Olaylar Ve Görüşler

Felaketlerde insan etkisi - Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

15 Ağustos 2021 Pazar

Son 20 günde Karadeniz’de sel felaketleri, Akdeniz ve Ege’de orman yangınları çok ciddi can ve mal kayıplarına neden oldu. Diğer taraftan doğanın tahrip edilmesine bağlı ortaya çıktığı belirtilen koronavirüs salgını yaşamı felç etti. Bütün felaketler birer sonuç ve tabii nedenleri var. Doğanın kendi işleyişi dün de vardı bugün de var. Ancak başta Karadeniz’deki yağış sonrası oluşan sellerin çevre ve yaşam üzerine bıraktığı sonuca tamamen insanın yerleşim yeri seçimi ve doğanın 100, 200 yılık işleyişi dikkate alınmadan yapılaşmaların neden olduğu görülmektedir. Ancak hepsinden çok seller, yangın ve koronavirüs olguları ekosistemin anlaşılmadığını ve ona göre de önlem alınmadığını gösteriyor. 

DOĞRU YERE AKTARILSAYDI...

Ekoloji gözü ile gelişmeleri analiz eden herkes bu gerçeği bütün çıplaklığıyla görür. Birçok ülkede seller oluşuyor, daha büyük orman yangınları da oluyor. Ancak bizdeki gibi kimse derelerin içine 10 katlı bina yerleştirmiyor. Bizde ise dere yatağına sıfır giriş katları olan bina yapılıyor. Sellerin akış yolu üzerindeki küçücük, menfez, köprü, suyun akacağı mazgallar selin büyüklüğüne göre planlanmadığı halde “günah keçisi” iklim değişikliği. Ya insanın doğanın yasalarını bilmeden yaptığı birçok plansız, programsız, çarpık işler? 

Evrenin ve doğanın işleyişini anlamazsak doğru planlama ve strateji geliştiremeyiz. Sanırım ülkemizin sorunu bu bağlamda çok büyük.

İnsanoğlunun içinde yaşadığı doğayı, toprağı, suyu ve soluduğu havayı daha iyi anlaması gerekmektedir. Dünyamız dün olduğu gibi bugün de sürekli değişim içinde, bir tarafta ısınıyor, bir tarafta soğuyor ve iklim değişikliği sürekli yaşanıyor. Yarın daha çok iklim değişikliği ve olumsuz etkileri görülecek. Sorun bugünden öngörüde bulunmak ve yarını planlamaktır. 

Haberlere bakıldığında her felaket bölgesinde binlerce insan mağdur, onlarca hava aracı, kara aracı, personel gece gündüz yardım etmek için seferber oluyor. Bu kadar uğraş ve çaba doğanın işleyişine uygun olmayan yapı sorununu çözeceğe benzemiyor. Büyük ekosistem ve işleyiş felsefesi anlaşılmadan insanlığa rahat olmayacak gibi görünüyor. Bu kadar bedel ve masraf bilimsel anlayışa uygun bir şekilde önceden işi bilen bilim kuruluşlarına harcansaydı, işi bilen nitelikli liyakatli insan yetiştirilseydi daha az sorun yaşayacağımız muhakkaktı. 

EKOSİSTEM YAŞANMAZ HALE GELİYOR

Ekosistemi olumsuz anlamda etkileyen her türlü atık, benzer şekilde orman varlığımızı da tehlikeye atmaktadır. Kentlerden toplanan çöplerin yakın geçmişe kadar ormanlık alanlara rasgele bırakılması, ormanların yakılması sonucu birçok canlının yaşam alanının kaybolması, ormanların ve anızların yakılması hem toprağın hem de üstündeki canlıların yaşama haklarının ihlal edilmesi ile sonuçlanmaktadır.

YAŞANANLAR SORGULANMALI

Yeryüzünü korumak ve kollamak için herkesin bir bekçi, bir komiser, bir müfettiş gibi davranması gereklidir. Bir bekçi gibi etrafındaki çevresel sorunları tespit edecek şekilde dikkatli olması; korunup korunmadığını izlemek için bir komiser gibi davranması; yapılan yanlışları ve aksaklıkları belirleyip enine boyuna incelemesi ve varsa sorunları ilgili yerlere iletmesi yönünden bir müfettiş gibi davranması gerekmektedir. Bu dünyada, bu doğada yaşıyorsak doğanın korunmasından ve sürdürülebilirliğinden hepimiz sorumluyuz demektir. 

Çevre ve iklim değişikliği konusunda doğa felsefesinin söyleyeceği çok şey bulunmaktadır. İnsanın doğa ile olan ilişkisi bugün hâlâ tartışmaya açık olmakla birlikte, insanın geçmişte yarattıklarının ciddi anlamda sorgulanması gerekmektedir. 

Bu duruma yönelik olarak 1854 yılında ABD başkanı Franklin Pierce’a mektup yazan Kızılderili kabilesinin reisi Seattle sorunu ve çözümü olan doğru yaklaşımı tek cümlede özetlemiştir: “Doğa insana ait değil, insan doğaya aittir”. İnsan doğaya hâkim olduğu algısıyla doğanın yapısını bozmuş ve bozmaya devam etmektedir. Bunun sonucunda, bugün çok daha şiddetli çevresel sorunlar ile karşı karşıya gelinmektedir. 

Özet olarak teşhis edilmeyen, anlaşılamayan hiçbir soruna çözüm üretilemez. Her olaydan ders alıp bir daha böyle acıları yaşamamak gerekir.

PROF. DR. İBRAHİM ORTAŞ 

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları