Olaylar Ve Görüşler

Beklenen Kim? - A. Celal BİNZET

30 Ocak 2021 Cumartesi

Hep bir telaş ve geç kalmışlığın dillendirilmesiyle söylenen sözler dolaşıyor havada. Kültür ve sanatta yeterli kadroların eksikliğine değiniliyor. Yerinde bir durum saptaması. Doğrusu bunlar bir dünya görüşünün düştüğü açmazın yüksek sesle açıklanmasından başkası değil. Yeni de değil üstelik. Değişik dönemlerde birileri içinde yuvarlandıkları çıkmazdan kurtulmanın çözümü diye ortaya atıyor bunları.

Yıllar önce ünlü ve renkli bir iş insanımız, yurtdışı gezilerinde gördüklerinden sonra dönüşünde sanat yapıtları toplamaya karar vermişti. Yanında görevlendirdiği danışmanları aracılığıyla büyük paralar ayırarak zengin bir koleksiyon edindi. Bu süreçten sonra gittiği ülkelerde bu kez kendisini devlet insanlarının da karşıladığını söyleyerek aradaki büyük değişime dikkat çekmişti.

PARA YETMEZ

Önemli bir ayrım. Bir kişi, kurum ya da devlet çok paralı olabilir. Ancak tarih göstermiştir ki insanlık arenasında yer tutabilmek için yalnızca para yeterli olmuyor. Eğer anılan zenginlik, kültür ve sanatla beslenmemişse o büyük aile içinde asla yer alamıyorsunuz. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün danışmanlarından Prof. Dr. Mustafa İsen, o tarihlerde bir dergiye yaptığı açıklamada, Muhafazakâr kesimin nasıl bir demokrasi anlayışı varsa muhafazakâr estetik ve muhafazakâr sanat normlarını ve yapısını oluşturmak gibi bir yükümlülük içindeyiz” demişti. Bu eksikliği görebilmek bile başlı başına bir ilerleme sayılır.

Bizde gelenektir. Yukarılardan bir işaret gelince hemen bazıları o konuyu işlemeye başlar. Öyle de oldu. Şimdilerde terörist sayılan, bir zamanların aynı yağmur altındakilerin gazetesi Zaman’da 10 Nisan 2012 günü İskender Pala, Muhafazakârın Sanat Manifestosu” başlıklı bir bildiriye imza atmakta gecikmedi. Toplam 20 madde altında toplayıp öne sürdüğü düşünceler, sonraki yıllarda başkalarınca da dillendirilecekti.

Bunlardan ilginç olan bir ikisinde dikkat çeken çelişkileri anımsamakta yarar var. Örneğin 6. maddedeki Muhafazakâr sanat, devlet eliyle kontrole karşı çıkar” sözünü nasıl yorumlamalı?

Bugün en büyük kontrolün devlet gücünü elinde tutanlarca yapıldığını söylemeye gerek var mı? Yasaklama, sansür ya da başka adlar altında yürütülen bir politika yürürlükte.

HASTALIKLI BAKIŞ

Muhafazakâr sanat, halk ile kavga etmez. Bu bakımdan İngiltere’deki muhafa-zakâr sanat ortamını destekler ve mesela nüfusunun kahir ekseriyeti Müslüman olan bir toplumda İslami değerlere küfredilmesinden rahatsızlık duyar” sözlerini de 8. maddeye yerleştirmiş.                                                              

Bu bak
ış açısına göre eleştiriyle küfür aynı torbaya konuluyor. Kendilerine yönelik her eleştiriyi küfür sayma gibi hastalıklı bir bakış. Oysa o apayrı bir dil. Yine geçmişle bağlarımızın travmatik olarak koparılmasına değinmenin ardında Cumhuriyetimizin çağdaşlaşma sürecine dokunulmuş.

Bu maddeler okundu
ğunda tümünün gerilerde kalmış bir başka konuşmadan esinlenerek yola çıkıldığı görülür. O kişi günümüzdekilerin düşünsel önderi sayılan birisi. Yaşamında birbirinden ayrı uç noktalara savrulup en son geldiği durakta bir kimliğe bürünmüş. Biraz gerilere gidelim.

1934 yılında bir resim sergisi açılışında konuşan Necip Fazıl Kısakürek, Beklenen Sanatkâr” başlığı altında bu travmadan söz etmişti. Onu yaparken asıl amacının Cumhuriyetle hesaplaşma olduğu açıktı.

KALIPLARA SIKIŞTIRILAMAZ

Kısakürek’in ardıllarının bu kavramı pek sevdikleri anlaşılıyor. Görüldüğü gibi ülkemizdeki sığ kesimin sorunu çağdaşlaşmayla. Ama çağdaş düşünceyle yoğrulmamış kafaların gidebileceği son nokta tıkanmadır. Sanatın yaratıcı düşünce anlayışından uzağa düşenler aynı kısırdöngünün içinde kalmak zorunda. Kalıplara sıkıştırılmış şablonların egemen olduğu yerde yaratıcılığın özgürce dolaşmasına izin verilmez.

O kalıplar da savunucularıyla birlikte toplumu, tarihin karanlıkları arasında baskılamaya zorlar. Sanatçı beklemek gibi bir niyet içinde olanların bu gerçeği bilmeleri zorunlu. Yoksa ilerleyen insanlık içinde hep başkalarının gerisinde kalınır.                                                                                                                                   

A. CELAL BİNZET 


Yazarın Son Yazıları