Olaylar Ve Görüşler

Hegemonya savaşı

26 Kasım 2019 Salı

Yazar: Prof. Dr. Muhteşem Kaynak

Özellikle neo-liberalizmin geçerli olduğu koşullarda, devlet ve toplumda meydana gelen değişmelerin analizinde son derece önemli olan bir kavram, ünlü düşünür Antonio Gramsci tarafından kullanıldığı bağlamda “hegemonya”dır. “Hegemonya”, “hâkimiyet”ten farklı bir kavramdır. Hâkimiyet, doğrudan ya da dolaylı bir şekilde zor kullanmayı anlatan bir kavramdır. Buna karşılık hegemonya, bir kişinin, bir grubun ya da bir partinin, diğerleri üzerinde kendi değerlerini kabul ettirmesi, yaygınlaştırması ve böylece ortak bir duygunun inşa edilmesidir. Değerleri kabul edenler bu işi kendi rızaları ile gönüllü olarak kabul etmektedir. İnşa edilen bu ortak duygu tabi gruplar tarafından terk edilmediği sürece hegemonya da devam etmektedir. Dolayısıyla, iktidara talip olan bir partinin öncelikle yapması gereken, kendisini iktidara taşıyabilecek kitle üzerinde kendi hegemonyasını oluşturmasıdır. 

Hegemonyanın araçları

Kapitalist toplumlarda çoğunluğun rızasını sağlamaya yardımcı olan kurumların başında medya gelir. Bu nedenle, iktidardaki yöneticiler de medyayı kullanarak halkın kendi değerlerine, düşüncesine ve kültürel etkinliklerine aşina olmasını sağlayarak halk üzerindeki hegemonyasını güçlendirmeye ve pekiştirmeye çalışır. Bu bakımdan yöneticiler, medyanın yanı sıra diğer yardımcı kurumlar olarak, eğitimden, yargıdan, aileden, ibadethanelerden, sendikalardan, meslek ve diğer sivil toplum kuruluşlarından ve hatta bir kısım halkın bir araya geldiği birahanelerle kahvehanelerden bile yararlanırlar. Yönetim erkinin faaliyette bulunduğu kuruluşlar ve yerler, halkı iktidara baskıdan çok rıza ile bağlayan hegemonik aygıtlar oldukları için halk üzerinde baskı görülmez ve baskıdan doğabilecek olası başkaldırılar da önemli ölçüde engellenmiş olur.

Yöneticiler, düzenledikleri toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde genelde duygular üzerine odaklanırlar. Çünkü insanlar bir konu hakkında mantıksal olarak karar vermekte zorlandıklarında duygularına göre hareket ederler. Özellikle seçim dönemlerinde, önünde çok fazla seçenek bulan seçmen, eğer başından beri ideolojik bir seçime sahip değilse duygularıyla hareket edecek ve ona göre seçim yapacaktır. Bu bakımdan liderler, propaganda faaliyetleri ve seçim konuşmalarında, oluşturdukları pankartlarda ve konuşmalarındaki ses tonlamalarında dahi kitlenin duygularını yönetmek, onların duygusal dünyalarında hegemonya kurmaya yönelik davranırlar. Amaç, lidere ilişkin bir aidiyet duygusu uyandırmak ve halkta bu yönde sempati oluşumunu hazırlamaktır.

Mikro iktidardan makro iktidara

İktidar mücadelesinde muhalif partilerin yararlanabilecekleri alanların başında yerel yönetimler gelir; çünkü merkezi gücün elindeki hegemonyanın çatlatılabileceği ve kendi hegemonyasını adım adım oluşturabileceği asıl yerler yerel yönetimlerdir. Mikro iktidarlar olarak düşünülmesi gereken yerel yönetimlerden makro iktidara yürünebilmesi, yani buradan ülke yönetimine kavuşabilmesi, bu alanda en önemli adım olan “hegemonya” savaşından galip çıkılabilmesine, bu alanda merkezi gücün sürdürdüğü hegemonyaya karşı üstün gelinebilmesine bağlıdır. Bu bağlamda, yerel yönetimler yani belediyeler sahip oldukları mücadele gücünün farkında olmalı ve bunu harekete geçirmelidirler. 

Gerçekten belediyelerin uyuyan bu gücü harekete geçirebilecek çok fazla yetkileri ve hareket alanları vardır. Merkezi hükümet gibi yerel yönetimler de il bazında adeta her şeyden sorumludurlar ve halkın karşı karşıya kaldıkları sorunları çözmede dürüst ve adil bir şekilde davrandıkça, halkın da benimseyeceği yöntemlerle başarılı oldukça iktidara o kadar yakın olacaklardır. Zira söylemleri, düşünceleri, anlayışları ve uygulamaları, halk tarafından kendi değerlerinin, anlayışının ve uygulamalarının canlı simgeleri gibi algılanacak, böylece belediyelerin gerçekleştirdikleri halkın rızasını alacak, onlar tarafından kabul görecek, kısaca, kendilerinin hayata bakışları ve algılamalarıyla, yöneticiler dahil tüm belediye çalışanlarının da hayata ve olaylara bakışları ve algılamaları arasında bir fark olmadığının ayrımına varacaklardır. 

Belediyeler, halkın rızasını kazanan şeffaf, dürüst ve katılımcı eylem ve anlayışını sürdürdükçe, liderlikleri güçlenecek, sahip oldukları ahlaki ve kültürel değerleri halk tarafından paylaşıldıkça iktidar yolu daha kolay açılacaktır. Belediyeler ile halk arasında kurulan bu ilişkide, halkın değerlerini de dikkate alan işbirliği ve ikna süreci önemli bir yer tutmaktadır. Yerel yönetimler olarak belediyelerin bu kapsamda yapabilecekleri çok şey vardır. İlgili kanunda belirtildiği gibi belediyeler, imar, su, kanalizasyon ve ulaşım gibi kentsel altyapı, çevre ve çevre sağlığı, zabıta, itfaiye, acil yardım, şehir içi trafik, ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar, konut, kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor, sosyal hizmet ve yardım, meslek ve beceri kazandırma, ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açabilir. 

Dahası, “okul öncesi eğitim kurumları açabilir; devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatını ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir, sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir... Gerektiğinde öğrencilere, amatör spor kulüplerine malzeme verir ve destek sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurtiçi ve yurtdışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan sporculara belediye meclisi kararıyla ödül verebilir. Gıda bankacılığı yapabilir.”

Sonuç

Belediyelerin burada sayılan tüm işlemleri gerçekleştirebilecek yeterli sayıda ve nitelikte uzmanı olmayabilir. Böyle bir durumda belediyeler, kendisine gönüllü olarak yardım edebilecek sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları, sendikalar, üniversiteler, alanlarında uzman kişiler, örneğin, hukukçular, şehir plancıları, mimarlar, mühendisler, sosyologlar, iktisatçılar, işletmeciler ve benzerleri ile sürekli işbirliği ve iletişim içinde olmak zorundadırlar. İktidara giden yol, yerel yönetimler vasıtasıyla sağlanacak “hegemonya” gücü tarafından gerçekleştirilebilecektir. Çok güçlü bir “hegemonya” kuvvetine sahip merkezi yönetime üstün gelmede muhalefetin en önemli, hatta tek çıkış noktası da budur, yani belediyelerde göstereceği davranışlar ve uygulamalar sonucunda elde edeceği hegemonya ve bunun yaratacağı başarılardır.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları