Alışamadım... - Ali TÜRKŞEN
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Alışamadım... - Ali TÜRKŞEN

27.06.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Alışmak kelimesinin, bende çağrıştırdığı “yadırgamaz duruma gelmek” tanımından sebep midir bilmem, pek de sevmem. Ömrümün en anlamlı “Alışamadım” sözünü 22 Şubat 1990 tarihinde duydum. Seçildikten sonra alışılagelenin dışındaki davranışlarıyla yadırganan Turgut Özal’ın Alışırsınız, alışırsınız. Böyle Cumhurbaşkanına alışırsınız” sözüne karşılık Topçu Teğmen Murat Şeref Baba’nın Özal’a çektiği telgrafta yazan birkaç satır: Siz ‘alışırlar’ dediniz Sayın Turgut Özal ama ben sizin Cumhurbaşkanı olmanıza alışamadım.”

Neredeyse saatler içerisinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ilişiği kesilen Teğmen Baba gibi askerlerimiz eski” Türkiye’de kaldığı gibi Özal’ın o gün için sıra dışı sayılabilecek uygulamaları da bugüne göre pek sempatik kaldı.

Özal’ı rahmetle aratır AKP uygulamalarına her gün bir yenisi eklenirken bir yandan kötüye alışmamaya, öte yandan da bir şeylerin iyiye gidebileceğine dair umudumuzu her daim korumaya çalışıyoruz.

İKİ GÜN, İKİ DAVA...

Adaletsizliğe uğramış eski bir mahpus olarak, haksızlığa uğrayan herkesin yanında olmaya gayret ederek belki de adalete olan inancımı tekrar kazanmaya çalışıyorum. Oysa yaşadığım son iki gün, adaletin uğrunda yaşamımız pahasına ve ömrümüzün sonuna kadar mücadele etmemiz gereken bir kavram olduğunu hatırlattı bana. Ardı ardına görülen iki davadan bahsetmek istiyorum.

Biri 24 Haziran günü Çağlayan’daki adalet sarayında, öteki ertesi gün Çorlu Kültür Merkezi’nde görülen iki önemli dava. Çağlayan’da suçlanan gazetecilerimiz, Libya’da yaşamını yitiren MİT şehidimizin cenazesinin haberleştirilmesini haberleştirmekten yargılanırken Çorlu’da yargılanan aslında adaletin tam da kendisiydi.

Daha önce defalarca basına ve sosyal medyaya düşmüş cenazenin haberini haber yapan, tweet atan gazetecilerimizin uğradığı muamelenin FETÖ dönemi yargısından zerre farkı yokken, aslında bu davada ne serbest kalanların isimleri önemliydi ne de tutukluluğu devam edenlerin. Sadece Metastazın, Sarmalın olduğu yerde suçu ifşa edenin kabahati elbette suçun kendisinden daha büyüktü, hepsi o.

YAĞMURUN SÜPÜRDÜĞÜ ADALET

8 Temmuz 2018’de meydana gelen tren kazasının Çorlu Kültür Merkezinde yapılan duruşmasındaysa, bugünkü “bağımsız” adalet sistemimizin yargıladığı tek bir sanık vardı aslında; adaletin düştüğü duruma akıttığımız gözyaşlarımızı silip süpüren kendi halinde bir yağmur.

er son on yıldır Türkiye’de yaşanan hukuk skandallarına aşinaysanız bu iki dava da sizi şaşırtmamalıydı. Oysa dün FETÖ’nün eline geçen yargı sistemi bugün tamamen bağımsız” hale gelmişti. Öyleyse neden canlarını kaybetmiş vatandaşlarımızın aileleri soruyordu hâlâ: “İki senedir ciğerimiz yandı. Bir tek tutuklu yok. Gerçek sorumluları karşımıza ne zaman getireceksiniz? Kazanın sorumluları, hayatını kaybeden evlatlarımızdan daha mı değerli?

MAFYÖZ SİSTEM

Özal’ın alışamadığımız dönemini mumla aratır günümüz Türkiyesi’nde maalesef bu kazanın sorumluları gibi her türlü herzeyi yiyen hükümet yandaşları da, bir tren kazasında hayatını kaybeden evladınızdan da, tek derdi haber yapmak olan gazeteciden de kıymetlidir.

