Kış uykusundan çıkarken

07 Mayıs 2020 Perşembe

Nihayet zincirlerimizi kırdık.

İki aylık karantina dönemi sona erdi ve biz 60’lıklar da sonunda, herkesle birlikte dışarı çıktık.

İtalya’da Avrupa’nın en uzun ve en sıkı karantinalarından biri uygulandı. Tüm ülkeyi kapsayan bu uzun ev hapsi döneminin sonunda en tartışılan konulardan biri de “60 yaş üstünün karantinasını uzatalım mı?” konusu idi.

Bunun “60+’ları toplumsal vesayet altına almaktan farksız olduğu” ve eşit yurttaşlık haklarının ihlali olduğu anlaşıldığından bu fikir hızla arşivlendi; biz de ülkenin gerisiyle birlikte özgürlüğümüze kavuştuk.

Özgürlük derken lafın gelişi...

Kış uykusundan uyanırcasına adım attığımız dünya, mart başında bıraktığımız dünya değil.

Evlerde sipere girdiğimiz dönemde butikler, restoranlar, kafeler, müzeler, sinemalar, tiyatrolar... Her şey açıktı.

Bunlar şimdi açık değil. Bu topluma açık yerlerin kapılarını açması için ay sonunu ve haziran başını beklememiz gerekecek. Bu nedenle İtalya’da hayat çok yavaş uyanıyor.

Bu ağır çekim uyanış, insanda geçmişle “an” arasında bir kopukluk ve yabancılaşma duygusu yaratıyor.

Yazı aratmayan 25 derece güneş altında, karantinanın kalktığı ilk gün hemen çıkıp kent merkezinde dolaştım. Sıcakta yapış yapış naylon eldiven ve maskeyle dolaşmak bir defa bunaltıcı. Her an, her yerde sosyal mesafeyi korumak zorunluluğunu hatırlamak da ayrı bir dert.

Karantina döneminde mecburi alışverişimizi yapmak için sokağa çıktığımızda ortalıkta in cin top oynuyordu. Şimdi aynı kaldırımda yürürken karşıdan üç kişinin geldiğini görünce insan panikliyor.

Sokağın neşesi söndü

Özgürlük gününde” bu nedenlerle dışarıda beklediğimden az insan vardı. Yalnızca arabalar artmıştı. Covid korkusuyla toplu taşımadan kaçanlar, belli ki kendi araçlarıyla dışarı çıkmayı yeğlemişti. Meydanlardaki çeşmelerden akan su seslerini efsunlanarak dinlediğimiz karantina günlerinin mükemmel sükûneti trafik gürültüsüyle dağılmıştı. Ama etrafta pek insan sesi yoktu. Sokakların geleneksel gürültüsü ve neşesi kısılmıştı.

Çok insan çünkü hâlâ evlerden çalışmaya devam ediyor ve kuralların gevşediği bu aşamayı da “bekle gör” yaklaşımıyla izlemeyi yeğliyor.

Dışarı çıkanlarda bir genel şaşkınlık ve tedirginlik hali var. Gazete bayiinde gazetesini alan kadın önümde örneğin, “Dışarı çıktığımda sendeledim” diyordu: “Bu, iki aydır ilk dışarı çıkışım. Açık havayı ciğerlerime çektiğimde kendimi sarhoş olmuş gibi hissettim!

Normalleşme” özetle bir normalleşme değil, yeni bir başlangıç sadece. Hiç bilmediğimiz yepyeni bir yaşamın başlangıcı. Bu yeni yaşamın geride bıraktığımız yaşamla ilgisi yok. Uzun süre de olmayacak.

Psikolojik olarak bir defa herkes yorgun. Kamuoyu araştırmalarına göre yüzde 80 hâlâ çok endişeli. İngiltere ile Avrupa’da en yüksek COVID ölümlerinin (30 bin) yaşandığı ülkede sabah akşam TV’lerden yapılan korona yayınları, yoğun bakımın dehşet verici görüntüleri, doktorların, hemşirelerin çaresizliği, COVID cenazelerini taşımak için seferber olan büyük askeri konvoy manzaraları... Herkesin aklında silinmez izler bıraktı.

Kimsede bu yüzden “aman kaldığımız yerden devam edelim!” duygusu kalmadı.

Deniz, tatil tutkusunun hep yüksek olduğu ülkede yüzde 60 örneğin, bu yaz hiçbir yere gitmeyeceğini söylüyor. Virüs korkusu ve ekonomik sorunlar bir yandan plajda maske ile dolaşmak fikri kimseyi açmıyor. Otellerde havuz ve kahvaltı büfesi gibi ortak alanları kullanmak da kimseye cazip gelmiyor.

Değişen tercihler

Ama bu yeni realiteye hızla adapte olan girişimciler var. Karantina biter bitmez örneğin gazetelerde hemen ünlü mimar Fuksas’ın imzasını taşıyan müstakil tatil villalarının tam sayfa ilanları belirdi...

Otele gitmek yerine “müstakil ev kiralamak”, bu yaz tatilinin belli ki aranılan çözümü olacak.

Emlak piyasasındaki trend keza gene bahçeli, balkonlu, yeşili bol evlere kayıyor.

Turizm sektöründe hızla bu yeni duruma uyum sağlayan girişimciler, Airbnb çözümleri kapsamında vaktiyle turistlere kiraladıkları apartman dairelerini bozup “smart office/hazır ofis”e çeviriyorlar.

Smart working” tabir edilen evden çalışma sisteminin çünkü artık kalıcı olduğu anlaşılıyor. Ancak küçük apartmanlarda yaşayanlar için bu hayatı cehenneme çeviren bir yenilik.

Bu zaafı gören Romalı bir girişimcinin ortaya attığı yeni formül, Airbnb (bnbworkingspaces.it) üzerinden müstakil çalışma alanları kiralamanıza imkân veriyor.

Eski kâbuslar ve yeni imkânlar arasında böyle işte el yordamı ile cesur yeni dünyaya giriş yapıyoruz.


Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020