Gazetecilikten işçi sağlığına uzanan bir tanıklık - Emeğin sesi: Şükran Soner - Çağatay Güler
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Gazetecilikten işçi sağlığına uzanan bir tanıklık - Emeğin sesi: Şükran Soner - Çağatay Güler

02.09.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Şükran Soner’in gazetecilik çizgisinde işçi hakları, sendikal örgütlenme ve işçi sağlığı–iş güvenliği olağan bir uzmanlık alanının ötesinde, yaklaşık 60 yıllık mesleki tanıklığının temel dayanaklarıdır.

Soner, gazeteciliğinin erken dönemlerinden itibaren çalışma yaşamını sahadan izledi. Özellikle 1960’ların sonlarından başlayarak fabrikalardaki sendikalaşma mücadelelerini, grevleri, toplusözleşmeleri ve işveren baskılarını haberleştirdi. Kendi anlatımına göre, Cumhuriyet’te hazırladığı haftalık işçi sayfasında, 15-16 Haziran (1970) olaylarından sonra işverenlerin oluşturduğu kara listeler nedeniyle işten çıkarılan işçilerin durumlarını anlatıyordu.

Image

TARİHE TANIKLIK 

Bu nedenle Soner’in yazıları yalnızca gazetecilik ürünü değil, aynı zamanda Türkiye’nin 1960’lardan günümüze emek tarihinin birinci elden tanıklıkları olarak değerlendirilebilir. DİSK’in kuruluş ve gelişme dönemini, Türk-İş içindeki hareketleri, Maden-İş’i, Kemal Türkler’i, 15–16 Haziran direnişini ve sonraki sendikal mücadeleleri doğrudan izlemiştir. Özellikle 15–16 Haziran’ı yalnızca DİSK’in değil, Türk-İş üyesi çok sayıda işçinin de katıldığı geniş bir işçi hakları ve sendikal özgürlük hareketi olarak nitelendiren tanıklığı önemlidir.

Ayrıca Soner uzun yıllar Türkiye Gazeteciler Sendikası’nda (TGS) yöneticilik yapmış ve bir dönem genel başkanlık görevini üstlenmiştir. Dolayısıyla işçi hakları konusundaki katkısı yalnızca gözlemci gazetecilikle sınırlı değildir; kendisi de sendikal örgütlenmenin içinde yer almıştır.

‘BU DÜZEN BÖYLE Mİ GİDECEK?’ 

Halk sağlığı açısından bakıldığında Soner’in gazeteciliğinin özellikle dikkate değer bir yanı vardır: İş kazalarını münferit olaylar olarak değil, çalışma koşulları ve sosyal politika ile ilişkili yapısal bir sorun olarak ele alan ilk aydınlarımız arasındadır.

Soma faciasından sonra yazdığı 2014 tarihli “Bu düzen böyle mi gidecek?” başlıklı yazısı bunun çok açık örneklerinden biridir. Soner burada Türkiye’de iş kazalarının yüksekliğine karşılık meslek hastalıklarının resmi kayıtlarda olağanüstü düşük görünmesi sorununa dikkat çekmektedir. Başka bir ifadeyle, meslek hastalıklarının bulunmamasının değil, yeterince tanınmaması, saptanmaması ve kaydedilmemesinin üzerinde durmaktadır.

Aynı yazıda 1970’lerde izlediği önemli bir işçi sağlığı olayını aktarır: Kurşun kullanılan bir fabrikada çalışanların kronik kurşun zehirlenmesine uğradıklarının hastane raporlarıyla ortaya konması ve dönemin Çalışma Bakanı Bahir Ersoy’un gerekli sağlık önlemleri alınana kadar fabrikayı kapattırması. Soner, işçilerin sağlıklarının korunması ile işlerini kaybetme korkusu arasında nasıl sıkıştıklarını çok iyi vurgular. Bu örnek, günümüzde “sağlık-iş güvencesi çatışması” diye tartışmayı sürdürdüğümüz sorunu oldukça erken bir tarihten belgelemektedir.