Mafyöz sistem, sistemdeki adamı için Seversem ben severim, döversem de ben döverim” der. Onun sevdiğini sevemezsin, hele bir kabahati olan varsa hiç dövemezsin. Dövmeye yeltenene mafyöz sistem cezasını keser. Sistemin raconu böyle işler çünkü ve sistem zincirin tek bir baklasının dahi koparılmasına izin vermez.

Sistem ne tek bir elemanını teslim eder sana ne de yargı karşısına çıkarır. Yargı elbette bağımsız”dır Türkiye’de. Ama bunu böyle bilirsen aklın karışır o zaman.

Bir tren kazasında tüm sorumluluk her zaman yağdığından pek de fazla yağmayan yağmurda mıdır diye!

KORKMAYIN, ALIŞMAYIN

Bu adalet sistemine alışamadım ve alışmayacağım da. Her ne kadar iki davada da gördüm ki bir ümit belki değişmiştir diye düşündüğüm adalet, dün FETÖ zamanında ne idiyse bugün bağımsız” yargı zamanında da aynıymış.

Ancak şunu da kesinlikle biliyorum: Mafyöz sistem güçle yaşar ve karşısına çıkacak güçten de korkar. Siz istediğiniz yöntemi uygulasanız da umudunu yitirmeyen, gerçeği haykırmaktan korkmayan toplumlar, mafyöz sistemi eninde sonunda yener.

İşte o gün, bir tren kazasının tek sorumlusu gösterilmeye çalışılan yağmur, masumu ıslattığı gibi zalimi de ıslatır. Zulmün yağmuru üzerinize yağdığında dahi, korkmadığınızda ve vazgeçmediğinizde, bir zamanlar yanağınızdan üzüntüyle akan yaşlar, sevinç gözyaşlarına dönüşüverir bir anda.

Ve o gün, bir kez daha ağladığınızda, sadece zaferinize, sabrınıza, mücadelenize, yenilmemiş olmanıza ağlarsınız, zalimin zulmünün sona erdiğini bilmenin sevinciyle.

ALİ TÜRKŞEN
E. DENİZ KURMAY ALBAY, YAZAR


Yazarın Son Yazıları

Çağdaşlık yolunda bir ömür - Hüseyin Karataş

Çağdaşlık eksikliğine ve dokunulmazlara dokunan sevgili hocam Prof. Dr. Türkan Saylan...

Devamını Oku
13.12.2025
Geleceğin savaş alanı, Türkiye ve Karadeniz - Doğu Silahçıoğlu

“Erken Cumhuriyet dönemi”nde (1923-1938) savunma sanayisindeki gelişmeler Türkiye’yi; başta uçak olmak üzere harp silah araç gereçlerinde dış satım yapan bir ülke konumuna getirmişti.

Devamını Oku
12.12.2025
Gençlik MESEM’den büyüktür - Kaan Eroğuz

AKP iktidarı tarafından 2016 yılında örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınan mesleki eğitim merkezleri (MESEM), çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasında ve “kurumsallaşmasında” kritik bir rol oynuyor

Devamını Oku
12.12.2025
İnsan onuru ve demokrasi - Ayşe Atalay

TDK sözlüğünde “onur” kavramı insanın kendisine karşı duyduğu saygı olarak tanımlanıyor.

Devamını Oku
11.12.2025
Komisyonda emekçinin adı yok - Şükrü Karaman

Milyonlarca emekçinin yeni ücrete ilişkin alacağı kararı merakla beklediği Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına yarın başlayacak.

Devamını Oku
11.12.2025
Karadeniz’de neler oluyor? - Can Erenoğlu

Dünyanın en güvenli ve istikrarlı denizi Karadeniz dünyanın en tehlikeli deniz alanına mı dönüştürülüyor?

Devamını Oku
10.12.2025
Gelir adaletsizliği tırmanıyor! - Devrim Onur Erdağ

Türkiye'de emeğin değeri uzun zamandır siyaset meydanında sıkça dile getirilen bir konu.

Devamını Oku
10.12.2025
Yeni feodal çağ ve dijital baronluk - Doğan Sevimbike

Yanis Varoufakis’in No Kings Means No Barons başlıklı yazısı, çağımızın ekonomik ve siyasal düzenini “yeni bir feodalizm” olarak niteliyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Erdoğan’ın 2005’teki hayalleri - Kadir Serkan Selçuk

Yıl 2005. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönem henüz el konmamış olan Sabah gazetesinin 20. kuruluş yıldönümü için gazeteye bir yazı yazmıştı.

Devamını Oku
09.12.2025
Terörist başının ayağına gitmek... - Hatice Topçu

Ulus devletler; tarih bilinci, ortak coğrafya ve dil birliğine dayanır.

Devamını Oku
08.12.2025
‘Kırkyama’ siyaset… - Prof. Dr. Utku Yapıcı

Türk siyasetinde son yıllardaki en ilginç gelişme siyasi kimlikler düzleminde yaşanıyor.

Devamını Oku
08.12.2025
Çocuklarımız artık kimsesiz mi? - Özgür Hüseyin Akış

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında söylenmiş bir cümle hâlâ kulaklarımızda çınlar:

Devamını Oku
07.12.2025
Çözüm mü, çözülme mi? - Ülgen Zeki Ok

Emperyalist güçlerin Ortadoğu’daki kirli emellerinin önündeki en büyük engel olan Atatürk’ü Türk halkının yüreğinden söküp atmak, yani öldürebilmek için bir gri propaganda yöntemi uyguluyor.

Devamını Oku
06.12.2025
Tek Çin ilkesi - Wei Xiaodong

Türkiye’de Çin’in Tayvan bölgesi yaygın olarak bilinse de bu bölgeye ilişkin tarihi ve siyasi bilgiler genellikle sınırlı kalmaktadır.

Devamını Oku
05.12.2025
Cumhuriyete sahip çıkma konuşması: Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ - Hamdi Yaver Aktan

Mustafa Kemal Paşa, 3 Şubat 1933 akşamı İzmir Kordon’daki köşkte akşam yemeği sırasında Bursa’daki olayı öğrenir.

Devamını Oku
03.12.2025
Demokraside seçilenler özgür olmalı - Hüseyin Mert

Demokrasi; çağdaş yaşamın, mutluluğun, ekonomik kalkınmanın ve her türlü gelişmenin önkoşulu, altyapısı ve temelidir.

Devamını Oku
03.12.2025
İktidarın eğitimdeki U dönüşleri - Nazım Mutlu

Siyasal yaşamının toplamı çeyrek yüzyılı bulan iktidar partisinin kısa tarihi, sayısız U dönüşleriyle doludur.

Devamını Oku
03.12.2025
Tekke ve zaviyelerin kapatılması - Doç. Dr. Hüner Tuncer

Tekkeler ve zaviyeler, İslamdaki tarikatların dinsel tören, toplantı ve eğitim yerleridir.

Devamını Oku
02.12.2025
Suyun akışını sürdürmek - Dr. Anıl Yıldırım Poyraz

“Su ateşe galiptir ancak bir kaba girerse ateş onu kaynatıp yok eder.” - Mevlana

Devamını Oku
02.12.2025
21.yüzyılda Türkiye’de sosyal demokrasi - Halil Sarıgöz

Sosyal demokrat partilerin tarihsel serüvenine baktığımızda, parti programlarının yalnızca birer teknik metin değil; toplumun yönünü, siyasal aklın niteliğini ve iktidar imgelemini belirleyen kurucu belgeler olduğunu görürüz.

Devamını Oku
01.12.2025
Gıda güvenliği sistemimiz alarm veriyor - Adnan Serpen

Gıda yaşam için olmazsa olmazdır ancak kirlenirse hastalığa, hatta ölüme bile neden olabilmektedir.

Devamını Oku
01.12.2025
Buğra Gökce, Silivri'den Cumhuriyet'e yazdı

Otuz altıncı pazar...

Devamını Oku
29.11.2025
İhanetin adı barış olamaz… - Erol Ertuğrul

Güzel yurdumuzda 23 yıldır uygulanan politikalarla, üniter devlet yapımıza ve Cumhuriyetimizin kuruluş anlayışına uymayan görüşler seslerini yükseltmeye başladı.

Devamını Oku
29.11.2025
İddianame hukukla bağlı mı? - Doğan Erkan

İmamoğlu iddianamesi başından beri hukuk dili yerine tercih edilen siyasal retoriğiyle, delil boşluğuyla, rivayet anlatımlarıyla tartışılıyor.

Devamını Oku
28.11.2025
İmralı ziyareti ve TBMM - Hüseyin Özkahraman

Türkiye’de “Kürt meselesi”, etnik kimlik tartışmalarını aşan; devlet-toplum ilişkilerini, siyasal katılım biçimlerini, demokratikleşme dinamiklerini ve meşruiyet tartışmalarını doğrudan etkileyen çok katmanlı bir olgudur.

Devamını Oku
28.11.2025
Kurucu felsefeye dönüş - Mehmet Tomanbay

Son açıklanan TÜİK verileri enflasyon, işsizlik ve derinleşen yoksulluğun gittikçe büyüyen sorunlar olduğunu göstermektedir.

Devamını Oku
27.11.2025
Seçimin sakatlanması - Cihangir Dumanlı

Anayasamızın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir devlettir.

Devamını Oku
27.11.2025
Düzensiz dünya nereye gidiyor? - Nejat Eslen

Yeni bin yılın ilk yüzyılının ilk çeyreği yakında bitecek.

Devamını Oku
26.11.2025
İmralı vesilesiyle CHP dövmek - Esat Aydın

İmralı vesilesiyle CHP dövmek - Esat Aydın

Devamını Oku
26.11.2025
Eğitim sürecinde öğretme ve öğrenme - Cihat Karaali

Geçmişte eğitimciler yalnızca öğretmen değillerdi.

Devamını Oku
26.11.2025
Radbruch formülü ve Türkiye bağlamı - Başar Yaltı

Daha önce bu sütunlarda yayımlanan “Adaletsizliği Görmek” (Cumhuriyet, 07.11.2025) başlıklı yazımızda; adalete giden yolun adaletsizliği görmekten geçtiğini, bir hukuk düzeninde karar veren konumundaki tüm görevliler ile hukuk normlarını uygulayan tüm yetkililerin adaletsizliği görmek, önlemek ve adaleti yerine getirmekle görevli olduklarını, adaletsizliği görme yetisine sahip olmayanların yargıç ve savcı yapılmaması gerektiğini belirtmiştik.

Devamını Oku
25.11.2025
Türkiye Araf’ta - Gani Işık

Şimdilerde Türkiye’ye bir hal oldu; Cumhur İttifakı, İmralı ile hemhal oldu.

Devamını Oku
25.11.2025
Öğretmenim, canım benim! - Duran Güldemir

24 Kasım Öğretmenler Günü’nün anlamını ve önemini anlatmak için söylenecek çok söz var elbette ancak Ceyhun Atuf Kansu’nun “Dünyanın Bütün Çiçekleri” şiirinin bu dizeleri sanki bir başka söze gerek yoktur der gibi derin bir duygusallık içine sürüklemektedir bizi.

Devamını Oku
24.11.2025
Uçak kazasının düşündürdükleri... - Cumhur Utku

Geçen hafta Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen askeri uçağımızla ilgili bir tanımı düzeltelim

Devamını Oku
22.11.2025
Türkiye’de şap hastalığı neden hâlâ bitmiyor? - Gülay Ertürk

Türkiye’de hayvancılığın en büyük sorunlarından biri, aradan geçen yüzyıllara rağmen hâlâ kontrol altına alınamayan şap hastalığıdır.

Devamını Oku
21.11.2025
Bir döneğin anatomisi - Çiğdem Bayraktar Ör

Dün söylediğini bugün unutuyor; hayır, unutmuyor; “Dün söylediğini yutuyor”!

Devamını Oku
21.11.2025
‘Ot otlayanlar’dan bugüne - A. Celal Binzet

Günümüzün yakıcı sorunlarından birisi olan vergi, bozuk sistemin ana nedenlerinin başında geliyor.

Devamını Oku
21.11.2025
Dünya Çocuk Hakları Günü - Recep Nas

Çocuk Haklarına İlişkin Sözleşme, 20 Kasım 1989 günü Birleşmiş Milletler’ce kabul edilmiş, 2 Eylül 1990’da yürürlüğe girmiştir.

Devamını Oku
20.11.2025
CHP'nin iktidar kurultayı - Ziya Yergök

Türkiye’nin kurucu ve birinci partisi, iktidarın en güçlü adayı CHP, 28- 30 Kasım tarihlerinde 39. olağan kurultayını yapacak.

Devamını Oku
20.11.2025
Güvenlik kültürü üzerine - Gazi Zorer

Ülkemizin büyük kısmı aktif deprem kuşağında ve sıklıkla depremi yaşıyoruz ama esaslı bir deprem master planımız yok.

Devamını Oku
19.11.2025