Okurlardan Gelenler

21 Haziran 2012 Perşembe
\n

\n

Hukuk fakültesi öğrencisi Irmak; Yazılarınızı çok kısa zamandır takip ediyorum. İlk olarak Kadınlar Kim ki?yazınızı okudum ve merak ettim. Okuyabildiğim kadar yazınızı okudumdiyor ve ekliyor: \n

\n

Düşünceleriniz, savunduğunuz şeyler böyle bir iktidar sürecinde o kadar takdir edilesi ki yazmak istedim. Eminim bunun gibi yüzlerce tebrik mesajı alıyorsunuzdur. Ama iki katına eleştiri maili aldığınızı da tahmin edebiliyorum. Böyle bir zamanda bir kadın yazarın bu kadar cesur yazılar yazmasını çok takdir ediyorum. Ayrıca da bir kadın yazarın cesur yazılarını 2012 yılında takdir etmekten de utanç duyuyorum. Çünkü bu yazıların yazılması, söylenmesi kolay şeyler olmalı. Devamında hiçbir hukuki süreç getirmemeli ki bu da ifade özgürlüğü sanırım. Türkiyede daha yakalayamadığımız bir süreç tabii... Ben avukat sıfatını kazandığımda kadın haklarıyla ilgili faal bir çalışma içine girmeyi umuyorum... Sizin görüş ve düşüncelerinizi okumak beni bilgi birikimi ve bakış açısı olarak beslediğini düşünüyorum. ...Yüzlerce mail okuyorsunuzdur, ama yine de size yazıp tebrik etmek istedim.\n

\n

Sevgili Irmak; kendimi birkadın yazardeğil, gazeteci yazar olarak görüyorum. Yanına cesursıfatı eklemeyi de hiç düşünmedim. Sadece işimi yapıyorum… \n

\n

Ama yazdıkların aklıma Brechtin bir sözünü getirdi. Bertolt Brecht;Ne mutlu kahramanlara ihtiyacı olmayan halklarader. Türkiyenin şartlarında bu lafı; Ne mutlu, cesarete gereksinim duymayan halklara diye çevirebiliriz. Senin sıcak satırlarında dediğin gibi çünkü; bu köşede söylenenleri söylemek gerçekte sıradan ve olağan olabilmeli. Oysa en temel insan haklarını sahiplenmek bile ülkemizde kıyasıya mücadelegerektiriyor. Haklar mücadelesinde”, bu köşenin de bir katkısı oluyorsa, o katkı ancak senin gibi antenleri açık okurlarabilgivermekle sınırlıdır.\n

\n

Erdoğan Putin mi, Yew mu? \n

\n

Josef Amado isimli okurum, Irmakın tersine, çok eski bir takipçi. Yıllardır sütununuzu takip ederim. Milliyetten Cumhuriyete dönüşümün nedenlerinden biri de sizsiniz. Bundan sonraki yazılarınızı da heyecanla bekliyorumdiyen Amado, Erdoğanı Putinden çok Singapurlu lider Lee Kuan Yewa benzeten Ruchir Sharmanın son kitabından hareketle yazdığımErdoğanın Singapur Şifresibaşlıklı makaleme hiç katılmıyor… \n

\n

Lee Kuan Yewu Erdoğana benzetmek Yewa yapılmış büyük haksızlıkdiye itiraz eden Adanalı okurum sözlerini şöyle sürdürüyor: \n

\n

(Yew) muazzam işler başarmış bir lider. Aşağıdaki linkten göreceğiniz gibi, personal freedom(kişisel özgürlükler) kategorisinde Singapur 30uncu, Türkiye 95inci sırada: http://www.prosperity.com/rankings.aspx\n

\n

Gelecek nesiller hem Yewın hem de Erdoğanın tarihe nasıl geçeceğini görecekler. Bence bu iki liderin tarihteki yerleri bambaşka olacak. Yew, tüm hatalarına karşılık tarihte çok saygın bir yer alacak.\n

\n

Halkını baskılamak skalasında adı geçen hiçbir lider, Erdoğanla aşık atamıyor. Problem galiba biraz bundan kaynaklanıyor. Despotun önde gideni diye gösterilen Putin bile sonuçta özel yaşama karışmıyor. İfade özgürlükleri ve demokratik özgürlükler Rusyada sınırlı ancak kadınların sezaryen olup olmayacağına Putin karar vermiyor. \n

\n

Türkiye ve Singapurda bir dönem bulunan ve Yew benzetmesini ilk kez öne süren yazar Karma; sanırım bu tür farkları göz önüne alıyor... \n

\n

Ben yazımda sadece Singapur şifresiile neyin kastedildiğini biraz açmak istedim ve sözlerimi zaten Erdoğanın dünyaya yeni Lee Kuandiye lanse edilmesi yerinde mi değil mi.. siz karar verindiyerek bitirdim. Karar sizin!\n

\n

Saatleri ayarlama…\n

\n

Saat diliminin doğuya kaydırılmak istenmesiyle ilgili olarak Saatleri Ayarlama Enstitüsübaşlıklı yazıma cevap yazan Orhan Bilgin de; mecaz olarak kullandığımezani saatkavramına itiraz etmiş. Bilgin uzun, ayrıntılı mektubunda -özetle-; İddia ettiğiniz gibi ezan saatine (alaturka saat) dönüyor olsaydık, her gün güneşin battığı ana saat 12 dememiz ve dolayısıyla mevsimler değiştikçe saatlerimizi her gün baştan ayarlamamız gerekirdi.diyor… \n

\n

Başka hiçbir okur; ezan saati ile yapılmak istenen göndermeyi böyle anlamlandırmadı. Aynı yazı üzerinde Ankaradan yazan Kamil Aksoy isimli bir mühendis okurum; Yazdıklarınızın tümüne hiç tartışmadan katılıyorumdiyor ve şu ilginç saptamayı yapıyor: \n

\n

Ancak bunları bir kenara bıraksak bile, yapılmak istenen düzenleme asıl amaç olan tasarruf ve işin tekniği açısından çok sakat. Bir mühendis gözüyle bunu size şöyle açıklayayım: Nüfusumuzun ve endüstrimizin, yani elektrik kullanıcılarının ancak yüzde 10u bu bölgede yer alıyor. Bu durumda bu düzenleme yapılırsa, nüfusun büyük çoğunluğunun elektrik tüketimi olumsuz etkilenecek, tasarruf yerine tersine daha çok tüketim oluşacaktır. Oysa mevcut saat diliminde (haydi Ankara ve batısı diyelim) nüfusun ve endüstrinin büyük çoğunluğu yer alıyor. Yani bir saat dilimi seçimi ve düzenlemesi yapılacaksa ve bu yapılırken kullanılacak ölçüt bilimsel ve teknik olacaksa, öncelikle ülkenin coğrafi olarak elektrik tüketim dağılımına bakmak zorundasınız. Saat dilimini doğuya kaydırmak isteyenlerin ölçütünün böyle olmadığı çok açık. Onların ölçütünün ne olduğunu zaten siz yazmışsınız, elinize sağlık.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020