#occupyCHP ile Nereye?

15 Nisan 2014 Salı

#occupyCHP’ye, CHP saflarından bir ölçüde nalına mıhına olmakla birlikte… en müstehzi yaklaşım dakika bir, gol bir; Hüseyin Aygün’den geldi…
70-80 yaş ve üstü partililer birkaç saatliğine heyecanlanır” diyor alayla CHP vekili Aygün ve devam ediyor: “Gençlik kollarına biraz dinamizm gelir, gençler ‘işgal’ çağrılarının ‘bir günlük’ deneyimini görür, seyyar satıcılar epey satış, gazeteciler haber yapar, gençler ‘yaşlılar’ ile bolca fotoğraf çeker, belki el ele ‘halaya’ bile dururlar, bakarsınız ‘kota’ yoluyla ve ‘kâğıt üstünde’ değil, gerçekten gençler ‘CHP’ye el koyar’, ne de güzel olur...” dedikten sonra CHP kadın-gençlik kotası koydu da ne oldu? babında hız kesmeden ekliyor: “PM ve MYK’den bir miktar üye istifa edip, ‘Hadi gençler biz sizin heyecanınızı çok sevdik, düşündük ki biz artık köşeye çekilebiliriz, en iyisi siz gelip bizi yönetin’ mi diyecek? Yüzde bilmem kaç olan kota, yüzde 5 filan artacak mı? Ne yapılacak? Yapılsa bile uyulacak mı? Neyse hayal her zaman güzel ve devrimcidir…
CHP’yi işgal et” hareketini hızla küçümseyen tepkiler yandaş basında anında boy gösterdi. Ama sonuçta onlar yandaş basın
Hüseyin Aygün’e de ne oluyor?
Henüz yeni boy veren bir gençlik hareketini yüreksizlendirmek hesabına nedir bu telaş?
Gençlerin “Biz bu partinin gerçek sahipleriyiz! demeye ve bu mesajlarını güçlü biçimde iletmek için çaba göstermeye hakları yok mu?
21. yüzyıl siyaseti böyle yapılıyor.
occupyCHP” mantığını sözüm ona “çelişkili bulmuş Aygün, şöyle sorular soruyor: “(occupy-cılar) Biz parti içi-dışı dinamiklerden, ittifaklardan tam bağımsız bir sivil inisiyatifiz’ diyorlar… O zaman CHP nasıl değişecek? ‘İç ve dışta bağımsız’ iseniz bu ‘değişim’ programınız nasıl hayata geçecek? CHP size nasıl yer verecek? Gelip nasıl yöneteceksiniz? CHP nasıl sizin’ olacak?”
Tabandan değişime dair olan derin güvensizliğe ve şüpheciliğe bakın!

Çizme’de ‘#occupyPD’ örneği
Parti içi-dışı dinamiklerden bağımsız sivil bir ‘occupy’ inisiyatifinin”, tümüyle dıştan harekete geçirdiği dinamiklerle, bir partinin nasıl etkilenebileceğini ve değiştirilebileceğini… en son oysa… İtalya’nın PD-Partito Democratico/ Demokrat Parti örneğinde yaşadık.
occupy”cılara Aygün şartlanmalarıyla yaklaşanların tümüyle ıskalamış olabilecekleri İtalya örneğini isterseniz biraz açalım..
İtalya’da biliyorsunuz merkez sol PD’nin 39 yaşındaki lideri Matteo Renzi, geçen şubat ayında Başbakan oldu!
Renzi’nin başbakanlığa çıkmasını mümkün kılan kritik gelişme, bu tarihten iki ay önce yükselmiş olduğu PD liderliği idi…
2013 Aralıkı’nda PD içinde yapılan önseçimlerinde Renzi’nin lider seçilmesindeki tayin edici etkenlerden biri ise… aynı yılın Nisan ayından itibaren Çizme’yi kuzeyden güneye… parti merkezleri temelinde işgal eden #occupyPD hareketi oldu.
Parti içi-dışı dinamikler ve ittifaklardan bağımsız bir sivil gençlik inisiyatifi olan #occupyPD’nin” gündemde tuttuğu en ısrarlı konu temelde partinin gençleşmesiydi”…
Geçen yılın ilkbaharında yapılan “genel seçimler ve “cumhurbaşkanlığı seçimlerinde”, PD”nin gösterdiği kötü performans karşısında teslim olmayacağız!” diye hareketlenen gençler; cumhurbaşkanlığı seçimleri ile eşzamanlı olarak 18-20 Nisan tarihlerinde… PD merkezlerini işgala başladılar ve bu işgali başkent Roma ile sınırlı tutmayıp, ülkeye yaydılar.

‘Önce parti, sonra ülke!’ sloganı

İşgalcilerin yaptıkları ilk açıklama, kendilerinin bir “hizip” olmadığı ve parti içinden “dayatma ve araçsallaştırmalar” kabul etmeyeceklerine dair çıkışları oldu.
Siyasetin hem “öznesi”, hem “nesnesi olmak istiyor; “gençleşmeyi” destekliyorlardı… İşgalin tetiklendiği 2013 Nisanı’ndan… Renzi’nin PD lideri seçildiği Aralık’ına kadar bu “gençlik” teması;“occupy”ın verdiği ivmeyle sürekli ön planda oldu
Occupy”cıların hâkim olduğu sosyal medyanın yanısıra; geleneksel yazılı-görsel medya da, bu “gençleşme” argümanını her vesileyle gündemde tuttu.
Böylece güçlü ve yaygın bir kamuoyu oluştu. Bu “gençlik kampanyası” sayesinde PD’nin eski, geleneksel liderlerini devre dışı bırakan Renzi’nin; dümene geçmesi sonunda hiç zor olmadı.
39 yaşındaki Matteo Renzi’nin, merkez sol liderliği sayesinde ulaşabildiği Başbakanlık koltuğunda başardığı ilk iş, kabinenin yarısını kadınlardan” seçmek oldu.
İtalya’da bu da bir “ilk”ti!
Dışişleri ve milli savunma bakanlığı gibi en canalıcı pozisyonlara gelen kadınların hepsi üstelik Renzi gibi “genç”tiler
Occupy”cıların, “önce partiyi, sonra ülkeyi değiştirmek istiyoruz” sloganı gerçek olmuştu!
Değişim arayışının” fitili bir kez sahiden tutuşmayagörsün!
Parti dışı dinamiklerle”, pekâlâ “kamuoyu baskısı” yaratarak sonuç alınıyor…
İtalya-Türkiye arasındaki en büyük fark bence; “kamuoyunun gücüne olan inanç ve güven”!
İtalya’nın aksine bizzat Aygün misalinde gördüğümüz üzere, Türkiye’de merkez-sol(!) bir partinin… temsilcileri dahi icabında kamuoyunu dehşet biçimde küçümsüyor ve böyle bir güce inanmıyor.
Bunu değiştirmek “occupyCHP”cilerın elinde.
Yeter ki “ısrarlı”, “uzun soluklu”olsunlar…
#occupyCHP hareketi, bir atımlık barut olarak kalırsa, Aygün’ler -heyhat!- haklı çıkabilir.  


Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020