EMEK MÜCADELESİNİ GÜNDEME TAŞIDI 

Tersanelerdeki kötü çalışma koşulları ve “iş cinayetleri”, taşeronlaşma, kayıt dışı çalışma ve sendikasızlaştırma da Soner’in tekrar tekrar gündeme taşıdığı konulardır. Böylece işçi sağlığını ücret ve sendika hakkından ayrı değil; örgütlenme, iş güvencesi, çalışma koşulları ve sosyal devlet bütünlüğü içinde değerlendirmiştir.

Sendikalaşma, grev ve toplusözleşme mücadelelerini uzun yıllar izlemesi, olayların doğrudan gazeteci tanığı olması ve sonraki kuşaklara aktarması, kara listeler, işten çıkarmalar ve sendikasızlaştırmayı belgelemesi, iş kazaları ve meslek hastalıklarını sürekli gündemde tutması, Türkiye’deki yetersiz kayıtların gerçek hastalık yükünü yansıtmadığına dikkat çekmesi, koruyucu ve önleyici önlemlerin maliyet gerekçesiyle ihmal edilmesini eleştirmesi, ölümlü iş kazalarını çalışma düzeninin yapısal sonuçlarıyla ilişkilendirmesi, TGS yöneticiliği ve genel başkanlığıyla örgütlü emek hareketinin içinde bulunması, işçiler ve sendikacılarla yaptığı görüşmelerle sözlü tarih niteliğinde bir arşiv oluşturmasını bilimsel bir tez konusu olarak değerlendirmek akademik sorumluluk gereğidir.

Şükran Soner’i Türkiye’de işçi sağlığı alanına katkıda bulunan kişiler arasında yalnızca “gazeteci” başlığı altında değerlendirmek eksik kalacaktır. Onun asıl katkısı, işçi sağlığının tıbbi boyutuyla sendikal haklar, sosyal güvenlik, iş güvencesi, ücret politikası ve çalışma rejimi arasındaki bağlantıyı kamuoyuna sürekli göstermesidir. Bu yönüyle Türkiye’de “emek gazeteciliğiişçi sağlığı” ilişkisinin önemli temsilcilerinden birisi olarak yol göstermeyi sürdürecektir.

Onu sevgi ve saygıyla anacağız...

PROF. DR. ÇAĞATAY GÜLER

Yazarın Son Yazıları

YENİ Parti’nin yükselişi - Ziya Yergök

Özgür Özel, CHP’nin 38. olağan kurultayında, partinin 13 yıllık genel başkanı ve son seçimde cumhurbaşkanı adayı olan Kemal Kılıçdaroğlu’nu açık farkla yenip genel başkan seçilmesine ve ardından yapılan olağanüstü ve olağan kurultaylarda da delegelerin tümünün oyunu alarak genel başkanlığını pekiştirmesine karşın, iktidar destekli bir yargı operasyonu ile görevinden uzaklaştırıldı.

Devamını Oku
14.09.2026
Bir Jöntürkün ardından - Yunus Emre

CHP’de İstanbul il başkanlığı yapmış, parti meclisi üyeliğinde bulunmuş, İstanbul milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci’yi kaybettik.

Devamını Oku
14.09.2026
12 Eylül ve insanlık suçu - Kemal Akkurt

11 Eylül 1980 akşamına kadar her gün 10-15 kişinin öldürüldüğü olaylar, 12 Eylül 1980 günü bıçak gibi kesilmişti.

Devamını Oku
12.09.2026
Okul başlangıcı ve ayrılık kaygısı - Ece Başak Karakaş

Ayrılık, çok geçmişten getirdiğimiz ve yaşamımızın farklı dönemlerinde farklı biçimlerde tekrar tekrar karşılaştığımız bir durum.

Devamını Oku
11.09.2026
Nişasta bazlı şeker kansere yol açar mı? - Ülgen Zeki Ok

Ülkemizde “nişasta bazlı şeker (NBŞ)” olarak adlandırılan ürünün birçok firmanın yaptığı usulsüzlükler sonucunda, kotasının çok üzerinde piyasaya sürüldüğü geçen günlerde ortaya çıktı ve bu durum insan sağlığı açısından önemli bir tehdit oluşturuyor.

Devamını Oku
10.09.2026
‘Aslında kalandır terkeden’ - Yüksel Işık

Murathan Mungan’ın dizeleri, oldum olası ilgimi çeker; ne zaman karmaşık bir durumla karşılaşsam şu dizeleri mırıldanırım...

Devamını Oku
10.09.2026