Olaylar Ve Görüşler

Dünya 'Sol'unu Arıyor - Mete GÖNENÇ

26 Haziran 2020 Cuma

Korona adlı bir virüs dünyadaki tüm sistemleri altüst etti! Şu ana kadar edinilebilen bilgilere göre dünya genelinde 6 milyonu aşkın insan hastalandı. 400 bine yakın kişi hayatını kaybetti. Salgın büyük-küçük tüm ülkeleri etkiliyor. Aslında virüsün ölüm oranı eski salgınlara göre çok düşük. Fakat küresel dünyanın sahipsiz insanlarında yarattığı çaresizlikten doğan hasar ve panik çok büyük!

Salgının ilk olarak başladığı 1.5 milyar nüfuslu Çin’de 83 bin civarında insan hastalandı ve ülkede 5 bine yakın kişi hayatını kaybetti. Yine Güney Kore, neredeyse tüm insanlarına test yapıp sonrasında aldığı tedbirlerle hastalığı önlemede ve tedavide önemli başarı elde etti!

Neo-liberalizmi tam olarak uygulamayan bu ülkelerin durumu böyleyken küresel kapitalizmin lider ülkeleri ABD ve AB ülkelerinde tam bir panik ve çöküntü mevcut! Dayanışma ise hiç yok! Özellikle de savaş ve telefon teknolojisinde patlama yaparak gelişen sistemin gerçek yüzü, konu insanların sağlığı olunca tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı.

SINIF BİLİNCİ KAYBETTİRİLEN SOL

Ekonomide başlayan durgunluk ve düşüş ise katlanarak artıyor. Borsa spekülatörleri, stokçular, karaborsacılar, soyguncular yani insanlığın sırtındaki tüm keneler bayram ediyor. Milyonlarca insan işsiz kaldı ve bu sayı giderek fazlalaşıyor. En zengin 2 bin 153 milyarderin dünya nüfusunun yüzde 60’ından daha zengin olduğu dünyamızda, bunların servetleri artarken açlık ve sefalet çok daha ciddi boyutlara tırmanıyor!

Dünyada bir yılda yaratılan tüm mal ve hizmet toplamının 3 katına ulaşmış olan dünya borçluluk” oranı katlanarak artıyor. Şarlatan başkanıyla salgından en çok etkilenen ABD’nin uluslararası para olan doları ise çeşitli piyasa oyunlarıyla değerini artırmaya devam ediyor. Böylelikle Türkiye gibi ülkelerin ekonomisi ise daha da hızlı çöküyor.

1960’ların sonlarında başlayan süreçte, solla mücadeleyi çok iyi öğrenen küresel güçler ise sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını sarılaştırıp iyice güçsüzleştirmişlerdir. 1960’ların sonundan itibaren Fransa’da başlayan gençlik hareketleri ise bu anlamda çok önemlidir.

Ülkemizden de çok iyi hatırladığımız üzere, küçük burjuva niteliği ağır basan gençlik - kışkırtıcı ajanlar da bol miktarda kullanılarak - sosyalist hareketi sınıfsal niteliğinden uzaklaştırmak ve halktan koparmak için silahlı hareketlere sevk edilmiştir.

Böylece sol örgütler büyük ölçüde işçi ve emekçi sınıflardan koparılarak bireycileştirilmiştir. Din ve milliyetçilik ise ülkeleri bölmek ve küresel sermayeye ufak ve kolay hazmedilen lokmalar sunmak için bol miktarda kullanılmaya devam edilmektedir.

Bütün bu gelişmeler olurken küresel patronlar gelişen teknolojinin verimlilikte yarattığı artış nedeniyle sömürüyü binlerce misli artırmışlardır. Kapitalist sistemin bile özüne aykırı olarak, üretim sonucu kazanılan kaynaklar yatırım yerine finans sektörüne yatırılmakta, dünya üretimi düşerken milyarlarca insan ise açlık ve sefalet içinde yaşamaktadır.

Dünyamızdaki canlı yaşamın sürebilmesi için olmazsa olmaz, üstelik en önemli üretim girdisi de olan doğamız ise her gün biraz daha yok edilmektedir. Bırakın düzen partilerini, aslında çoğu da bu düzenin dışında olmayan muhalefet partilerinin bile geçerli bir çevre programı, özellikle de söylemi bulunmamaktadır.

İRDELEME VE YÜZLEŞME

Bu koşullarda aklı başında olan herkesin bildiği gibi insanlığın hatta canlı yaşamının tek kurtuluşu sosyalizmdedir! Ancak ülkemizdekiler de dahil olmak üzere, 1960’ların sonlarından itibaren sosyalist örgütler, bilimsel eğitim, tartışma, eleştiri ve özeleştiriyi neredeyse unutmuşlardır. O günden bu yana süren bu durum nedeniyle de değişmez liderleriyle solum” diyen bu örgütlerin halktan uzaklaşması tüm hızıyla devam etmektedir.

Örneğin ilk sosyalist devrim 1917’de Lenin ve yoldaşlarının liderliğindeki Sovyetler Birliği Komünist Partisi (SBKP) tarafından gerçekleştirmiştir. Aynı SBKP’nin 74 yıl sonra nasıl olup da kapitalizme dönüş yaptığı ve de eski KGB ajanı Putin’in, yeni Rusya’nın yeni çarı olduğu bu partilerin tartışma konuları dışındadır. Yine, küresel kapitalist toplumda değişen sınıf özellikleri, giderek sendikasızlaşan, bilgisayar başında çalışmaya başlayan işçi sınıfıyla gelişen teknoloji ve iletişim koşullarında nasıl iletişim kurulacağı da bu örgütleri ilgilendirmemektedir.

İrdelenmesi gereken en önemli konu ise sosyalist sistemlerin niçin başarısız olduğu ve tarihsel sürecin en azından biz sosyalistlerin öngörmediği şekilde geriye mi yürüdüğüdür. Birçoğunu gördüğüm eski sosyalist ülke halkları, durumlarından hiç de memnun olmadıkları halde, bırak özlem duyup sosyalist sistemi geri getirmeyi, çoğunlukla onun adını bile anmamaktadırlar.

Bugünkü paramparça hallerinden de açıkça göneceği üzere bireycilik, din, milliyetçilik vs. kapitalist sistemden kalan yapısal özelliklerinin de hiç değişmediği açıkça görülmektedir. Kısacası sosyalizm denemeleri insan yapısını değiştirmeyi başaramamıştır.

KAÇINILMAZ GÖREV

Küresel kapitalizm, her gün biraz daha dünyayı ele geçirmekte ve içinde yaşadığımız korona salgınında da açıkça görüleceği gibi insanlığı sona doğru yaklaştırmaktadır. Küresel sistem içindeki ülkelerin ise artık sosyal politikalar uygulaması, Çipras örneğinden de açıkça görüleceği gibi mümkün bulunmamaktadır.

Sol hareketin hem ülkemizdeki hem de dünyadaki geçmiş başarı ve başarısızlıklardan da ders alınarak- özellikle de çevre hareketlerini de sol hareketin bir parçası yaparak - sol hareketi diriltmek, insandan, canlıdan, doğadan yanayım diyen dünya ve ülkemizdeki her düşünen insanın kaçınılmaz görevidir.

METE GÖNENÇ
ESKİ İZMİR DEFTERDARI



Yazarın Son Yazıları