Olaylar Ve Görüşler

Godot’yu Beklemeyiniz - Ahmet GÖKSAN

10 Mayıs 2021 Pazartesi


Milli günlerin kutlanması tamamen yasaklanmıştı. Hiç olmazsa Cumhuriyet Bayramı’na müsaade edilmesini isteyenlere Türkiyede mi yaşıyorsunuz? İngiliz bayrağı altında yaşayan sömürge halkı olduğunuzu unutmayınızyanıtı veriliyordu. İstiklal Marşı da yasak edilmiş, Kral Marşı’nı söylemek zorunlu kılınmıştı.” 

Dr. Fazıl KÜÇÜK


1982  Ulusal şairlerimizden Behçet Kemal Çağlar’ın yıllar önce İstanbul Radyosunda Bitmez Tükenmez Anadolu programı yayımlanıyordu. Bizlere Türkiyeyi sevdiren programlardan bir tanesi olduğunu belirtmek istiyoruz. Bu konuya neden geldiğimize gelince son dönemde yaşanan karşılıklı iletişimsizlikten kaynaklanan gereksiz tartışmalardır.

Şimdi doğru oturup doğru konuşmamız gerekiyor. 27-29 Nisan 2021 tarihleri arasında Cenevrede yapılan görüşme süreci sonrasında sonuç alınmasını beklemek Godotnun gelmesini beklemeye koşut bir yaklaşım olacaktı. Bugüne değin izlenen görüşme süreçlerinde uygulanan yanlışlıklar sonuç almanın önündeki engeller olarak karşımızda durmaktadır. Görüşmelere gidilirken alt komiteler kurulmadan bugüne değin süreçlerin başlatılmış olması yanlışlıkların en büyüğüdür. Liderlerle hangi konu görüşülecekse komitelerin konuları olgunlaştırmaları gerektiği için konunun uzmanı olunmasına gerek yoktur. Yıllardır yapılan yanlış yaklaşımların Cenevrede de yaşanmış olması çözümsüzlüğün sorumlusunun taraflardan öte BM genel yazmanı olduğunu göstermektedir.

UNUTULAN GERÇEKLER

Bu yaklaşımı ayrıca ben yaptım oldu mantığının bir çeşidi olarak da okumak olasıdır. 1964 yılının mart ayından itibaren BM adına belirli dönemlerde adada görev yapmış olanlardan bir bölümü görev süreleri içinde yanlı davrandıklarını itiraf ederek anılarında yazıyorlar. Böylece Kıbrıs uyuşmazlığının da kendilerinden kaynaklandığını kabul etmiş oluyorlar. Bu anılar biraz da olsa züğürt tesellisi oluyor. Aynı yanlışta ısrar edilmesinin bir numaralı sorumlusu BM genel yazmanlarının şahsında adı geçen kurumdur.

Cenevre görüşmeleri öncesinde Kıbrıs Türklerinin kendi içlerinde olası çözüm konusunda uzlaştıklarını ne yazık ki söyleyemiyoruz. Partilerini sol olarak tanımlayan Türk ve Rum partileri olası bir çözüm konusunu tartışıyorlar. Bir süre önce her iki tarafın başkanlarının aynı sol ideolojiden gelmiş olmalarına karşın çözüm konusunda uzlaşamadıkları biliniyor. Annan’ın belgesinin oylandığı günlerde benzer ortaklıklar yaşanmıştı. Türk solunun unuttuğu husus, AKELin, adanın Yunanistana bağlanması konusunda partisinin genel kurul kararı olduğudur. Bu oylama sonrasında Kıbrıs Türklerinin varlığı geçici süre için de olsa kabul edilerek sempati toplamakla yetinilmiştir.

Unutulmaması gereken en önemli husus ise Türkiye Cumhuriyetinin yalnız Kıbrıs Türklerinin değil Kıbrıs Cumhuriyetinin de garantörü olmasıdır. Kurulacak olası devletin 1960 öncesindeki yapıyı aratacak noktada olmaması gerekmektedir.

Her iki taraf için de geçerli olan karşılıklı güvenin sağlanamadığı noktada bizler Kıbrıs konusunda daha çok yazı yazarız. Bundan sonraki görüşmelere giderken, son olarak yapılan dengesiz çıkışlarla karşılaşmak istemiyorsak, Kıbrıs uyuşmazlığı konusunda donanımlı ve yeterli bilgi sahibi olmamız gereklidir. Aksi halde dünyanın jandarması olan Amerikan başkanı gelir Ermeni konusunda olduğu gibi ortamı karşı tarafın lehine çevirecek davranışlarla yol göstermeye çalışır. Sonrasında istasyondan kalkan trenin arkasından bakar dururuz.

NİTELİKLİ SAVUNMA ŞART

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Cenevredeki resmi olmayan görüşmelerde istenen sonuca yaklaşılamadığı gerçeği ile yüzleşiyoruz. Karşımızdaki unsurun temsilcileri BM kararlarının arkasına saklanarak günü kurtarmayı marifet zannettiler. Buna karşın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar bugüne değin Türk tarafının BMye sunduğu belgelere ek olarak uyuşmazlığın çözümü için iki devletli bir yapının kurulması önerisini sundu.

BM ilkelerine göre uzun soluklu olarak yaşanan uyuşmazlıkların çözümü için var olan durumun kabulü öngörülmektedir. Adada gerçek çözüm isteniyorsa bu kurala işlerlik kazandırılması gerekiyor.

Yukarıdaki ilke kabul edilmediği takdirde, tarafların kendi sorumluluklarını üstlenerek çalışma yapma zamanı geldi de geçiyor bile...

AHMET GÖKSAN

ESKİ KIBRIS TÜRK KÜLTÜR DERNEĞİ GENEL BAŞKANI


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları