Türkiye Nereye Gidiyor?

15 Ekim 2013 Salı
AB ile iplerin gerildiği 2005 sonrasında
Batı’da yaygın biçimde “Türkiye’yi kim
kaybetti” sorusu soruluyordu.
Şimdi artık soru değişti.
Sürpriz yaratan Ankara’nın “Çin füzeleri”
atılımı ardından, NATO ile yaşadığı
huzursuzluklar su yüze çıktığından beri
bu kez “Türkiye nereye gidiyor” sorusu soruluyor.
Türkiye Batı’dan hiçbir zaman bu denli
yabancılaşmadı ve uzaklaşmadı.
Yabancılaşmanın son örneklerinden
birini, bir Akdeniz ülkesi olarak Türkiye’deki
gelişmeleri çok yakından izleyen İtalya ile
Türkiye arasında her yıl yapılan geleneksel
bir forumun iptalinde gördük…
On yıldır dönüşümlü olarak Roma ve
İstanbul’da düzenlenen, çok üst düzey
katılımcıların yer aldığı forum bu yıl gerçekleşmeyecek…
2000’ler başında kurulan forumun
amacı, Türkiye-AB arasındaki bağları
güçlendirmek; Türk-AB sivil toplumlarının
yakınlaşmasına katkıda bulunmaktı.
Bu sene; Türkiye’yi gayet iyi tanıyan ve
Ankara’nın AB üyeliğine güçlü desteğiyle
bilinen Emma Bonino’nun dışişleri
koltuğuna oturduğu sırada tam, forum iptal ediliyor!
Niye?
Kulislerden edindiğimiz bilgiye göre
Erdoğan’ın Suriye-Mısır konusunda aldığı
Batı’ya meydan okuyan tavırlarından
duyulan rahatsızlığın yanı sıra, Gezi’de
izlediği otoriter ve baskıcı politikalar bu
kararda etken olmuş…
İki ülke arasındaki diyalog forumunun
askıya alınması, böylelikle Batı ile yaşanan
kopukluklar zincirindeki haberler arasında yerini alıyor…
‘Ankara 5-7 yılda NATO’dan çıkabilir’
İlişkilerdeki bu genel gevşeme ve
çözülme tablosunun üzerine tuz biber
eken en müthiş haber, geçen ay sonunda
açıklanan ve Batı’da soğuk duş etkisi
yaratan “Çin füzeleri anlaşması” olmuştu.
Işık hızıyla yayılan ve Batı başkentlerinde
süratle yankı yaratan gelişme, orada
burada… Türkiye’nin NATO’dan
ayrılacağına dair değerlendirmelerin
yapılmasına yol açtı.
Bunlar arasında ABD istihbaratına
yakınlığı ile bilinen (Berlusconi ailesine ait)
İtalyan “Foglio” gazetesinde okuduğum
son yazılardan biri örneğin, (Çin füze
anlaşmasının sonucunda) 5-7 yıl içinde
Türkiye’nin NATO’yu terk edebileceğini”
öngörmekte ve Ankara’nın Batı’dan
“kopuşu” için oldukça kesin bir takvim
dahi vermekteydi. (Çin ve Türkiye’yi Bir
Araya Getiren Garip Askeri Anlaşmayı
Nasıl Açıklamalı?/Come si spiega lo strano
accordo militare che unisce la Cina e la
Turchia?-Il Foglio, 3 Ekim 2013)
AB ile ilişkilerin derin dondurucuya
kaldırılmasının ardından, başka deyişle
NATO ile ilişkiler de bariz biçimde gerilip
gerilemekte; mesafeler kuşku götürmez
biçimde açılmaktaydı…
‘İslamlaşan dış politika NATO ile çatışıyor’
Yaz başında, Gezi döneminde daha…
Çin füzeleri anlaşması henüz ortada
yokken, bana “Türkiye’nin NATO’dan
çıkabileceği” imasında bulunan İtalya’nın
ünlü stratejisti Stefano Silvestri ile bu
son gelişmeler üzerine konuşmaya karar verdim.
Gezi görüşmesini yaptığımız tarihte
Avrupa’nın etkili düşünce kuruluşlarından
IAI-Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nü
yöneten Prof. Silvestri; “Türkiye ile öyle bir
noktaya gelindi ki” demişti: “NATO’daki
varlığınız bile sorgulanabilir!”
Geçmiş dönemlerde savunma bakanlığı
ve başbakanlık danışmanlığı da yapan
Silvestri’ye, beş ay önce fazlasıyla abartılı
bulduğum bu yorumu; niçin ve nasıl
yapmış olduğunu sorduğumda; “Türkiye ile
Batı arasında derinleşen ‘güven krizi’nden” bahsetti.
Erdoğan’ın, “Obama’nın hayli zayıf
bir başkan olduğunu düşündüğünü,
Avrupalılarla ilişkisinde de bir ‘güven’
öğesinin bulunmadığını” belirtti.
Bunun ötesinde TC Başbakanı’nın
“Avrupalılarla fazla bir ilişkisinin
kalmadığını” ilave etti. Ve “Türkiye’nin
İslamlaşan dış politikasının NATO ile
çatışan bir hale geldiğini” anlattı.
‘İstikrar sorgulanır’
Çin füze anlaşmasının, ilişkilerin “ip
inceldiği yerden kopar” denebileceği ve
“değerli yalnızlığın”(!) olgunlaştığı noktada
devreye girmiş olduğu anlaşılıyor.
Yabancılaşma ve ayrışmanın zamana
yayıldığı bu süreç içinde görülen o ki olası
“kopuş” ani olmayacak.
“Tüm yol ayrımları bu gibi hallerde
birdenbire kopuş yaşanmaz” diyor Silvestri,
“ama büyük bir kriz her şeyi hızlandırır”.
İlişkimizin her halükârda değiştiği aşikâr.
Türkiye’nin Batı ile ilişkileri bırakın on
yıl öncesini; beş yıl öncesinin ilişkileri bile değil.
“Değişen ilişkiler, Türkiye’nin istikrarına
yönelik kuşkuları ister istemez artıracaktır!”
diye konuşuyor Silvestri.
Stefano Silvestri ile “Türkiye Nereye
Gidiyor?” söyleşimizin devamı gelecek yazıya.
İyi bayramlar dilerim.
 


Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020