Olaylar Ve Görüşler

Düzen gereği tutuklamalar

30 Mart 2020 Pazartesi

Kimileri gerekeni yapmaz, gerekmeyeni yapar. Böyle yapandan gün gelir hesap veren de olur, kaçacak delik arayan da. Yasalar vardır ama genelde yenginler ve zenginler yararına işleme konur. Hapishaneleri daha çok iki tür insan doldurur: Yoksullar ile muhalifler.

PROF. DR. TÜRKKAYA ATAÖV 

Bu yazıda “düzen” sözcüğü tekelci sermaye yararına baskı kavramını simgeliyor. Sermaye ya da kapitalizm sözcükleri de yeterince açık değil. İrlanda kökenli oyun yazarı ve düşünür G. Bernard Shaw, onların yerine “proleterleştirme” sözcüğünü öneriyor. Biz “yoksullaştırma” diyelim; gitgide zenginleşen küçük azınlığın yaptığı gerçekte bu çoğunluğu yoksulluğa itme. Böyle bir düzenin gereği olarak muhaliflerin tutuklanmaları doğal ve kaçınılmazdır. Ne her tutuklanan suçludur, ne de her suçlu tutuklanır. Tutuklananın bir bölümü de suçlu olabilir. Tutuklamanın ve özgürlüğün nedenleri başkadır.

ABD idamda birinci 

Kimileri gerekeni yapmaz, gerekmeyeni yapar. Böyle yapandan gün gelir hesap veren de olur, kaçacak delik arayan da. Yasalar vardır ama genelde yenginler ve zenginler yararına işleme konur. Hapishaneleri daha çok iki tür insan doldurur: Yoksullar ile muhalifler. Çoğunluğu yoksullaştıran düzen okul ve hastane yerine hapishane yapmak, onları büyütmek ve yenilerini eklemek ister. Bu uğraşta, ayrıca idam cezasında ABD dünya birincisidir. Ölüp gittikten sonra suçsuz oldukları anlaşılanlarda da birincidir. Sendikacılar Sacco ve Vanzetti idamlarının haksız olduklarını tüm dünya ta başından beri biliyordu. Nâzım’ın 1927’de yazdığı gibi, “Yeni Dünya’da düştüler eski zulmün pençesine”. Yoksulla muhalifin hapse tıkılmaları sömürgen toplumun aynası, doğal silâhıdır. Tutukevlerinin anahtarları büyük para-babalarının ve onlar adına karar verenlerin elindedir.

Düzenin hastalık belirtileri 

Yönetilenler bundan memnunsalar, sonuçlara katlansınlar; memnun olmayanlar muhalefet eder, ama adi suçlu gibi değilse de, muhalif olarak kodesi boylarlar. Her muhalif de içeri tıkılmaz. Dışarıda kalan da etkilenir; susan susar, susmayan susmaz. Düzenin istediği “Bana ne zaman sıra gelir?” diye düşünmesidir. 1960’da “NATO’yu tartışmalıyız” bile diyemiyorduk. Ben bu iki sözcüğü ağzıma aldım diye yandaş bir gazetenin yazdığı şuydu: “Biz böylelerini Karadeniz’in dibine yollamasını biliriz!” Sartre’ın Küba üstüne kitabını Ankara Radyosunda tanıttım diye açılan ceza davası beraate değin yıllarca sürdü. Tutukevleri ve yaşanan sorunlar düzenin hastalık belirtileridir.

Hak-hukuk-adalet 

Fichte’nin bir sözü var: “Kötülük zamanla bir rütbe olur.” Baskıcı düzen sömürüyü, vurdumduymazlığı ve aldatmayı birer erdem gibi kabullendirme peşindedir. Toplum adi suçlulara karşı, suçsuzlar da iktidara karşı korunmalıdır. Eleştiri ondan yararlanmasını bilen için bir nimettir. Eksikler, yanlışlar yalakalardan değil, muhalefetten öğrenilir. ABD Başkanı Nixon’un muhalefeti gizli ve yakışıksız yollardan dinleme yöntemini iki gazeteci bulup ortaya çıkarmıştı. Kongre’nin Hukuk Kurulu Başkanı’nın azledilebileceğini açıklayınca, Nixon görevden istifa etti. Kongre’yi harekete geçiren halkın tepkisiydi. Çöküp gitmek istemeyen iktidar, seçmenin kendine sahip çıkana yakınlaşacağını bilmeli ve kendini hak-hukukadalet yolunda yenilemelidir.


Yazarın Son Yazıları