’e” benzetiyordu.
Senatörün Trump’la Stalin arasında paralellik kurmasına yol açan neden, Beyaz Saray’daki ilk yılını tamamlayan Başkan’ın da, Sovyet diktatörü gibi basını “halk düşmanı” olarak damgalaması.
“Stalin bir kasaptı. Trump kasap değil” diyor ABD’li politikacı “Ancak beri yandan basın için en kanlı diktatörlerin kurduğu cümleleri kurmaktan da kaçınmıyor.”
Özetle “özgür dünyanın lideri iddiasındaki” ülkenin başında; artık -hem de kendi partisinden gelen politikacılar tarafından- Stalin’le karşılaştırılan bir Başkan oturuyor.
Freedom House “dünyadaki demokratik rejimlerdeki geri savruluşu”, işte icabında bu kerte şoke edici ve reaksiyoner bir lider olarak görülen Trump olgusuna bağlıyor. Ve demokratik özgürlüklerin bayrağını taşıyan ABD’nin geri çekilmesiyle, Putin Rusyası ve Çin gibi otoriter ülkelerin popülerlik kazanmasına dikkat çekiyor.

Biz artık en dip kümedeyiz
2018 başında demokrasilerin dünya çapında geri savruluşu maalesef çok dikkat çeken bir trend. Konu hakkında üst üste çıkan yayınlar ve kitaplardan bunun kolayına durdurulamayacak bir eğilime dönüştüğünü anlıyoruz.
Sözünü ettiğim kitaplardan ilki örneğin, Edward Luce’nin hemen elimin altında bulunan “Batı liberalizminin gerileyişi/The Retreat of Western Liberalism” adlı çalışması…
Diğeri de bu ay başında çıkan, Patrick Deneen’in “Liberalizm neden geriledi/Why Liberalism Failed?” isimli kitap.
Bu meyanda şimdiden çok konuşulan ve beklenti yaratan bir başka eser de martta çıkması beklenen Yascha Mounk’un “İnsanlar Demokrasi Karşıtı Olunca/The People vs. Democracy: Why Our Freedom Is in Danger and How to Save it” adlı yapıtı.
Freedom House raporunda Türkiye’yi “kısmen özgür” kategorisinden çıkarıp -heyhatözgür olmayan ülkeler kategorisine indirmiş!
İçinde geriye doğru savrulduğumuz genel iklim işte böyle bir iklim.
Suriye, Güney Sudan, Eritre, Kuzey Kore, Suudi Arabistan ve Orta Afrika gibi böylece en kötü özgürlük düşmanı ülkelerle beraber en dip kümedeyiz artık.
Buraya dek nasıl geldiğimiz gerçekte Cumhuriyet okurlarının ziyadesiyle malumu...
Ama dünya bu ürkütücü geri sarmala nasıl girdi? Esas haber olan kısım bu.
Fırsat buldukça konuya döneceğim.


Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020