Olaylar Ve Görüşler

Düşüş, dönüşüm, çöküş - Feridun ANDAÇ

28 Haziran 2022 Salı

Hiçbir şeye katılmayan, susan, ötede duran insanların yazgıcı duruşuna şaşırmamak gerek. Yani susan yığınlar ülkesinde ateşin kıyısında duranlar, içinde olanlar, bir de farkında olmayanlar var. Olagelen savaşların yansımalarını ekonomik darboğaz, çatışmalar, dönüşmeler olarak yaşıyoruz. En az savaştan geçmişçesine hırpalanan bir toplum...

Türkiye henüz “kontra terörizm”i yaşamıyor. Bu bir biçimde 1980’li, 90’lı yıllarda yapılmaya çalışıldı. ABD’nin PKK terör örgütünü buna hazırlaması, istenilen sonuçları vermedi. Bu kez ibre İslama döndürülerek yapılmak istendi. ABD’nin stratejistleri bir tür ayak değiştirdi. Hizipleşmeyi İslam üzerinden yapmak istediler. Bu sistematik işleyiş öncelikle ordu eliyle yapıldı, “28 Şubat” süreci bunun hazırlığıydı. İktidarın el değiştirmesi için zemin yaratılmıştı. Seçim göstermelik bir “oyun”du. El değişiminde aktörlere görevler verilmişti. Sahte özgürlükçü söylemler, Batı’ya şirin görünme çalışmaları. Bunun için propaganda aygıtları çalışmış, toplumun her kesiminde, devletin her kademesinde yeni dönemin adı konulmuştu: “Yeni Türkiye”

DIŞA BAĞIMLI BİR TÜRKİYE

Türkiye; üretmeyen ama sürekli tüketen bir “kargo ülkesi”ne dönüştü. Türkiye’nin geldiği, getirildiği durumu anlamadan, ABD’nin ülkemizde ne yapmak istediğini kavrayamayız. Siyasal, toplumsal yaşamımızın seyri, gelinen durum, toplumun her kesiminde görülen/yaşanan altüst oluş irdelendiğinde nasıl bir çözülme/çöküş girdabında olduğumuzu görebiliriz. Büyük çöküşler, çözülmeler, tarihten silinmeler artık topla tüfekle yaşanmıyor. Yaşadığımız her türlü kriz (siyasette, eğitimde, ekonomide, kültürel-toplumsal yaşamda) aslında bunun bir göstergesidir. ABD merkezli uluslararası düzen, her yere ulaşabiliyor. Bu da ABD dış politikası ve ABD sermayeli şirketler aracılığıyla kotarılıyor. Siyasi arenada ve sermaye piyasasındaki yerel ortaklarla yapılan yeni sömürgecilik/bağımlı kılma anlayışı, ulusların düşüşüne de neden oluyor. 

Türkiye bu kıskaçtadır. Kaynakları yağmalanmaktadır. İşbirlikçi zihniyetlerin yönetimi her bakımdan ABD’nin güdümüne girmiştir. Sistem şu an “kukla” durumundadır. Yasama, yürütme, yargı budanmıştır. Göstermelik duran kurumsal yapılar işlevsizleştirilmiştir. Otokratik yönetim anlayışı her alanda kendini gösterdiği gibi, ülkemizin sürekli kan kaybetmesine de neden olmaktadır. Türkiye, ABD’nin ve uluslararası sermayenin kontrolünde bir ülkeye dönüşmüştür. Demokrat Parti’yle başlayan bu süreç, nihai aşamasına gelmiştir.

Cumhuriyet elitlerinin denetimindeki devlet aygıtları bir bir kan kaybederken, kendisini laik veya liberal olarak tanımlayan yerli ve işbirlikçi sermaye de kabuk değiştirerek, Cumhuriyeti savunma refleksini yitirerek yeni düzenin uydusuna dönüşmüştür. Ürkek, sinik, kendini koruma güdüsünde, çarkını döndürmenin efendisi pozunu takınmıştır.

‘ÇÖKÜŞ’ SENARYOSU

Düşüş, dönüşüm ve çöküş olarak tanımlayabileceğimiz üç evrenin adım adım yaşandığı tarihsel toplumsal süreçleri anlamanın yolu, ABD’nin müdahaleci bir güç olarak ülkemizdeki egemenliğinin nedenlerini kavramamıza da yardımcı olur. Bu nedenle, mevcut güdümlü iktidar, hiçbir zaman muhalefeti istemez. Hele hele sosyal demokrasiden nefret eder. Siyasetini düşman yaratmak üzerine kurduğundan, ötekileştirme en etkili araçtır. İhtimal, “çöküş” senaryosu yeni bir “kriz”le gündeme getirilecektir. Bunun da kendi içinde birtakım evreleri, hamleleri olabileceği unutulmamalıdır. 

FERİDUN ANDAÇ

YAZAR


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları