Silivri’nin Serzenişi...

20 Nisan 2011 Çarşamba
\n\n\n

Denizi, tarihi, doğal değerleri, aydınlık insanları ve yoğurduyla ün yapan Silivri ilçemiz, Ergenekondan bu yana sadece cezaeviyle akla geliyor. Buna üzülerek çıkış yolu arayan Silivrililer ise ilçelerinin bir kültür, bilim ve aydınlanma kenti olarak gelişmesini istiyorlar...

\n

Aynı zamanda tarihçi olan Belediye Başkanı Özcan Işıklara soruyoruz: Cezaevi kenti olarak tanınmanıza karşı neler tasarlıyorsunuz?

\n

İstanbulun 1/100 binlik planındaki 5 çekim merkezinden biri olduklarını; Gazitepede düşünülen havaalanı da dahil, deniz ulaşımı ve raylı sistemle tüm İstanbulluların güzelliklerinden yararlanmasını hedeflediklerini belirten Başkan diyor ki: Kentin bu olanaklarla üstleneceği hizmetler, başta turizm olmak üzere tarım, lojistik, sanayi ve ticaret olarak planlandı.”

\n

Cezaevini ‘aşabilmek’

\n

Silivride bu hedefler için kollar sıvanmışken, cezaevinin baskın konumunu aşabilmek herkesin gündemini oluşturuyor. Kimlikli gelişebilmenin güçlü kaynağını ise geçmişi İstanbuldan eskilere giden, hatta ilk insanlara ait mağaralarıyla tarihöncesi kültürleri bile barındıran uygarlık birikimleri oluşturuyor.

\n

Örneğin Ortodoks dünyasının son Azizi Nektaryusun yaşadığı ev Silivrideydi... ancak ev yok olduğu gibi, diğer Ortodoks yapıları da bakımsızlıktan harabe halinde. Bu yüzden dünya kiliselerindeki ayinlerde Silivrinin de adı geçmesine rağmen, Ortodoksların inanç mekânlarına ziyaretleri sağlanamıyor.

\n

Belediye bu olanağa kavuşabilmek için geçmişi tanıtan yayınlarla birlikte yok olan mirası canlandırmayı da hedeflemiş. Çin Seddinden sonra dünyanın en uzun suru olan, Marmara-Karadeniz arasında MS 5. yüzyılda yapılmış 60 kmlik Anastasya Surları ise hiç değilse fark edilebilir kılınacağı koruma projelerini bekliyor..

\n

Çağdaş tarım

\n

Tarımda da örnek çalışmaların başlatıldığı Silivride 430 bin km2 ekilebilir arazi var. Namık Kemal Üniversitesiyle sürdürülen İyi Tarım projeleri, örneğin aynı tarladan 20 kat fazla buğday elde edebilmeyi sağlıyor. Bu yıl, nane, rezene ve anason ekimlerinin de başladığını belirten Başkan diyor ki: 7 milyon m2yi beşer, onar dönüm halinde tarım yapacak hemşerilerimize kiralayacağız üretilen mala alım garantisi vereceğiz. Böylece işsizliği de azaltacağız ama en önemlisi verimli tarım topraklarımızı korumuş olacağız. Toprağı bir geçim kapısı haline getirirsek onu korumak için bir çaba harcamamıza gerek yok.

\n

Silivri her yıl geleneksel şenliklerin düzenlendiği ünlü yoğurdunun kalitesini koruyarak daha fazla üretilmesi için de hazırlıklar içinde. Bıçakla kesilebilen yoğurt, kıvırcık koyunlardan sağılan sütlerin 150 dakika tahta kaşıkla karıştırılarak kaynatılmasıyla yapılıyor.

\n

Balbay yazacak

\n

Fatihin İstanbulu almasından 15 gün sonra Dayı Karaca Beyin Osmanlıya bağladığı Silivri, yaklaşık 3 bin yıl önce Marmaraya bakan sarp bir tepede kurularak surlarla çevrilmiş. Daha sonra İstanbulu da kuracak olan Megaralılar MÖ 7. yüzyılda Yunan kolonisi yapmışlar. Strabon ilçenin adının, kenti kuran efsanevi Kral Selisiden geldiğini yazar...

\n

Cumhuriyetin ilk yıllarında Şehir Hatları, Silivri seferlerini başlatınca, İstanbulun sayfiyesine dönüşen kent, ilerleyen dönemde bu duyarlılık kalkınca yalnızlaşmış.. Özellikle eski kenti içeren Fatih Mahallesindeki tarihi ahşap evler, Selimbria Surları, Aleksios Apokaukos Kilisesinin sarnıcı, Piri Mehmed Paşanın 1530larda yaptırdığı cami ve Mimar Sinanın 33 gözlü Uzun Köprüsü, tarihin ayakta kalan tanıkları..

\n

Bütün bunları Silivri sakinlerinden sevgili gezgin gazetecimiz Mustafa Balbay kim bilir ne güzel yazacak herkesi, antik Selybriaya kim bilir neler söyleyerek davet edecek..

\n

\n

(Bu akşam 20.30da Ulusal Kanaldaki İmar Dosyasının konuğu Belediye Başkanı Özcan Işıklar. Cezaevi kenti yerine tarih ve turizm ilçesi olarak tanınmayı amaçlayan projelerini konuşacağız.)

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Gürhan Tümer... 3 Ekim 2013